BÜYÜK USTAYI ZİYARET
"İzin verirseniz ben sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim, bir başka gün gene gelirim" dedim. "Hayır, dedi Usta, bugünkü işimizi henüz bitirmedik. Yukarı gelin ve bana anlatın." Ne anlatacağımı, benden ne anlatmamı istediğini bilmiyordum. Atölyesine girdiğimizde, bu kez çok daha küçük boyutta bir portre çıkardı tuvallerin arasından. "Buna bakın ve ne düşündüğünüzü söyleyin" dedi. "Çok güzel bir portre, dedim. Sanatınızın tüm özelliklerini yansıtıyor." "Adınız neydi?" diye sordu. Söyledim. "Bakın, dedi, size bir giz vereceğim: Her şeyden önce bir durup düşünmek gerek. Göz yeterli değildir. Düşünmek gerek. Çünkü resim sevilmek, hoşa gitmek için değil, algılanmak için yapılır." "Ama resim bir anda algılanabilir de, dedim. Böylesi bir resim." İçini çekti. "Bakınız, dedi. İyi bakınız. Sonra kafanızın içindeki, belleğinizdeki başka portrelerle karşılaştırın. Eğer gerçekten resmi görmeyi biliyorsanız (bakmayı değil, görmeyi ... ) belleğinizdeki resimlerle bunun arasındaki karşıtlıklar kendiliğinden ortaya çıkacaktır." "Bu bir kişilik sorunu" dedim. "Kuşkusuz, dedi. Sanatta her şey bir kişilik sorunudur. Ama demem o değil. Başka bir şey söylüyorum ben." "Ne söylüyorsunuz?" diyemedim. "Niçin?" diyemedim. "Resimden resime elbet fark olur" diyemedim. Ne demişti az önce: "Göz yeterli değildir." Sanki ağzımı açsam, gözüm konuşuyor gibi olacaktı. Sezmiş miydi bu korkumu? Bilmiyorum. Ancak sorusunu yinelemedi. "Bakın, dedi. Bu portrede (bizim buralardan bir bahçevanın portresidir), ne bir sevgi var, ne bir kin. Ne bir sevecenlik, ne bir itme. Ne sıkıntı , ne neşe. Ne yaşama sevinci, ne ölüm korkusu... Hiçbir duygu yok bu yüzde. Görüyorsunuz değil mi? Çünkü bu portreyi ben, bir elmayı, bir ayvayı, bir kayayı, bir doğa görünümünü nasıl yaptımsa, öyle yaptım. Bir psikolog değilim ben. Bu
Sayfa 267·Kitabı okudu
Hititlerde gusül
Hititler de Sumerliler gibi temizliğe çok önem veriyorlardı. Daha önce yazdığım gibi, dinsel törenlere yıkanmış olarak gitmek gerek.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gitmek sadece ayaklarla yapılan bir eylem değildir. Kalbinden gitmişse, ayakların gitmesine gerek kalmaz ki!
"Gitmek, bir yere gitmek. Kalbim, artık bu gece. Artık burdan ayrılmak, burdan ayrılmak gerek!"
"Nasıl veda edeceğini düşünürken sanki biri göğüs kafesine ulaşmış da tüm yumuşak parçaları zorla çekip almış gibi hissediyordu. Gitmek istemiyorum. Keşke gerek olmadığını, her şeyin yoluna gireceğini ve endişelenecek hiçbir şey olmadığını söyleyebilseydi ama yapamazdı."
Sayfa 332 - Juno Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Sonu gelmeyen işler ve ileti
Kıyaslanmak. Günümüzde erkeğin en büyük kabusu bu herhalde. Hiçbir nesnel ölçütü olmayan bir sabiti kişilik kuruluşunun tam ortasına, çekirdeğine yerleştirmişler, sevgiyle ilişkisini iktidar dolayımından geçirmişlerdir bir kere. Artık hayatı kıyaslanınaktan korkarak geçecektir. Biraz büyüyüp de bu korkuyu hissetmeye başlayan her heteroseksüel erkek, inanılmaz bir güvensizlikler dünyasında yaşamaya başlar. Her "öteki" erkek şüphelidir, rakiptir, düşmandır. Zifaf gecesi bir kabustur. Ya bakire değilse; yani ya daha önce cinsel ilişkisi olmuşsa; yani ya daha önce başka erkek(ler) tanımışsal Sorular bitmek bilmez: Ya öteki erkeğin/erkeklerin penisi daha büyüksel Bir ilişkiye giriyorsunuz ve daha ilk günden iktidarı fallusu var cismi yok bir öteki erkeğe kaptırmışsınız. Üstelik karşınızda sizin zaafınızı, kıyaslanma korkunuzu bilen, kıyaslamayı yapacak malumata da sahip olan bir "toptan öteki", yani kadın var. Şimdi gel de bu kadın üzerinde iktidar kur! İşte bu yüzden erkek, arzu nesnesi karşısında "biricik özne" olmaya mecbur hisseder kendini. Onun bir erkek olarak varlık koşuludur bu. Biricik özne konumunu kaybettiği zaman ölümle karşı karşıya gelir; doğrudan ya da dolaylı olarak. "Öteki" erkek daha uzun ya da daha kısa, daha kıllı ya da daha kılsız, daha şişman ya da daha zayıf, daha yakışıklı ya da daha çirkin, daha yumuşak ya da daha sert, daha zeki ya da daha aptal, daha entelektüel ya da daha cahil, daha şu ya da daha bu olabilir. Tüm bu "daha"ların sembolik iktidar evreninde toplanıp geldiği nokta "daha büyük ya da daha küçük" ikilemi. Bir "daha"daki üstünlük, diğer "daha"daki yetersizlik tarafından dengelenebilir. Ancak topyekün iktidarın sembolü fallustur; onu dengeleyecek unsur bulmak da çok zor. Bu ikilemin bir çözümü yok, çünkü büyüklüğün nesnel bir
Sayfa 67·Kitabı okudu
1000Kitap