her anı başka bir lezzet yapan bir aşk; bilmedi ği bir yerde hiç tanımadığı, fakat saçının renginden gözle rinin parıltısına ve sesinin en basit inhinasına kadar bütün zenginliklerine aşina olduğu cana yakın ve güzel bir kadın, bir gün, ömrünün bir tarafından, geceleyin hiç beklenmedik bir anda fışkıran ve deniz üstündeki odasını aydınlığa bo ğan, küçük yazıhanesini, uzun ayaklı, Saksonya işi, koyu çi men yeşili lambasını, şuraya buraya serpilmiş bir yığın eş yayı yepyeni bir kıyafetle giydirdikten ve tavandaki avize nin billürlarında bir an sessiz sedasız çınladıktan sonra kay bolan o vapur ışıkları gibi bütün ömrünü ışığa, renge, şiire boğacaktı.