Bir genç, her gördüğü ışıltıya hayran kalırmış.
Altın mı parlar, göz mü kırpar, fark etmeden düşermiş peşine.
Bir gün gölde bir parıltı görmüş;
Sanmış ki suyun dibinde hazine var.
Üstünü başını soyup atlamış içine.
Göl derinmiş, soğukmuş, taşmış dibinde,
Ve genç boğulmuş…
Parlayan şeyse yalnızca güneşin sudaki gölgesiymiş.
Kâmil der ki:
“Nice heves, hakikat suretinde gelir;
Lakin yutan, hevestir, değilse deryâ.”