“Gidiyorsun dostum. Mevcudiyetine karıştırdığın kadını bıraktın gidiyorsun. Bir kukla arkasından, geçici maddi bir ihtiras arkasından gidiyorsun. Ve giderken beni, benliğimi götürüyorsun.”
Eğitimli bir kadın olarak erkeklerin dünyasında kendi kimliğini arayan ve nihayetinde kaybolan Handan’in hikayesi bu. Türk Edebiyatında bir kadın tarafından yazılmış ilk aşk kitabı olmasının yanında, yine, bir kadın tarafından yazılmış kadın psikolojisinin derinlemesine ele alındığı ilk roman olma özelliğini taşır Handan.
Halide Edip Adıvar, dönemin önemli kadın yazarları- Fatma Aliye, Şair Nigar, Makbule Leman Hanım, Halide Nusret- arasındadır. Adıvar, genellikle Milli mücadelenin konu alındığı kitaplarıyla bilinir günümüzde ancak bunun öncesinde, 2. Meşrutiyet döneminde yazdığı kitaplarına bakıldığında aşk ve evlilik temasını işlediğini görürüz. Yazarın 2. Meşrutiyet dönemi baskıları sonucu içe yönelmesi ve bunu yaparken kadın-erkek ilişki ağını dile getirdiğini görürüz.
Kitapta en çok ilgimi çeken unsur, mekan zenginliği ve kadın karakterlerinin eğitimi oldu. Ardından Halide Edip Adıvar’ın hayatını araştırdığımda bunu etkileyen unsurları anladım. Adıvar Amerikan Kız Kolejini bitirmiş ve muhafazakar kesimler tarafından yazdıklarına gösterilen tepkiler sonucu İngiltere’ye kaçmıştır. Hatta bir yerde okuduğuma göre Adıvar, İngiltere’de “kadın haklarını savunan bir Osmanlı kadını” olarak tanınmıştır. Çizdiği kadın portresi ve ve mekan zenginliğinin, yazarın bu eğitim ve Avrupa serüveninden kaynaklandığını düşünüyorum.
Kitaba dönecek olursam, tasvir ve tahlillerde oldukça başarılı olduğu kanısındayım. Mektup tekniği kullanılarak yazılmış bir roman olmasını oldukça etkileyici buldum. Romana üst düzey kimlik kazandıranın da bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü mektup tekniği, aslında konuyu