Yazarın politik çizgisiyle paralellik gösteren şiirlerinin temelinde özgürlük, baskı, şiddet, uyanış, toplumsal eşitsizlik gibi sorunlar yer alıyor. Spartaküs şiiri ise favorim.
Kendisi de bir cerrah olan Shlain,bu kitapta sanat tarihçiliği yapmaktan ziyade,modern nörobilim ve evrimsel biyoloji bulgularını kullanarak da Vinci’nin nörolojik yapısının haritasını çıkarmaya çalışıyor.Shlain’in ana argümanı,insan beyninin evrimsel sürecinde sol yarım kürenin (analitik,dilsel,doğrusal) baskın hale geldiği ve bu durumun insanlığı "sağ yarım kürenin" (bütüncül, sanatsal,sezgisel) yeteneklerinden biraz uzaklaştırdığı yönündedir.Yazar,Leonardo da Vinci'yi insanlık tarihinin en büyük "bütünleşmiş beyin" örneği olarak sunar.
Da Vinci; sol beynin getirdiği mekanik, geometrik ve analitik keskinlik ile sağ beynin getirdiği estetik,mekânsal ve örüntü tanıma yeteneğini eşi benzeri görülmemiş bir dengede kullanabilmiştir.Shlain buna "bütüncül beyin" adını verir.Bir cerrah gözüyle Shlain,Leonardo’nun hayatta kalan not defterlerini (kodekslerini) ve davranışsal özelliklerini inceler.Ortaya şu ilginç nörolojik tabloyu koyar:Solaklık ve Tersten Yazma: Leonardo solaktı ve notlarını ayna simetrisinde (sağdan sola) yazıyordu. Shlain, bunun beynindeki dil merkezlerinin alışılagelmişin dışında (belki de sağ yarım kürede veya her iki tarafta birden) konumlandığının bir işareti olduğunu savunur.Sinestezi: Leonardo’nun kelimeler, renkler ve sesler arasında sıra dışı bağlantılar kurduğunu, bunun da beynindeki farklı duyusal alanların yoğun bir çapraz iletişim içinde olmasından kaynaklandığını öne sürer.Dikkat Dağınıklığı ve Odaklanma: Eserlerini sık sık yarım bırakması, daldan dala atlaması modern psikiyatride DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) olarak yorumlanabilecekken, Shlain bunu beynin her an her şeyi tarayan hiper-aktif sağ lobunun sol loba baskın gelmesiyle açıklar.Leonardo'nun Beyni,yaratıcılığın ve dehanın biyolojik kökenlerini merak eden herkes
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ermiş ,klasik bir olay örgüsüne sahip bir roman değil. Hikâye, 12 yıldır yaşadığı Orphalese şehrinden ayrılmak üzere olan bilge El Mustafa’nın, halkın hayatın en temel meselelerine dair sorularını cevaplaması üzerine kurulu. Toplam 26 şiirsel yanıt var ve her biri ayrı bir başlık :aşk, evlilik, özgürlük, çalışma, acı, sevinç, ölüm…
Ama bu kitabı bir hikâye gibi okumadım .Bir olay örgüsü yok; daha çok bir vedanın içinde açılan uzun bir iç konuşma gibi. El Mustafa konuşuyor, şehir halkı soruyor, sen arada kendi iç sesini yakalıyorsun.
1923’te yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ okunmasının nedeni de bu zaten. Zamansız. Çünkü anlattığı şey zamanla değişmiyor: insanın kendisi. Aşkın biçimi değişiyor ama yükü aynı kalıyor. Acının adı değişiyor ama hissi aynı. Özgürlük kelimesi büyüyor ama içindeki çatışma aynı.
Bence Ermiş ‘i özel yapan şey, net cevaplar vermemesi. Öğretmeye çalışmıyor, yönlendirmiyor. Sadece bir pencere açıyor ve oradan bakıp bakmamak sana kalıyor.
Bu yüzden hâlâ çok sevildiğini düşünüyorum ;çünkü bize yeni bir şey söylemiyor, zaten bildiğimiz ama hayatın içinde unuttuğumuz şeyleri hatırlatıyor.Keyifli okumalar!
