6/10
·284 syf.··
2022 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2022 00:00
İskoç yazar James Hogg’un 19. yy’da yazdığı “Bağışlanmış Bir Ginahkarın Özel Anıları ve İtirafnamesi, gotik, suç, hiciv ve edebiyatın karanlık dehlizlerinde ne kadar tür varsa içinde eritmiş, insanın binbir düşünceye gark ettiren nitelikli ama tuhaf, ürkütücü ama iç gıdıklayıcı bir eser. Bu eser, iki anlatıdan oluşuyor: başkarakter Robert Wringhim’in itirafnamesi ve bu itirafnameyi bulup yayımlamaya karar veren “yayıncının” anlatımı. Anlatıda iki kardeş olan Robert ve George’un hikayesine yer veriliyor; Babasıyla yaşayan George ve babası tarafından kabul görmeyip bir din adamına teslim edilen Robert. Mr. Wringham tarafından Kalvinist öğretilerle büyütülen Robert bana kalırsa çok talihsiz ve kitap boyunca vah vah çekmeden edemedim. Eğitim ailede başlar, sosyalizasyon süreciyle devam ederin kanıtı olmuş bir karakter. Robert, üstüne ekleye ekleye kötülüklerini sürdürürken, Gil-Martin isimli karanlık bir öteki oluşturmuş yazar, yer yer sanrı olduğuna karar verdiğim bu ürkütücü karanlık, başka karakterlerle de iletişime geçince kafam alak bulak oldu. Sanırım kitabın ilk çıkmazı ve bulmacası burada beliriyor. Gotik havasıyla insanı içine çeken bu girdap, evire çevire tokatlıyor, en azından sayısız kez tokatlandığımı hissettim, ürktüm. Hogg’un hayatını araştırınca, kendisinin de İskoçya’da çobanlık yaptığını, bazı olaylar yaşadığını ve gizemli bir hayatı olduğu bilgilerini ulaştım. Böylesi bir ürünün, neyin sonucu olduğunu daha detaylı ve ince ince öğrenmek isterdim, çünkü okuduklarınız sizi buna kamçılıyor, sürekli sürekli. Durmadan! Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap seçkisinden biri; alıp okumanız gerektiğini düşünüyorum. Emrah Serdan’ın çok güzel bir sonsöz’ü de mevcut.
Bağışlanmış Bir Günahkârın Özel Anıları ve İtirafnamesiJames Hogg · İletişim Yayınları · 2019378 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 11. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 00:06
Bu metnin analitik özü şudur: Düşman, kendi gerçekliğiyle ve kapasite eksikliğiyle yüzleşmekten kaçınanların dışsallaştırdığı stratejik bir yalandır. Ahlaki retoriği ve duygusal safsataları kazıyıp o aynaya analitik bir neşterle bakma cesaretini gösterirseniz, ortada kişisel bir "nefret" veya "karanlık ruhlar" olmadığını görürsünüz. İllüzyonlar çöktüğünde geriye kalan tek şey; niyetlerden tamamen bağımsız, çıplak çıkarlar, yapısal zorunluluklar ve buz gibi bir neden-sonuç hakikatidir.
Düşmanın TarihiGil Anidjar · Ayrıntı Yayınları · 20127 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Önsöz:
Puan vermedi·216 syf.··
2026 4. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 13:54
“Mayıs 2025 te Uluslararası Booker Ödülü'nü kazanmak, hayatımda bir dönüm noktası oldu. Yalnızca bir yazar olarak değil; hikâyelerini hem karanlıkta hem de şafakta, küçük birer lamba gibi ellerinde taşıyan bir kadın olarak da. O andan itibaren yolculuğum epey coşkulu ve aynı zamanda mahcup ediciydi. Dünya, kelimelerime kapılarını açtı; ben de karşılığında, hiç adım atmadığım ama kendimi hep bağlı hissettiğim diyarlardaki, dillerdeki ve ülkelerdeki okurlara kalbimi açtım. Kalp Lambası bu onura layık görüldüğünde, jüri başkanı Max Porter bugün bile zihnimde yankılanan bir tespitte bulunmuştu. Bu öykü seçkisindeki hikâyelerin belli bir evrensellik taşıdığını; çünkü ataerkilliğin tek bir bölgeye, tek bir dine, tek bir siyasi iklime veya tek bir döneme hapsolmadığını söylemişti. Ataerkillik, sessizce yol alır ve dünyadaki tüm toplumlara derinlemesine kök salar. Sadece kamusal alanda değil, evlerin içinde; o besleyici, samimi ve güvenli olması gereken mahrem alanlarda en can yakıcı hâliyle beliriverir. Ataerkillikten çoğu zaman erkekler taratından dayatılan bir sistem olarak bahsedilir. Ancak her gün yaşadığımız hakikat bundan çok daha karmaşıktır. Bu yük, sıklıkla kadınlar tarafından omuzlanır, korunur ve aktarılır: Dünya zalim olduğu için kızları adına korkan anneler; erkek kardeşleri büyüyebilsin diye küçülmeyi öğrenen kız kardeşler; hayallerini özenle katlayıp evin kuytu köşelerine kaldıran eşler; sessizliği bir miras gibi devralan kız çocukları... Bu bir tercih değil; evlerimizin duygusal ve kültürel dokusunun yüzyıllar boyunca itaati ödüllendirip, "kendin olmayı" cezalandıracak şekilde örülmüş olmasının sonucudur. Kadınlar, hem sevginin taşıyıcısı hem de bazen kendilerini yaralayan kuralların taşıyıcısı hâline gelirler. Bu çelişki beni her zaman hem büyülemiş hem de
Alıntı
Kalp LambasıBanu Mushtaq · Budala Kitap · 2026932 okunma
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 02:11
Serinin en iyisiydi! Bir yandan Lizel'in peşine düşen ve gizemi çözmeye çalışan kral, diğer yandan ekibe yeni katılan karakter, diğer yandan Lizel ve Gil'in daha da yakınlaşmaya başlayan ilişkisi...(Artık birbirlerine daha da yakın duruyorlar...) Her detayıyla inanılmazdı. Daha önümüzde 6 cilt var ve neler olacağını çok fazla merak ediyorum.
