Cihat

9/10
·56 syf.·
2020 8. kitabı
Zaman öyle bir güçtür ki alıp götüremeyeceği hiçbir şey yoktur. Tıpkı bu hikayede anlatılan yasak aşk gibi.. Durup düşündüğümüzde geçmişte yaşadığımız mutlu, üzüntülü, acılı, sıkıntılı zamanları anımsarız bir şekilde. Ama hiçbir zaman o anki hissedilen gibi olmaz o duygular. Çünkü üzerinden zaman akıp geçmiştir. İstesek de istemesek de zaman tozlarını kondurmuştur o anlara, duygulara. Zaman öyle bir akıp geçmiştir ki o anların, o anki hissedilen duyguların üzerinden de alıp sürüklemiştir kendi akıntısında. Kimi zaman durup baktığında insan geçmişte yaşadığı o anlara bir tebessüm, içinde beliren acı bir sıkıntı ve benzeri hislerle dolar insan. Hatırlar, hisseder ama geçmişte kalmış olmasının verdiği bir bakışla bakar. Çünkü zaman, sadece tek başına akmaz o nehirde. Stefan Zweig denilince akla ilk gelen insan psikolojisi üzerine yaptığı müthiş betimlemeler geliyor benim aklıma. İnsan psikolojisinin derin sularında, en derin noktalarında karanlıkta kalmış en ufak bir nokta bırakmayacak kadar iyi ışık tutuyor Zweig. Bu novellasında da yaşanılan , yaşanılmaya çalışan, karşı konulması güç bir yasak aşk hikayesini konu alıyor. Diyor ki ‘aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı.’ Zamanında dile getirilemeyen bir aşkın, dile getirilmek için bir kıvılcım gerektiren bir aşkın hikayesi bu. Hayatın insanı çeşitli nedenlerden dolayı gündelik işlere sürüklemesiyle geçen uzun bir zamanda unutulmayan ama eskisi gibi olmayan, olamayan bir aşkım hikayesi. Çünkü insan zamanla istemese de değişir. Hiçbir şey ilk günki gibi olmaz, olamaz. İnsan en zorlu koşullara bile adapte olabilen, alışabilen ve alışkanlıklarıyla hayatını sürdüren bir varlıktır. Hikayemizin
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·414 syf.·
2019 6. kitabı
" İnsanın en kolay aldatabildiği budala kendi kendisidir. " Bu kitabın içinden aklımda en kalıcı yere sahip olan söz bu oldu. Ne kadar doğru değil mi? Kendimizi ne kadar kolay kandırabiliyoruz. Kandırdığımız şeylere ne kadar kolay inanabiliyoruz. Ruhsal çatışmalar içinde aklımız mutlaka kendimizi kandıracak bir nokta yakalar. Bu kitabı ilk elime aldığımda adından da anlaşılacağı üzere yalnızlık temalı olduğunu düşündüm. Ama kitabın içine girince bu yalnızlığın hangi boyutlarda olduğunu, ne kadar derin olduğunu gördüm. Nedir yalnızlık? Etrafınızda hiç kimsenin olmaması mı? Bir şeyleri paylaşacak, birlikte bir şeyler yapabileceğiniz , vakit geçirebileceğiniz birinin veya birilerinin olmaması mı? Peki ya onlarca insan arasında yalnız olamaz mı insan? Koskoca bir kalabalığın içinde olamaz mı bu yalnızlık? Her insan kendi içinde yalnız değil midir? Kitabın beni en etkileyen en önemli noktalarından birisi de psikoanaliz konusunda gerçekten başarılı diyebileceğim seviyede olmasıydı. Bazen karşımızdaki insanın konuşmalarından, söylediği tek cümleden veye onlarca cümle arasından birkaç kelimeden karşınızdakinin yalan söyleyip söylemediğini, ne gizlediğini, ne anlatmak istediğini anlamaz mıyız? Vücut dili ve dikkatli bir gözlemle bu gayet de mümkündür değil mi? Zeka ve insanın müthiş uyumu işte bu noktada kendini ön plana çıkarıyor kitapta. Bir diğer önemli nokta ise her karakterden bir parça kendimde bulmam oldu. Özellikle de ana karakterimizden.. Biraz daha yazarsam spoiler vermemek için kendimi tutmakta zorlanacağım. O nedenle incelemeden ziyade kitap hakkındaki görüşlerimi belirttiğim,belirtmeye çalıştığım bu yazımı burada noktalandırıyorum. Sıkılmadan okuyacağınız, sürükleyici, durup durup düşündüren, insana ve insan ilişkilerine dair birçok şeyin paylaşıldığı bu kitabı