Dostoyevski hayranı değilim ama
Uzun zaman önce okumuş
Bir kimse olarak
( hakkını teslim etmem gerek )
Bayağı iyi ve akıcı bir kitap olduğunu
Tüm içtenliğimle söyleyebilirim.
Ve yazarın bu kitapta
Okura vermek istediği mesaj ise :
( bana göre tabii )
Bir gün delirecek olursanız
Ve her deli gibi delirdiğinizi de
anlamayacak olursanız,
Kendinizin değil,
Diğer insanların deli olduğunu
Düşünür ve zamanla
kafayı iyice bozarsınız.
Subtext : Delirmeyin
Özlediğimiz çizgi roman olan Tavşancık Maymun'a Karşı serisinin Deliporsuk'un Yükselişi ile macera kaldığı yerden devam ediyorrrr
Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da tempo hiç düşmüyorTavşancık sakince ormanında yaşıyorken, ona rakip olan ve yerine kral olmaya çalışan Maymun'la mücadele ediyordu ya hani bir de şimdi başına Deliporsuk çıktı. Rakip oldu iki.
İkilinin tatlı rekabetleri Deliporsuk'un da dahil olmasıyla katmerlenecek. Bu işten karlı çıkan Kokuri olacak. Rakibini alt etmek için kötü icatlar yapma isteği yeniden canlanınca, çılgın tempo artacak. Bu mücadele yolunda iki azılı düşman Tavşancık ile Maymun güç birliği bile yapacaklar.
Ormandaki kaos katlanarak artarken kahkaha hiç bitmeyecek. Absürt mizahı, sürprizlerle dolu olaylar ve rengarenk dolu dolu çizimleriyle çocukların bayılacağı bi kitap dahaMeraklısına tavsiyemizdir. Göktuğcuğum yine çok sevdi
Evariste Gamelin yetenekli ve geleceği parlak bir ressamdır. Annesiyle birlikte yaşamaktadır. Sıkı bir Fransız Devrimi destekçisidir. Çevresi tarafından sevilen saygı duyulan bir insandır. Ayrıca aşık olduğu ve kendisini seven bir genç kız vardır. Onunla nişanlanma evresindedir. Ama bir gün beklenmedik bir şey olur. Gamelin ihtilal mahkemesine jüri üyesi olarak seçilir. Bundan sonra hayatı tamamen değişir.
.
Fransız İhtilali'nin hemen sonrasında yaşanan ve Kızıl Ter.ör olarak bilinen dönemi anlatıyor. O dönem, ihtilalcilerin, kim olduğuna bakmaksızın kendilerine karşı olan herkesi giyatine gönderdikleri karanlık bir zulüm dönemidir. Kafanızın koparılması için ağır bir suç işleminize gerek yoktur, hırsızın da katilin de ahlaksızın da kavga çıkaranın da aleyhte konuşanın da hatta konuşmayıp susan ve sadece sadece kukla yapanın da başını kopartan katı bir rejim vardır. Mahkemeye çıkmanız için de bir suç işlemenize gerek yoktur. Hakkınızda yapılacak bir ihbar yeterlidir. Biri sizin için "bu adam kralcı, bu adam devrime karşı, bu adam devrimin reisine laf söyledi, bu adam hiçbir şey yapmadı ama çok şüpheli"demesi yeterli. Kendinizi önce zindanda, sonra tek celselik mahkemede, sonra da giyotinde bulmanız an meselesi... Suçsuzluğunuzu ispat etmenize bile müsaade edilmeden hem de...
.
Roman, bu kendi çocuklarını dahi yiyen devrimin kanlı günlerini anlatıyor. Ve o devrin insanını, Gamelin'in tavırlarında gerçekleşen değişimleri göstererek resmediyor. Gamelin'in vicdanının yavaş yavaş erimesine, tükenmesine, onun gaddar bir zalime dönüşmesine şahitlik ediyoruz. Tıpkı yeni bir sistem kurmak için kana ihtiyacı olan bütün zalim rejimler gibi bu rejim de her gün onlarca, yüzlerce masumun kanını akıtıyor. Ve yazar haklı olarak sistemin bu kan dökücülüğüne iki kelimelik muhteşem bir