Çünkü yeni ölüler vardı hep. Eskisine takılıp kalmak, yenilerle uğraşma çabasını kırabilirdi. Ölümle hayatın o kesin ayrımı kaybolmuştu. Hayatta olanlar ölü gibiydiler... Ölüler de git git artmaktan, çoğalmaktan, yakınlaşmaktan ötürü, bir bakıma dirilerden daha diri, sağlardan daha sağdılar âdeta...
Yine de hayat devam ediyordu. Kelebekler uçuşuyor, ağustos böcekleri durmaksızın ötüyor, yedi renkli gökkuşağı ufuklarda gözüküyor, genç kızlar gene de geleceğe ait düşler kuruyorlardı.
"Ben çoktandır bedenim burada;aklım, ruhum öbür tarafta yaşıyorum. Tüm dünya yerle bir olurken, insanın kendisi için çalışması bir suç. Günümüzde artık hiç kimse sadece kendisi için hissedemez,kendisi için yaşayamaz."