Anılar...
kitabı okurken Ürgüp denk geldi.Olaylar ürgüpte cereyan ediyor.daha önce 5 sene orada yaşadım.ne ilginç.kitapda bahs edilen Kürşat da sonraları Ürgüpte belediye başkanı oldu,sonra vefat etti.fotoğrafta arkadaşım dedesinin adını taşıyan Baran Numanoğlu.o da malesef çok genç yaşta vefat etti Milletvekili Ali Baran Numanoğlu beni tutardı. Önce belediye başkanımızdı o bizim. Sonra üç dönem milletvekilimiz oldu. Demokrat Parti'den; ama değerli bir insandı. 'Yokluk, adam yokluğu, Mustafa Bey! Altmış üç ile vali bulamıyoruz!' derdi. Oğlu Kürşat'ı da kendi gibi yetiştirdi; o da iyi adam olacak. Eşekli Kütüphaneci
Alıntı
Biri Leyla Olsun İsterdim
Kavmime peygamber gelse İlk Leyla’ya anlatmak isterdim. Annem şiir gibi bir hırka örse Muhakkak ilk Leyla’da görmek isterdim. Alperen Alparslan Gözen
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
​"Herkesin mevsimi farklıdır; başkasının baharında kendi tomurcuklarından şüphe etme." 🌱✨ Hayat bir yarış pisti değil, senin kendi eşsiz yolculuğun. Birileri senden daha hızlı ilerliyor gibi görünebilir, ama unutma ki en köklü çınarlar en yavaş büyüyenlerdir. Sakin ol, derin bir nefes al; senin zamanın da geliyor. #zamanlama #farkındalık #kendineinan
1000Kitap
Bazı Sabahlar
Bazı sabahlar uyandığımda sanki gece boyunca biri içimdeki bütün renkleri çalmış gibi hissediyorum. Perdelerin arasından sızan ışık bile odama değil de başka birinin hayatına düşüyormuş gibi. İnsanlar buna yorgunluk diyor. Keşke sadece yorgunluk olsaydı. Aynaya baktığımda yüzümü görüyorum ama kendimi göremiyorum. Gözlerimin arkasında yaşayan biri vardı bir zamanlar; hayalleri olan, bir şeyleri bekleyen, sevinebilen biri. Şimdi onun yaşadığı yere ben bakıyorum sadece. Bir evin harabelerini gezen son ziyaretçi gibi. En kötüsü acı değil. Acıya alışılıyor. İnsan her şeye alışıyor. En kötüsü hiçbir şey hissedemediğin zamanlar. Bir çiçeğin açmasıyla bir yıldızın ölmesi aynı anlamı taşıyor o günlerde. Dünya dönüyor, insanlar gülüyor, mevsimler değişiyor ama sen bir fotoğrafın içine çivilenmiş gibi kalıyorsun. Sonra bir gün, sebepsizce gökyüzü büyüyor. Kalbim kaburgalarıma sığmamaya başlıyor. Aylardır susan zihnim bir anda binlerce sesle doluyor. Her şey mümkün geliyor. Yıllardır kuramadığım hayalleri birkaç saatte kuruyorum. Yürümüyorum, sanki yer beni taşıyor. İnsanların yıllara yaydığı umutları birkaç dakikada tüketiyorum. Ama yükseldikçe korkuyorum. Çünkü biliyorum. Biliyorum ki her yükselişin altında beni bekleyen bir çukur var. Bir gün kendimi dünyanın merkezinde hissederken ertesi gün yatağımdan kalkmak için savaş veriyorum. Bir gün bütün evren damarlarımda akıyormuş gibi gelirken ertesi gün bir bardak su almaya bile gücüm kalmıyor. Kimse anlamıyor. Çünkü insanlar seni hep tek bir hâlinle tanımak istiyor. Ya mutlu olacaksın ya üzgün. Ya güçlü olacaksın ya kırık. Oysa ben her gün başka bir enkazın içinden çıkıyorum. Bazen düşünüyorum; belki de asıl yorgunluğum yaşamak değil, sürekli kendimle karşılaşmak. İnsan kendinden kaçamıyor. Ben yıllardır bunu deniyorum.
İnsan ve Hayat
Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi
Siyah beyaz film gibi biraz Ateşle su dikenle gül gibi Bizimkisi roman gibi biraz 🎶🎵🎶🎵🎶
Kendimden kaçtıkça sana daha çok yakalandım. Ama nerde bende o yürek senden cayacak… nerde bende o cesaret, bir anda vazgeçip arkama bakmadan gidecek? Sanki kalbim bile bana ihanet eder gibi; bir yanım “git” diyor, bir yanım “kal” diye keskin bir bıçak gibi saplanıyor. Ve ben… her defasında o bıçağın ucunda, ne tamamen sen olabiliyorum ne de sensiz kalabiliyorum.