Manga
A Gentle Noble's Vacation Recommendation, Vol. 4Misaki · Tokyopop · 20211 okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 12:24
''Kitap başkarakterimiz olan Savcı Paul Copeland’ın -kısaca Cope- babasını kaybetmesiyle başlıyor. Sonrasında ise üç ay sonraya atlayıp bu sefer kendisini, kızı Cara’nın okuduğu okulun spor salonunda, kızını izlerken buluyoruz. O kızını izlemeye devam ederken iki tane polis kendisiyle konuşmak için yanına geliyor. Cope daha önce adını dahi duymadığı birinin öldürüldüğünü ve bu kişinin kendisiyle bir ilgisinin olduğunu öğreniyor. Bu kişi kim mi? 20 yıl önce ölen daha doğrusu öldürülen arkadaşı Gil Perez. Peki bu nasıl mümkün olabilir ki? İşte kitap boyunca bunu sorguluyoruz. Ama sorgulamamız bununla kalmıyor. Çünkü 20 sene önce öldürülen sadece Gil değildi. O gün Gil dışında üç genç daha vardı ve bunlardan biri de Paul Copeland’ın kız kardeşiydi. Cope, Gil’in 20 sene boyunca yaşamış olduğunu öğrendikten sonra kardeşinin de yaşayıp yaşamadığını merak etmeye başlıyor. Cope bunun merakı içerisindeyken 20 yıl önce sevgilisi olan Lucy Gold’dan bir telefon alıyor. Neden ayrıldıktan birkaç yıl sonra değil de tam da Gil tekrar ortaya çıkmışken. Cevabı ise şu. Lucy Gold üniversitede psikoloji bölümünde öğretmenlik yapıyor. Bir gün öğrencilerinden bir anılarını yazmasını ve isim belirtmeden kendisine mail yoluyla göndermelerini istiyor. Ödevler gönderildikten sonra asistanı ile beraber ödevleri okurken, 20 yıl önce sadece kendisinin ve sevgilisinin -yani Cope- bildiği bir olayı okuyor. O zamanlar daha doğmamış olan bu öğrenci bunu nasıl bilebilir ki? Bir yandan bu öğrencinin kim olduğunu ve bu olayı nasıl bildiğini merak ederken bir yandan da Copeland’ın kız kardeşi, Gil gibi kurtuldu mu bunu merak ediyoruz. İkinci sorunun cevabı son bölümlere kadar gizemini koruyor. Bunların yanı sıra odaklandığımız tek olay cinayet değil. Hatırlayalım ki Cope bir savcıydı. Kendisinin
Edebiyat
OrmanHarlan Coben · Martı Yayınları · 20111,854 okunma
Salemin tek iyi kalplisi
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 00:00
Kitabın hikayesi hakkında pek bir şey yazmayım. Bu harika hikayeyi sizler okuyarak görün isterim. Minik kara kızımızın , saçları ağaran bir kadın olana kadar yaşadığı her şey beni çok etkiledi. Bu kitap bende inanılmaz bir farkındalık yarattı. Bir erkek olarak hayat bana aslında ne kadar kolaymış bunu gördüm. Benim için önem bile arz etmeyen bir çok şey kız kardeşim için aslında ne kadar zormuş ve ben bunun hiç farkında değilmişim ve buna rağmen kardeşim beni ne de güzel sollayıp geçmiş bunu gördüm. Ben akşam çıkarken kız kardeşim çıkamazdı , ben lisede cebimde sigara paketiyle gezerken ona bir tanesi bile yasaktı , ben aşık olup acı çekebiliyorken onun bunu göstermesi bile yasaktı. Benim okuduğum 2 yıllık ünv başarı sayılırken onun kazandığı tam burslu okul pekte önemli değildi.Kitapta da diğer erkek köleler için bir çok şey çok kolayken Titubaniçin imkansız. Doğa üstü güçleri bile olsa imkansız. Tituba 1600 lü yıllarda yaşadı , yobazlar tarafından hayatı , sevinçleri kısıtlandı. 21. yüzyılda ülkemdeki bir çok kadının aslında birer Tituba olduğunu farkettim. Aradan yüzyıllar geçiyor , din isimleri değişiyor ama yobazlık degişmiyor. Kimi toplumda ten rengi , kimi toplumda cinsiyet , kiminde mezhebi derken ne kadar da zorlaştırmışız birbirimize hayatı. En çokta kadınlara. Bizi doğuranlara , bizi doyuranlara. Tituba kimi sevdiyse ondan bir tokat yiyor hayat yolunda. Bu yeri geliyor ev sahibesi oluyor , yeri geliyor ufacık bir çocuk oluyor. Ama kalbinin güzelliği hiç azalmıyor. Her dinin yobaz kesimi zehirliyor çevresini bunu da yazar çok güzel anlatmış. Titubanın gerçek sonunu değilde ona yakışan bir son yazan yazara ve bunu Türkçe basan Bilgi Yayınevine teşekkür ederim. Tek sitemim şu olurdu Onu yaftalayanlar ona Salemin Kara Cadısı diyordu keşke o hitap şekli kapakta
Roman
Ben Tituba Salem'in Kara CadısıMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 2021221 okunma