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
10/10
·487 syf.·
2018 93. kitabı
"Savaşlarla altüst olan, muhafazakârlıkla modernite arasına sıkışmış bir toplumun, savrulup giden hayatından söz ediyordu çünkü karşılarında oturan kadın." İşte tam da özeti bu kitabın bu cümle. Acılarla geçen kısa bir ömür. Tiyatro uğruna adanmış bir hayat. Hayattaki en büyük tutkusunun peşinde koşmaya çalışırken zorluklara göğüs germeye çalışan ancak bu yolda kazanmaktan çok kaybeden bir kadının yaşam öyküsü.. Aslında bu kitap için yazılacak çok şey var. Baştan sona mücadeleyle geçen bir hayatın , kısa süren bir hayatın, insanı etkileyen, yüreğine dokunan, acılarla dolu bir ömrün 487 sayfaya sığdırılmış bu hikayenin üzerimdeki etkisi çok daha fazlası oldu. Kimi zaman umutlandıran kimi zaman yürek yakan ama sonunda 'vay be' dedirten, insanı buruklaştıran hazin bir yaşam. Hani kabaca bir tabir vardır ya, çilesini ben çektim kaymağını başkası yedi diye, işte en büyük örneklerinden biri bu hikaye. Çocukluktan itibaren tiyatro aşkıyla yaşayan Afife Hanımın, sahne adıyla Afife Jale, sahneye çıkmak uğruna verdiği mücadele gençliğinin başlarına dayanıyor. Bu sürecin, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kurulması sırasındaki geçiş dönemine denk gelmesi en büyük handikapı olmuş Afife Jale'nin. Tabiki bu yolda karşılaştığı en büyük zorluk bu geçiş döneminin verdiği zorluklar ve buna bağlı olarak gelişen beyninde taşıdığı hançer hayatının gidişatını değiştirmiş Afife Hanımın. Öz babasından dönemin devlet görevlilerine kadar herkes üzerine gelmiş. Destekten çok engelle karşılaşmış Afife Hanım. Yılmamış. İçindeki sahne aşkı öylesini büyükmüş ki tüm zorluklara göğüs germeye çalışmış; sahnede bir yıldız gibi parlamış Afife Jale. Ancak hayat bu ya, bu kadar engel yetmezmiş gibi bir de beynine hançer saplanmış. Ve işte asıl mücadelenin başladığı nokta da bu. Afife Hanımın hayatının
Nefesi Tutku Olan Kadın: Afife JaleOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20193,622 okunma
9/10
·251 syf.·
2018 61. kitabı
Hayatınıza doğrudan dokunacak bir kitap.. Bu kitabı nasıl anlatmalıyım bilemiyorum. Açıkçası ilk elime aldığımda bu kadar etkileyici olacağını düşünmemiştim. Ancak kitaba kendimi bıraktığımda içinde kaybolduğumu, soluklanmak için durduğumda ise bazı şeyleri sorguladığımı farkettim. Gerçekten birçok şeyi sorgulatan, öğreten, anlatan ve de sonunda hüzünlü bir tebessümle 'vay be' dedirtecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kütüphaneniz eksik kalmasın. Keyifli okumalar..
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
8/10
·225 syf.·
2018 60. kitabı
Alexandre Dumas ile tanışmamı sağlayan Siyah Lale, yazar hakkında olumlu izlenimler bıraktı. Akıcı dili, başarılı kurgusu sayesinde okurken kendinizi çoğu zaman hikayenin içinde kaybediyorsunuz. Çoğu zaman diyorum çünkü az da olsa bazı bölümlerde akıcılığın yavaşladığını söylemeden edemeyeceğim. Kitapta, duygular başarılı bir şekilde aktarılmış. Aşk, fedakârlık, kıskançlık, tutku gibi duyguları yoğun bir şekilde hissediyorsunuz. Şaşırtıcı taraflarının olduğu pek sayılmaz. Gidişatı tahmin etmeniz açısından zorlanılmayacak bir şekilde kaleme alınmış olması kitabı mükemmeliyetten uzaklaştırıyor. Mükemmel bir kitap olduğunu söyleyemem ama kötü bir kitap olduğunu da söyleyemem. Ortalamanın bir tık üzerinde, sıkıcı olmayan, okunulması ve kütüphanenizde bulunması gerekn bir kitap. Herkese iyi okumalar.
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma