YER ALTI EDEBİYATI ve "DAHA" ... .
Puan vermedi·392 syf.··
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 01:42
Kitap bitti, peki ya ben? İçimde oluşan bu ağırlık neden? Kitabın kapağını kapatır kapatmaz içimden bir şeyleri çekip aldı. Ben sadece bir hikâyeye tanık olmadım; küçük bir çocuğun omuzlarına yüklenen koca bir dünyanın ağırlığına da şahit oldum...... Ahh be GAZÂ.... kimi zaman oldu sesin sesime karıştı.... Yeri geldi her şeyi kabullenişin içimi ürperten bir duyguya dönüştü. Bazen kızdım, bazen anlamaya çalıştım. En çok da yerine koymaya çalıştım kendimi. Ben olsam böyle yapar mıydım dedim? Kötülüğü bağırarak değil de alıştırarak koyar mıydım hayatıma? Kitap boyunca insanın içi daralıyor. Sayfaları çevirmek istemiyorsun ama bırakamıyorsun da eksik kalacak diye. Görmezden gelme diyor, bir şeyler yüklüyor omuzlarına. Boşluk bırakmak istiyor sende. Bu boşluğu ne bir öfkeyle ne de bir rahatlamayla doldurabiliyorsun. Daha çok seni 𝙄̇𝙉𝙎𝘼𝙉 𝙊𝙇𝙈𝘼𝙔𝘼 dair bir ağırlığa sevk ediyor.... MERHAMET ve VİCDAN susarsa ne kalır geriye? Sadece GAZÂ'yı değil dünyanın görmezden gelinen yüzüne de tanıklık ediyorsun... İnsan kaçakçılığı ve görünmeyen hayatlar.... Kitabın merkezinde mülteciler, sınırlar, pazarlık edilen insanlar var. Televizyonda rakam olarak duyduğumuz o “göçmenler”, Gazâ’nın dünyasında ete kemiğe bürünüyor. Açlık, korku, aşağılanma… Normalde haberlerde birkaç saniye bakıp geçtiğimiz hayatların gerçek yüzünü görüyorsun. GAZÂ küçücük dünyasında suçla büyüyor. Adım adım merhametten uzaklaştırılıyor. Çünkü kötülük ona bir anda bulaşmıyor; öğretiliyor, alıştırılıyor. Toplum genelde 𝙘𝙖𝙣𝙖𝙫𝙖𝙧 𝙙𝙤𝙜̆𝙖𝙣 𝙞𝙣𝙨𝙖𝙣𝙡𝙖𝙧𝙖 inanmak ister. Oysa kitapta , bir canavarın nasıl üretildiğini ; - sınırların ardındaki sömürüyü, - çocukların harcanan hayatlarını, - alışkanlığa dönüşen şiddeti, ve bizim bakmamayı seçtiğimiz vicdanı da görebiliyoruz... Ve MÜLTECİLER, İNSAN KAÇAKÇILIĞI.
Duygu ve Düşünce
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
SPOİLER İÇERİR Genel olarak kitabı kabataslak anlattım
10/10
·120 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 14:22
Bu kitap Türkiye'de ki savaştaki bir çocuğun ağzından anlatılıyor. Bu çocuk fakir(zaten geneli öyle) şerbet, çörek satan biri, babası cepheye gitmiş ve ölüp ölmediğini bilmiyor. Onun çocuğundan haberi olduğunu bile biliyor mu onu merak ediyor. Mektebe gitmekte fakat çocuk istemiyor gitmek çünkü şerbet satarak para kazanmakta. Bu çocuk okumayı bildiğinden , ezberide iyi olduğundan gazetedekileri çabucak ezberliyor ve mahallelisine hemen yetiştirebiliyordu. Bir tane çocukla tanışmıştı, ismi Emin'di bu çocuğun babası şairdi ve ismi Mehmet Akif Ersoy'du. Ardından gene bir gün bir çocuk görüyor ismi İhsan, babası ölmüş, annesi ölmüş, anneannesi(ya da babaannesiydi unuttum) yaşıyordu fakat o da ölmüştü. Bundan dolayı sokaklarda kalıp dilencilik yapıyordu. Bu evladımız onu görünce neden bir şeyler satmıyorsun diyor ve İhsanda; "Kafamda ki bitlerimi satayım" diyordu. Ardından evladımız İhsan'ı annesinin yanına götürüyor ve annesi onun bitlerini temizleyip banyo yaptırıyordu. Hatta uyumadan önce evladımızın yanına(annesinin yattığı yeri) İhsan yatıyordu. Malum çocuğumuzun annesi yeni işe başladığı yer olan şuan ki adıyla Çocuk Esirgeme Kurumu'nda çalıştığından, İhsan'ı da oraya götürdü ve oraya bıraktı. Mustafa Kemal Ankara'ya geldiğinde, arkadaşı olan Emin'in babasını Mustafa Kemal özellikle çağırdığından çok heyecanlanmış şaşırmıştı. Mustafa Kemal Ankara'dayken Büyük Millet Meclisi yapılıyordu, inşaattaydı. Bu çocuğumuz ise meraklı olduğundan gidip ordaki işçiler ile sohbet ediyor, inşaatı gezip harfiyen ezberliyordu. Biraz kabataslak anlattım kusura bakmayın. Mustafa Kemal'in meclisin orada tören yapacağı zaman, çocuğumuzun okuluda törene gitmişti. O törende çocuk, Mustafa Kemal'e sorusu olduğu için Mustafa Kemal'i görmeye gidecekti. Fakat nasıl başaracaktı? İnşaat
