eskimeyen hikaye
eylüldü dünyanın bütün takvimleri günlerden ise perşembe ben her zamanki yerimde sen ise kalbimin öbür ucunda sen on birinde olmalıydın ben ise anne diye başka yüzlere kaçtığım yaşta. ne çok şey öğretmiş bize en güzel dersimiz hayat bilgisi: seni sevmek dertlerin en güzeli ya matematik neyin hesabı olmalıydı böyle topladıgimız, çıkardığımız carptigimiz yine de kırık notlar aldığımız şimdi nasıl acıyor mu dersin bir mutlu yer bulmak için atlaslarda gezinen parmaklarimiz ucu boncuklu saclarinla bazen sen lavanta kokmadan önce kurşunkalemimle belli belirsiz kenarları kirişmiş defterine seni seviyorum diye yazarken sen çoktan ben de diyordun kimselere görünmeden herkesten fazla biz cocuktuk
Şiir
Ocak Ayında Okuduklarım 1- Başak Sayan - Nigahdar - 9/10 2- Agatha Christie - Acı Kahve - 7/10 3- Peyami Safa - Matmazel Noraliya'nın Koltuğu - 9/10 4- Nietzsche - Aforizmalar - 5/10 5- Halit Ziya Uşaklıgil - Sefile - 9/10 6- Stephen King - Göz - 8/10 7- W. Somerset Maugnam - Boyalı Peçe 8/10 8- Ahmet Ümit - Yırtıcı Kuşlar Zamanı - 8/10 9- Peyami Safa - Tilki Leman'ın Harikulade Maceraları - 8/10 10- Albert Camus - Veba - 9/10 11- Camila Sosa Villada - Kötü Kızlar - 6/10 12- Orhan Kemal - Eskici ve Oğulları - 9/10 13- Susanna Tamaro - Yüreğinin Götürdüğü Yere Git - 8/10 14- Stendhal - Lamiel - 7/10 15- Sermet Muhtar Alus - Eski Çapkın Anlatıyor 6/10 16- George Orwell - Hayvan Çiftliği 9/10 17- Bernard Malamud - Çırak 8/10 4.454 Sayfa
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Git Leman
Leman Üstün başın sevda kokuyor Git Başka türlüsü güç Gözlerin cumhuriyetin parıltısı Ellerin ürkek cennet kuşu Saç tellerinin başlayıp bittiği yerden Açılıp kapanıyor müge çiçeği Git diyorum leman Üstüm başım kan Başka baharlardan konuşmadık başka Gün dökümlerinden başka beklemelerden başkalardan konuşmadık (Yüzü şubat soğuğu karşısında kırılmış aynalar kendine bakan kaç insan gördün sen?) (İnanç şehrinde attığı her adımı kuşkulu kaç adamla karşılaştın daha önce?) Git diyorum leman Git Başka türlü nasıl bilirim seni sevdiğimi Furkan Güreci
Madem günün birinde öleceğiz ve ne zaman göçüp gideceğimiz belli değil (Belki yarın, belki bu hafta veya bir başka gün) o halde hiç müzik listesi bırakmadan gitmek olmaz, geç kalınmışlığın telafisi yok çünkü ölüm gelirken bize sormayacağından hiç umulmadık bir anda yeryüzünden silinebiliriz, o yüzden ne olur ne olmaz diye sevdiğim şarkıların listesini erkenden buraya kaydetmek istedim. :-) Biz yok olup gittikten sonra belki ileriki gelecek nesillerden yolları buralara düşen olursa, tesadüf edip de başka başka insanların birikimlerinden yeni şarkılar keşfedebilirler, böylece geçmişin bir kısmını geleceğe aktarabilmiş oluruz. Tabii herkesin şarkı anlayışı, müzik tarzı farklı olabilir illa herkes her şarkıyı sevecek diye bir kaide yok, ben sadece kendi favori olarak gördüklerim arasından bazılarını paylaşabilmek için bir liste hazırladım buraya kaydetmek maksadıyla, şimdiye kadarki hayatımda bir şekilde keşfedip dinlediğim ve müzik