İskoç yazar James Hogg’un 19. yy’da yazdığı “Bağışlanmış Bir Ginahkarın Özel Anıları ve İtirafnamesi, gotik, suç, hiciv ve edebiyatın karanlık dehlizlerinde ne kadar tür varsa içinde eritmiş, insanın binbir düşünceye gark ettiren nitelikli ama tuhaf, ürkütücü ama iç gıdıklayıcı bir eser.
Bu eser, iki anlatıdan oluşuyor: başkarakter Robert Wringhim’in itirafnamesi ve bu itirafnameyi bulup yayımlamaya karar veren “yayıncının” anlatımı. Anlatıda iki kardeş olan Robert ve George’un hikayesine yer veriliyor; Babasıyla yaşayan George ve babası tarafından kabul görmeyip bir din adamına teslim edilen Robert. Mr. Wringham tarafından Kalvinist öğretilerle büyütülen Robert bana kalırsa çok talihsiz ve kitap boyunca vah vah çekmeden edemedim. Eğitim ailede başlar, sosyalizasyon süreciyle devam ederin kanıtı olmuş bir karakter.
Robert, üstüne ekleye ekleye kötülüklerini sürdürürken, Gil-Martin isimli karanlık bir öteki oluşturmuş yazar, yer yer sanrı olduğuna karar verdiğim bu ürkütücü karanlık, başka karakterlerle de iletişime geçince kafam alak bulak oldu. Sanırım kitabın ilk çıkmazı ve bulmacası burada beliriyor. Gotik havasıyla insanı içine çeken bu girdap, evire çevire tokatlıyor, en azından sayısız kez tokatlandığımı hissettim, ürktüm.
Hogg’un hayatını araştırınca, kendisinin de İskoçya’da çobanlık yaptığını, bazı olaylar yaşadığını ve gizemli bir hayatı olduğu bilgilerini ulaştım. Böylesi bir ürünün, neyin sonucu olduğunu daha detaylı ve ince ince öğrenmek isterdim, çünkü okuduklarınız sizi buna kamçılıyor, sürekli sürekli. Durmadan! Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap seçkisinden biri; alıp okumanız gerektiğini düşünüyorum. Emrah Serdan’ın çok güzel bir sonsöz’ü de mevcut.