“Kasabada dev incinin öyküsünü anlatıp dururlar; ilk nasıl bulunduğunu, sonra nasıl yeniden kaybedildiğini. Balıkçı Kino’yu, karısı Juana’yı, bebekleri Coyotito’yu anlatırlar. Öykü o kadar çok yinelenmiştir ki, artık herkesin kafasında iyice yer etmiştir. Ve insanların yüreklerinde yer tutup tekrarlanagelen öyküler gibi bunda da yalnızca iyi ve kötü, siyah ve beyaz, uğurlu ve uğursuz vardır, hiçbir şeyin ortası yoktur. Bu öykü bir kıssaysa, belki de herkes ondan kendine göre bir anlam çıkarıyordur, kendi yaşamını onda yorumluyordur. Her neyse, kasabada derler ki...”
Kahramanlar konuşulur...
Başarılılar, güzeller, yakışıklılar, göz önündekiler, hızlı ve dikkat çekici olanlar konuşulur. Oysa her hikâyede birileri daha vardır. Görmediğimiz, bilmediğimiz, konuşulmayan, anlatılmayan ama en az anlatılanlar kadar değerli olan birileri...
Siyasal eşitlik ilkesi, yönetimi kamuoyuna, yani devlet işlerinden anlamayan kolayca manipüle edilebilir bir kitleye teslim etmektedir. Bu durumda demokrasi bilgisizliğin kaprisi, hatta zorbalığı haline dönüşmektedir.
Aynı dönemde Gazzelilerinde evleri, araçları ve çadırları İsrail bombaları ile cayır cayır yakılıp yıkılıyor, insanlar feci şekilde can veriyor; sıcak savaşın yaşanmadığı Batı şeria'da ve Kudüs'te ise Yahudi yerleşimciler hemen her gün Filistinlilerin mülklerine saldırıyor, ateşe veriyordu. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI /sayfa 7
Yıllardır hep şunu söylerim: ülkemizde ve dünyada en büyük sorun, doğruları bilenlerin, manipülatörler kadar cesurca dillendirememeleridir ve arkalarında propaganda da uzman istihbarat teşkilatları bulunmadığından bilgilerini onlar kadar geniş kitlelere yayamamalarıdır. gençlerin beslendiği yeni Medya araçlarının ekseriyetinin siyonistlerin veya işbirlikçilerin elinde olması ve bu mecraların alternatif sesleri boğması da gerçeklerin yayılması önünde diğer bir engeldir. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI /sayfa 10