Cumhuriyet'in İlk Sabahıİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20234,681 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
-Kusursuz kötü karakterler arkadaşım oldu ne yazık ki!-
10/10
·536 syf.··
2025 20. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 19:02
Uzun bir döküş olacak, hissediyorum Kitap hakkında fikir vermekten ziyade- kitabın zaman aşımına uğrayan izleri silindiğinde kendime bir hatırlatmadır bu yazının amacı, tamamen öz pragmatist yerden, kendime :) Kitaba gelirsek; Headshot bu kitap insanlığa, tıpkı sanat filmleri gibi! Headshot'ın kaşıntısı geçmeden, kaynakların tükenme korkusunu da göze alarak diğerlerine geçmek lazım. Çok cinsellik vardı okurken çok utandım.. diyemeyeceğim dfhgsdhd Hani Kayra'nın otele kız attığı bölümü de hatırlamıyorum "GERİZEKALI"! İşlenen cinayetlerin normal sayıldığı, kim bilir hangi acının bedelini az önce seviştiği kadını öldüresiye döverek çıkaran anti karakterlerin insan doğasındaki zifiri karanlık yönlerini soğukkanlılıkla ortaya döken; kendine yabancılaşmanın ve hayatı reddetmenin ne kadar ötesi varsa o kadar ötesine geçilen, sınırların aklın ucundan bile geçmediği hiçlikten bir parça okudum. Evet, nihilizm! Dili son derece akıcı, e zaten Bilinç Akışı tekniğiyle akışta yazılmış hikayelerin dışında kalan yerler. Seveni kadar rahatsız ettikleri de olmuş kitap.. Bu yüzden başta Sanat Filmlerine benzettim. İnsanın karanlık- çırılçıplak doğası karıştı mı bir kere yapılan işe, orda Kaos doğar, kaçınılmaz! Kimi sanat filmi yönetmenlerinin temel amacıdır izleyiciyi rahatsız etmek, hatta rahatsız ettiğinden emin olmak. Yüzleşmektir bu çünkü. Bu kitapta da önümüze konan pembe bir dünya değil zaten, önce türünü belirleyip kabul edelim! Hayır, bu bir hastalık değil. İnsanın karanlık yönleri anti karakterler vesilesiyle ortaya konur; hassasiyete göre kimi ürker, kimi sexsizlikten kafayı yemiştir aklında sadece sex sahneleri kalır ya da 'çok ayıp olan' sex sahnelerinden rahatsız olur kimi de bir adım geriden hazırdır yüzleşmeye. Hepsi burada, tam olarak bu dünyanın içindedir zira başka
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
"Daha" kitabı üzerine.
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 20:18
Daha, daha, daha, daha, daha, daha ve daha ne kadar kötülük yapabilir insanoğlu? Tamda yazarın dediği gibi biz bu kitabı okurken bazı insanlar öyle acılar çekiyor ki... Benim için sıradan bir kitap deyip geçemeyeceğim bir kitap oldu. Büyük bir insanlık dramı, mülteci sorununu normalleştirip, romantizm eden insanlar için büyük bir tokat olabilir. Vahşet, acı, dram, korku, masumiyeti anlatan tabiri caizse gri bir kitap. Roman şöyle başlıyor, babam bir katil olmasaydı ben doğmayacaktım. Bir isyan aslında, dünyaya gelmek bir tür bir cezalandırma biçimi mi bilemiyoruz. Varoluş sancılarınızı iliklerinize kadar hissetirecek tarzda. Romanın baş kahramanı Gaza ve onun çevresinde gelişen olaylar. Gaza bir mülteci tüccarı, bir ülkeden başka bir ülkeye kaçak yoldan gitmek isteyenleri taşıyor! (Adeta işkence ediyor) Öyle ki bazı anlar keşke olduğu yerde can verseydi de bunları yaşamasaydı diyorsunuz. Gaza henüz 8 yaşında bir çocuk ve kötülük dolu bir çevreye doğuyor, gözlerini orada açıyor ve sonuçta berbat bir karaktere dönüşüyor.. Kitap bir yandan şunu da düşündürüyor? Felsefenin en mühim sorularından birisi; İnsan doğuştan mı kötüdür yoksa sonradan mı kötülüğü öğrenir yoksa boş bir levha mıdır? Benim düşüncem; İnsan doğasında kötülük vardır yani insan doğuştan kötüdür. Yıllar içinde kendini bir nevi ehlileştirir. Ben keyifle okumadım, sinirlendim, psikolojim ve dünyam karardı diyebilirim. Ama sonuçta Polyanacılık oynamaya gerek yok bizim dünyamız böyle!