klasörümde bulundurduğum beş yüz küsur şarkı içinden en az otuz tane favori olarak gördüğüm parça vardır. Onlar arasından yaptığım bir seçkiyi paylaşayım (İlk şarkıdan sonraki sıralama karışık); • Mary Hopkin- Those Were the Days, (Dorogoi Dlinnoyu adlı bestenin ingilizce uyarlamasıdır, ezgisinin kökenini de belirtmiş olalım.) youtu.be/QptZ8tYZAkE, youtu.be/QeLSKEG_Ugw (İkincisi Türkçe çevirisiyle beraber) • Zeynep Dizdar- Vazgeç Gönül, youtu.be/VmVnwm12qpo • Ferda Anıl Yarkın- Sonuna Kadar, youtu.be/slTJhCBXUpQ • Barış Manço- Can Bedenden Çıkmayınca, youtu.be/RTpyeclPZuU • Yine Bir Gülnihal, youtu.be/V2SuIanBvOY (Gönül Gündüz), youtu.be/aVkPXgfs1CU (Pelin Uyanıker), (İki farklı versiyon) • Güller ve Dudaklar (Söz-müzik: Bora Ayanoğlu) youtu.be/qfNSpPiN0vo (Gönül Akkor),
Müzik
Var Git Ölüm \\ Leman sam
ölüm ardıma düşüpte yoluma Var git ölüm bir zamanda yine gel Akibet alırsın komazsın beni Var git ölüm bir zamanda yine gel çıkıp bozkırlara ulaşamadım Yalan dünya sana çıkışamadım Eşimle dostumla buluşamadım Var git ölüm bir zamanda yine gel Karacaoğlan derki konup göçerken Ecel şerbetini tas tas içerken Yine buldun beni senden kaçarken Var git ölüm bir zamanda yine gel
Muzaffer İzgü / Zıkkımın Kökü
Abim pek tutumlu değildi, ama ben çok tutumluydum. Kalemim minicik kalıncaya dek kullanırdım. Kalem ufalınca onu bir kargının ucuna geçirir uzatırdım. Eh öyle de on, on beş gün idare ederdik yeni kalem almadan. Bir gün nasıl oldu bilinmez, sınıfta Aysel'in değerli cicili bicili kalemi yitmişti. Olur a kimbilir nerede düşürmüştür hoplarken zıplarken... Kalem arandı tarandı bulunamadı ama tüm gözler bende, çalsa çalsa kaleminin ucuna kargı geçiren çocuk çalmıştır... teneffüste çocuklar biriktiler başıma. "Kalemi sen almışsındır mutlaka" dediler. "Hayır" dedim "Ben almadım. Almadım ben." "Sen aldın sen!" "Hayır almadım. Almam kimsenin malını." "Ama kaleminin ucunda kargı var." "Vallaha billaha ben almadım." Ağlamaya başladım. "Aldın ondan ağlıyorsun." "Hayır" dedim "hayır..." "Sen aldın sen, söyleyeceğiz öğretmene." O anda gözümün önünden kalemler uçuştu, renkli renkli uzun kısa kalemler... Koştular gittiler Leman öğretmene. Biraz sonra sanki okulu kundaklamışım gibi bir yığın çocuk kolumdan bacağımdan tutarak karga tulumda sınıfa öğretmenin huzuruna çıkardılar. Durmadan ağlıyordum. Öğretmen "Siz çıkın." Dedi çocuklara. Çıktılar ama bu kez pencereye yığıldılar, bekliyorlar öğretmen beni tokatlasın tekmelesin diye. Ama öyle olmadı. Öğretmenim "bak yavrum" dedi "aldınsa bir yere koyduysan getir ver hiçbir şey demeyeceğim." Hıçkırıktan yanıt veremedim. "Aldın mı?" Diye yineledi. Başımı hayır anlamında salladım. "Peki niçin arkadaşların senden kuşkulanıyor?" Cebimden ucu kargılı kalemimi çıkardım ama "bunun için" diyemedim. "Koy onu cebine, hadi git" dedi. Yıkılmış halde çıktım oradan. Çok kafamdan geçti girme bu sınıfa bu okula diye ama anamın sözü geldi aklıma. "İnsan anca okursa büyük adam olur." Ders boyunca hıçkırdım durdum arka sırada. Öğretmenim iki kez saçımı okşadı