Standardize edilen, aslında ürün de- ğil tüketicidir. Standart hâle getirme, kapitalist üretim-tüketim döngüsüne doğrudan hizmet eder. Uluslararası şirketlerin her yerde aynı ürü- nü satabilmesi için global standartlar koyması gerekir. Fakat me- sele müşteriye yüksek standartlara sahip ürünler sunmak değil dir. Mesele, Avrupa'dan Çin'e, Afrika'dan Hint alt kıtasına, İslam dünyasından Latin Amerika'ya kadar dünyanın her yerinde birbirinden farklı toplumların ve bireylerin aynı ürünü tüketecek bir standarda kavuşturulmasıdır. Standardize edilen, aslında ürün de- ğil tüketicidir.
Aşk avına çıkmak, şahinle avlanmak gibidir. GIL VICENTE
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çocukluk rüyalarımın dokusunda, bir de ihtilâlcilik var mıydı? Bilmiyorum... Ama biz, hayat yolculuğumuzda biraz da, artık geride kalan çocukluk rüyalarımızı de-ğil, çağımızın önümüze serdiği serüveni yaşarız...
Sayfa 181·Kitabı okuyor
Onunkinden daha düşünceli, daha vakur bir yüz görmedim.
Onunla beş dakika geçirdikten sonra onu çirkin veya sakar biri olarak görmüyordunuz. Doğa'nın bu kadar benzersiz bir biçimde düzenlediği bir yüze, hal ve tavırlarına bakarken, Gözlemcinin fikri kendi eğilimine göre şekilleniyor gibiydi. Bana hiç çirkin gelmedi, çünkü sınırsız bir iyilik ve hayırseverlikle gülümseyen yüzünde entelektüel güzelliğin damgası vardı. lyi huyluluğu, cömertliği ve çevresine yaydığı zekâ ona uzun uzun bakmak istemenize neden oluyordu, ta ki onu neredeyse yakışıklı bulmaya başlayana kadar. Ah, o yüzdeki dokunaklılık! Perişan, anlatılamaz bir hüznün sabit kırışıklarıyla kaplı; adeta hiçbir insan duygudaşlığının uzanamayacağı kadar derin bir hüzün ve acılıkla dolu bir ruhu yansıtan bir yalnızlık ifadesi. Amerika Birleşik Devletleri'nin Başkanını de-ğil, dünyanın en hüzünlü adamını gördüğüm izlenimiyle ayrıldım oradan. .. Abraham Lincoln
Sayfa 223 - Delidolu·Kitabı okudu
Edebiyat
İnsan aşırı milliyetçi değilse ne yapmalı? Böyle bir milli takımla nasıl devam edebilir? Eskiden İspanya elendiğinde (ve hatta öncesinde) İtalya'yı çok tutardım, ama orası da Berlusconistan olduğundan beri bunu pek mümkün göremiyorum. İyi oynayan Fransa ve en azından sporu icat etmiş İngiltere turnuvada yoklar, sevimli ve ayyaş İskoçya da aynı şekilde. Çifte Gil beyin bir elemanı tarafından çalıştırılan Kolombiya'nın bu yüzden artık benim için pek bir çekiciliği kalmadı. Kendimi Brezilya veya Arjantin'i destekleyemeyecek kadar Avrupalı hissediyorum, Normandiya Çıkartması'nın ellinci yıl dönümünde de Almanya'yı tutamam. İsviçre o kadar nötr ki onu tutmak mümkün değil. Sonra Romanya, Bulgaristan, Norveç ve Belçika var. Kimseyi gücendirmek istemem ama onlar için çıldırmak biraz zor geliyor. Rusya'ya gelince, Yeltsin'in takımı olması yeterince kötüydü, el değmemiş upuzun sakalıyla Soljenitsin'in de takımı olması çok daha feci. Elde sadece Kamerun, insanda sempati uyandıracak pek çok şartı yerine getiren "boyun eğmez aslanlar" kalıyor: İyi oynuyorlar, neşeliler, fakirler ve bir geleneğe sahipler.
Aslanlar Chamberi’de·Kitabı okudu