Alıntı
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
Mide yanması ve inceleme
Puan vermedi·392 syf.··
2025 17. kitabı
Bu incelemeyi: akreple yelkovanın, sabaha karşı saat 03'ü yarı aksak, usul usul koşturduğu bir saatte uykumdan uyanmış ve mide yanmasından dolayı uyuyamamış, hazır uyumamışken de musluk boşa akmasın düsturu ile hareket edip ve hatrımda kalan bilgiler ile yazıyorum. Hakan Günday zaafımı bilen bilir, kalemini çok severim ama bu kitabı nedense elimde sakız gibi uzadı. Bunun başlıca nedeni üşengeç olmam.. Efendim incelemeye gelecek olursam; kitabın kahramanı Gaza adında bir çocuk. Doğduğun ev kaderindir derler ya aynen de öyle. Annesi, Gazayı doğururken ölüyor. Dünyada aldığı ilk nefesiyle öksüz kalıyor. Babası ise insan kaçakçısı. Böyle bir evde yetişiyor. Bakmayın ev dediğim aslında bir insan taşıyan bir gemi. Henüz 9-10 yaşlarında bu suçların içinde filizlenen, okulda ve bir o kadar da insan tüccarlığında da zeki olan bir çocuktur. Bu zekası zamanla lise sınavlarında derece ile İstanbul'a gitmesiyle ve orada ki okulunu da derece ile bitirdikten sonra yurtdışına eğitime gitmek için hazırlanıyorken, rüzgarın ters dönüp akıl hastanesine yatırılmasına evriliyor. Kısacası çocukluğunda atılan sorunların meyvesini gene sorunlu olarak yiyor ya da yemek mecburiyetinde kalıyor (!) Akıl hastanesinden bir bağımlı olarak çıkıp önce ait olduğu topraklara; evine sonra da bambaşka diyarlara göç ediyor. Çocukluğunda kaçak mültecileri kaçıran kişiyken, aynı konumuna kendisi düşüyor. Bozduğu kantar kendini mi tarttı yoksa, kul yaşattığını yaşamadan ölmedi mi bilinmez ama tam anlamıyla kendisi de bir kaçak göçmen oluyor. Daha fazla spoiler vermek istemiyorum ve kitap hakkında Daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Kitap hakkında düşüncelerimi yazdığım incelemeden bağımsız olarak söylemem gerekirse şunu söyleyebilirim: bu kitap sıradan ama bir o kadar da sıradan şeyleri anlatmıyor. Bu
1000Kitap
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
Puan vermedi·460 syf.··
2025 70. kitabı
İnsan çocukluğundan beri hayalini kurduğu bir isteği gerçekleştiğinde kendisini dünyanın en şanslı ve en mutlu insanı hisseder. Peki ya bu hayal beraberinde hesapta olmayan maceraları ve tüm hayatını etkileyecek kişiyi getirse? Leyla, neşe dolu, hayalperest ve saf yürekli bir kadın. Çocukluğundan beri hayalini kurduğu tek şey var; Mısır'a gitmek. Eh, o kadar yolu gitmişken Mumya serisinin yakışıklı oyuncusu O'Connell gibi karizmatik bir adamı koluna takıp ülkeye dönse tadından yenmez Yakın arkadaşı Esmer, bu hayalini gerçek kılıyor. Birlikte Mısır'a tatile çıkıyorlar. Tur rehberi ışığında gezdikleri Mısır, keşfedecekleri yeni yerlerin heyecanı Leyla'yı soluksuz bırakıyor. Ama daha yolculuk anında tartıştığı karizmatik adam, tam olarak Mısır da karşısında İş insanı Levent Çağan, aktardığı bilgilerle Leyla'yı şaşırtmayı başarıyor. Ve olaylar bundan sonrasında dizginlenemez bir hâl alıyor. Gezinin daha ilk gününden Leyla'nın mahsur kaldığı yerde yabancı bir adam görmesi, tehditkâr konuşmalar ve şok art arda geliyor. Kan donduran bir cinayet, kaygı ve korkuyu takip ediyor. Leyla ve Esmer kendilerini mafyaların ortasında hiç tanımadığı bir ortamda buluyor. Çocukluğundan beri istediği tek hayalin böylesine macera ve aşk dolu olacağını kim tahmin edebilirdi ki? Duygudan duyguya sürükleyen bir okuma Aşk Alfabesi, kimi zaman güldüm kimi zamanda maceranın içinde kaygılandım. Mısır tarihçesi hakkında metnin biraz daha zenginleştirilmesini isterdim, ilk başta paylaşılan bilgiler metinle çok ahenkli olduğu için devamını istedim. Kurgusu yormadı, akıcıydı, sadece biraz betimleme olsun isterdim bu yönden çok duru bir üslubu var. Çok kısa sürede okudum. Leyla'nın peşine takılıp macera, aşk ve heyecan dolu bir Mısır yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?
Aşk AlfabesiElif Bolat · Morpheus Yayınları · 20244 okunma