Kâmil Hüzün Çelebi

Kâmil Hüzün Çelebi
@giryenumud
Yaşadığı dönemin melankolik ruhunu ve toplumsal çalkantılarını yazdıklarına yansıtan, duygusal ve derinlikli bir şairdi. Edebiyatın gittikçe yüzeyselleştiğini düşünerek, şiiri bir protesto biçimi olarak kullanmıştır.
Şeyhülislamlık Dairesi’nde mülazım; Süleymaniye Kütüphanesi’nde risale tasnifçisi; Şehzadebaşı kahvehanelerinde genç şairlere mânâ rehberi.
Üsküdar Rüştiyesi, ardından Süleymaniye Medresesi’nde tefsir, felsefe, Arap ve Fars edebiyatı eğitimi aldı. Şeyhülislamlık arşivinde mülazım olarak çalışırken klasik şiire yöneldi. Hafız-ı Şirazi ve Fuzûlî etkisiyle derin bir tasavvufi ve melankolik üslup
Hayatının büyük kısmını Galata ve Üsküdar arasında geçirir. Geceleri Şehzadebaşı kahvehanelerinde genç şairlere nazîre okutur, gündüzleri ise Süleymaniye Kütüphanesi'nde nadir risaleler incelerdi.
Üsküdar, İstanbul – Hicrî 1269 (Miladi 1853)
1 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi·72 syf.·
2025 54. kitabı
Jack London
7.9/10 · 47,6bin okunma
Reklam
Kâmil Hüzün Çelebi'den:
Nice kitap okur, der ki ‘ben oldum kâmil’, Oysa gerçek okur, her satırda olur sâhil.
Alıntı
Kıssa: “Altını Alan Gölge”
Bir genç, her gördüğü ışıltıya hayran kalırmış. Altın mı parlar, göz mü kırpar, fark etmeden düşermiş peşine. Bir gün gölde bir parıltı görmüş; Sanmış ki suyun dibinde hazine var. Üstünü başını soyup atlamış içine. Göl derinmiş, soğukmuş, taşmış dibinde, Ve genç boğulmuş… Parlayan şeyse yalnızca güneşin sudaki gölgesiymiş. Kâmil der ki: “Nice heves, hakikat suretinde gelir; Lakin yutan, hevestir, değilse deryâ.”
Edebiyat
Kâmil Hüzün Çelebi'den geceye:
Ay dertle dolmuş, yıldız hicranla yanar, Kâmil gecelerde susar, kalbiyle anlar
Alıntı