İstemem. Eksik olsun!
Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım ? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret! Eksik olsun! Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? “Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem! Eksik olsun! Korkmak, tükenmek, bitmek… Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? İstemem! Eksik olsun!
Sana da günaydın limonlu kekim :))
“Yola; yolun kıymetini bilen yoldaş gerek. Mesele gitmek olsa herkesle gidilir.”
Hayata Dair
Reklam
Kim çekip çıkaracak bizi bu şizofrenik kuyudan Kim dokunacak yüzümüzdeki allah kadar eski çizgilere Feridun Kurt | Artık Gitmek Gerek youtu.be/AokyGbwYZfc?si=...
Son Virüs
Yine gecenin bittiği bir andı. İşler bitmiş, dükkânı kapatmıştık. Abim, kardeşim ve ben eve gitmek için arabaya bindik, yola koyulduk. Marketin önünden geçerken taze mandalinaların geldiğini gördük. Durduk, biraz mandalina aldık; başka şeyler de almıştık. O gece sanki küçük bir ziyafet vardı. Gecenin son saatlerinde yemekler yenildi, çaylar yudum yudum içildi. Annem ve kız kardeşim de sofraya eşlik ediyordu. Sohbet koyulaşmış, kahkahalar yükselmişti. Masadaki herkesin yüzünde bir gülümseme vardı. Birden, yıllar sonra dünya nüfusunun ikinci bir virüsle yüzde yetmişinin yok olacağını söyledim. Makara yaptım. Dalga geçtiler, kahkahalar daha da yükseldi. Ardından devam ettim: “Geriye kalan yüzde otuz ise yeni zihinler olacak. Kendilerini tanrı ilan eden, ölümsüzlük için mücadele veren bir topluluk… Dünyada yeni bir sistem kuracaklar. Eskiye dair ne varsa yok olacak. Bir nevi kıyamet kopacak.” Bu sözlerin üzerine sözde mertebem yükseldi. Bir anda âlim, bilim insanı oluverdim. “Hocam, hocam!” diye takıldılar. Parmaklar kalktı, herkes kendi sorusunu sormaya başladı. Tebessüm ederek anlatmayı sürdürdüm: “Kurulan bu sistemde topraktan yetişen her şey yapay olacak.” Kardeşim gülerek, “O zaman su yerine elektrik mi kullanacaklar?” dedi. Aile fertlerinin yüzleri gülmekten kızarmıştı. “Tabii,” dedim. “Üretim yapay olacak. Bitkilere, sebzelere, hatta insanlara bile su verilmeyecek. Her şey gelişmiş makineler üzerinde yaşayacak.” Diğer kardeşim yine gülerek sordu: “İnsanlar nasıl nefes alacak?” Asıl bombayı o an patlattım: “Hava değişecek. Toprak kuruyup taşa dönecek. Eskiye dair en basit şeyler, hatta kıyafetler bile yok olacak. Günümüz insanının aklının eremeyeceği kadar büyük bir değişim olacak. Hem de adım adım…” Masadaki kahkahalar yeniden yükseldi. “Yüzde otuz insan kalacak,”
İSLAM ÖNCESİNDEN İSLAM’A KÖLELERİN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİ (MÜKATEBE)
İslam öncesinde köleler özgür olmak isterlerse, özgürleştirme bedellerini ödemek için çalışma hakları vardı. Efendilerine hizmetten arda kalan zamanlarda ekstradan çalışmak zorundaydılar. Bedel ödemesine gerek kalmadan da köle azat edenler vardı. Hakim b. Hizam, İslam öncesi döneminde sadaka için yüz köle azat etmişti. Aynı durum İslam ile onaylanarak meşru hale getirilmiştir. İbrani ve Arap geleneğinde var olan, kölenin kendi parasıyla yahut bir başkasının yardımıyla kendisini satın alarak özgürlüğüne kavuşturma uygulaması Kur’an’ın NUR 33 ayeti ile onaylanmıştır. İslam öncesi dönemde esirleri hürriyetine kavuşturmak övünç duyulan erdemlerden, esirin öldürülmesi ise Arapların nazarında çirkin işlerden addedilirdi. İslam öncesi dönemde esirleri hürriyetlerine kavuşturma övünç duyulan erdemlerden sayılırken, İslam sonrası özellikle hicret ile başlayan dönemden sonra ganimet amaçlı çıkılan soygunlar İslam’ın yaşama ve yayılma nedeni olmuştur. Örneğin Tebük seferinde yaz sıcağında savaşa gitmek istemeyen Arapları, Muhammed, orada ‘’sarı kızlar’’ var diyerek savaşa teşvik etmiştir. NUR SURESİ 33 ayette ‘’Mükatebe’’ yapın diyerek İslam öncesinin geleneğini sürdüren, ancak aynı ayet içerisinde fuhşa zorlanan cariyelerin affedileceğinin söylenmesini ise sizlerin yorumlarına bırakıyorum.
Reklam
Reklam