8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2023 72. kitabı
Merhaba Bugün sizlere DLS yayınlarından Sultan İpekeşen kaleminden Mehtabın Sesi şiir kitabı ile geldim. Kapak tasarımını,ismini çok beğendiğim,Eylül ayının ilk şiir kitabı olan Mehtabın Sesi kitabını ben çok severek okudum.Yazarımızın yüreğine sağlık.Ayrılık,acı,umut,aşk,hayaller, gitmeler,gelmeler, özlem,yalnızlık,sevgili ve bir çok duyguyu o kadar güzel dizelere dökmüş ki yazarımız,her satırını okurken sizde o duygular içinde okuyorsunuz. Şiir okumayı seviyormusunuz bilmiyorum ama arada da olsa okumalısınız,o kısacık satırlara o kadar çok şey sığdırıyorlar ki ve yazarken hissettikleri duyguları size yansıtmaları ise ne kadar içten,yürekleriyle yazdıklarının kanıtı aslında,işte ben tamda öyle bir kitap okudum. Şiir okumayı sevenlere ve okumayanlara da kesinlikle bir şans vermelisiniz diyorum Mehtabın Sesi'ne Yazarımızın tüm şiirlerini sevdim,sizler için de bir kaç satır bırakacağım. Keyifli okumalar... Şiirle Kalın... " Sevgiler eksik kaldı, yetmedi bazı zamanlar Sonunda gitti herkes, arkalarına bakmadan. Gidenler mi mutlu kalanlar mı umutlu? Bedeniyle kalıp yüreğiyle göçen de gitmiş sayılmaz mı?" " Alışmak mı dedim? Alışmak ne fena! Önce tepetaklak olurum. Sonra? Sonrasını yaşarım işte. Yaşamak ne fena! Ya da yaşayamamak mı denir buna?" " Dünyanın yükü ağır geldiği vakit omuzlarıma. Hemen koşardım yaylaya. Ayşe koyardı çayı ateşe. Bardak bardak boşalırdı hislerim çay yerine.
Şiir
Mehtabın SesiSultan İpekeşen · DLS Yayınları · 20234 okunma
Puan vermedi·217 syf.··
Beğendi
·
2020 36. kitabı
Gidenler, geride koca bir enkaz bırakırlar. Aldığın her darbeyle yıkıldım sanırsın. Yıkılmamışsın, yuvarlanmışsındır. Yuvarlanmaya devam edersin. Her seferinde öldüm sanırsın ama ölmemişsindir. Sadece yaran kanıyordur. Merhemi giden de ararsın, kabuk tutmasına yardım edeni görmezsin. Sonra yaran kabuk tutar ve yaşadığını yeniden hissedersin. Hayat ya, işte ne zaman meydan okuyacağı belli olmuyor. İşte orada senin sınavın başlıyor. Yarayı açıp giden mi, yoksa yaranın kabuk tutmasına yardım eden mi? Ya gitmeler de masumsa? ( Arka kapaktan) Ön sözü okurken çevresindekilerin tavrı dikkatimi çekti; hep bir engelleme olayı var. Sadece yazma konusunda değil, her konuda bu engelleme. Karşı taraf ( danıştığınız ya da paylaşımda bulunduğunuz kişiler), sizi kısıtlıyor, olumsuz tarafa çekiyor: Yapma- Yapamazsın- Olmaz- Batarsın... Neden arkadaşım? Yapamazsam bile denerim(hiç değilse içimde acaba kalmaz). Kitabı okurken önce olayların süresini kestiremedim, sonra Sadık kendi kendine düşünürken süreyi söyledi; ben şaşırdım. Tüm bunlar bu kadar kısa sürede mi oldu diye. Sonra aklıma geçenlerde okuduğum bir şiir geldi: ÖYLESİNE Öylesine başladı aşkımız Umulmadık bir akşamda. Ve öylesine bitti sevdamız O akşamın sabahında. Ankara – Ocak 1995 HAZAN GÜNEŞİ / Kürşat Okuyucu Ve sosyal medyada çok konuşulan (içeriği tam hatırlamıyorum yaklaşık şöyleydi): Sabah merhaba, akşam sevgili; ertesi sabah elveda hızında ilişkiler. Evet teknoloji çağındayız, her şey ışık hızından da hızlı ilerliyor. Ama bu insanları harcamayı, ilişkileri tüketmeyi, karşımızdakini saymamayı, duyguları önemsememeyi, empati yapmamayı mı gerektiriyor? Hızlı tüketen (üretmeden)bir toplum olduk, bu hız ve kaos içinde maddi değerleri tüketirken manevi değerleri de tükettik. Maddi varlıklar, eşyalar yerine konulabilir ama
Kırmızı BisikletimMurat Güçlü · Gece Kitaplığı · 201811 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2017 27. kitabı
YERYÜZÜNÜN İNCİNMİŞ HATIRALARI "Hayat olsa olsa bir incinmedir" Parmaklarının izinden sürülüyor bir kadın, geçmişinin yaralarına. Sesinin buğusundan, yüzünün kederinden ve başının örtüsünden tanınıyor bir kitlenin gözünde. Unutmak fiili ile yan yana hapsolmanın kapısında bekler en çok kadın. Unutacak ne çok şey vardır hayatta, yarında, dünde ve şu anda! Unutmak, kesilen bir saç telinde, harf harf büyüyen yangının kül ettikleri midir mesela, yaktıklarımız, sustuklarımız, yok saydıklarımız Sahi olmamış olanlar mıdır? Sessiz harflerin tümünü çıkarsak mesela cümlelerden, gözleriniz rahatsız olur mu? Ne çok zor soru var ve ne çok ah! Hâlbuki hayat, kendinden çıkarılmış insanlarla dolu. Kendinden öteki olmaya zorlanmış, hüznünden bile sürgün yiyerek acı ve ağır uygulamaların başrolünde oynamaya zorlanmış insanlarla Sibel Eraslan, bu başrol kahramanlarından biri. Yirmi Sekiz Şubat’ın anlam(sızlığ)ına kafa yoran sahne önündeki isimlerden. Acısını içinde yirmi beş yıl bekletenlerden Yalnız o, acısını tek başına taşıyanlardan değil; yaslandığı omuzların sahiplerini, gözleriyle şahit olduğu zulmün aktörlerini, akıl almaz uygulamalarla, mesleğinden ve eğitiminden geriye sürülmüş kadınların dünlerini ve bugünlerini kaleme almış Saklı Kitap isimli eserinde. Türkiye’de post modern bir darbe algısı ile sahnelenen Yirmi Sekiz Şubat süreci, çok insanı kalbinden etti. Cumhuriyet döneminden bu yana modernleşme ve çağdaşlaşma adı altında, sürekli olarak insanların manevi değerlerine bir saldırı söz konusu idi. Bu durumun ortaya çıkmasında muhakkak ki muhafazakarlık taraftarlığı ile dini uygulamaları eline yüzüne bulaştıranlar, tarikatlar, cemaatler, cumhuriyet öncesi tekke ve zaviyeler, kısaca dini bölük pörçük etme sevdası ile kendine has uygulamaları sahneye koyanların da payı büyük.
Siyaset
Saklı KitapSibel Eraslan · Timaş Yayınları · 2013342 okunma