Puan vermedi·136 syf.·
2026 19. kitabı
İnsan hayatı, bir merdiveni tırmanmak gibidir. Asansörle geçip gitmek, modern zamanların adeti. Bir anda ilerleyip durmak yada bir anda inip durmak fıtratın hiçte hoş karşılamadığı şeyler olarak önümüze çıkıyor. Yazarımız bu kitabında da hayat asansöründe ilerlemek isterken fıtrata çarpıp sarsılıyor, iyi ki de sarsılıyor bu sayede bir merdivene ihtiyaç duyuyor. Bizde bu merdivenin adımlarını, düsturunu ve nasıl çıkılırsa verim alınacağını görüyoruz; bizzat yaşanmışlıklar üzerinden ve daha da yaşanılacaklar üzerinden. Kitabımız dertleşerek kişisel geliştiren kitaplar kategorisine eklenebilir. Zira somut nasihatların sağlam bir piarla bestselleri doldurduğu çağımızda soğuk ve empatiden uzaklığı görmüyoruz bu kitapta; bizzat yaşanmışlık, acı çekmişlik ve test edilmişlik var. Yazarda bu yolculuğunu kalıcılaştırma ve kimilerine de merhem olma adına bizimle paylaşıyor hayatını, planlarını ve uygulamalarını. Aşama aşama ilerleyen kitap, gayet akıcı bir dile sahip bir oturuşta okunacak türden. Sohbet havasında ve devamının geleceğini hissettiren türden. Ben bazı notlarla yazarın uyguladığı metodları uygulamayı hedefliyorum. Özellikle keskin bir dönüşten öte hayatını adım adım yola sokmaya çalışanlar bu metodları görmek için bile okunur. Ara ara göze takılan motivasyoneller sözlerle süslendirilen kitabımızı; bu alanda sepeti kolunda işi yolunda kişiler tarafından da şevk kaynağı olarak okunacağını düşünüyorum. Kaldı ki herkesin her şeyden bir hissesi vardır yeter ki görmesini bilelim. Ayrıca bundan sonraki çalışmalar için yazarın hayatındaki dönüşün benim görebildiğim ana kaynağı olan evebeyinlik rolüne dair öğretmenliğinden vermiş olduğu deneyimle birleştirilmiş bir çok evebeyne reçete olacak kitaplar gelebilir. Bu alan ne kadar dolu gözükse de uygulamalı sonuç alan
Hayata Dair
Kendini Arıyordun Buldun mu?Ayşegül Ünal · Aile Yayınları · 20263 okunma
tam bir zaman kaybı
3/10
·328 syf.··
2026 57. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:37
Kısaca konusundan bahsedeyim. Tess, babasının ölümünden sonra yıllarca annesiyle yaşamış ve kendi hayalleri doğrultusunda bir hayat kurmaya çalışmıştır. Ancak annesinin emekli bir mafya lideriyle evlenmesiyle hayatı tamamen değişir. Bu evlilik sayesinde Yunan mafyasının başındaki Nikolas Stathoulis onun üvey ağabeyi olur. Tess, film yapımcısı olma hayalinin peşinden gitmek isterken Nikolas onu koruma bahanesiyle hayatını kontrol etmeye çalışır. Özgürlüğüne düşkün olan Tess ise bu duruma boyun eğmez ve ikili sık sık karşı karşıya gelir. Aralarındaki güç savaşı zamanla yerini inkar edemedikleri bir çekime bırakırken, Tess kendini mafyanın tehlikeli dünyasının tam ortasında bulur. Sinir krizi geçireceğim. Uzun zamandır bir erkek karaktere bu kadar sinir olduğumu hatırlamıyorum. Kitaba başlamadan önce yorumlardan Nikolas’ın pek sevilen bir karakter olmadığını görmüştüm ama açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Okurken gerçekten elim ayağım titredi. Ben dark romance okuyan biriyim ama bu türü okurken özellikle dikkat ettiğim şeyler var. Güçlü, karanlık ve ahlaken gri karakterleri okuyabilirim fakat kadın karakterin sürekli aşağılandığı, tehdit edildiği ve baskı altında tutulduğu kitapları özellikle okumamaya dikkat ediyorum. Malesef çok araştırmadan okuduğum bir kitaptı o yüzden sevmediğim çoğu şeyle karşılaştım. Nikolas karakteri baştan sona tam bir red flag. Adamın konuşmalarının büyük kısmı emir vermekten, tehdit etmekten ve insanları kontrol etmeye çalışmaktan oluşuyor. Sürekli karşısındaki insanların hayatı kendi iki dudağının arasındaymış gibi davranıyor. Tamam, mafya liderisin. Tamam, güçlü bir adamsın. Ama ben daha önce onlarca mafya kitabı okudum ve hiçbirinde bu kadar kibirli, bu kadar buyurgan ve bu kadar tahammülsüz bir karakterle karşılaşmadım. Öyle ki en
1000Kitap
Günahkârın OyunuMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202680 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·480 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Kıymetli Küçük Şeyler // Janelle Brow // Altın Yayınları Selam bu kitabı gördüğümden beri ve arka kapaktaki "Sırlarla ve yalanlarla dolu şok edici bir dolandırıcılık hikayesi" yazısı benim merak etmemi sağladı.Kitap sosyal medyanın parıltılı yüzüyle,gerçek yüzünü ve yaptırdıklarını da gösteriyor.Sirlarla dolu,güven ve içtenliğin ne kadar ince bir çizgide olduğunu gösteriyor. İki ayrı kadın birisi dolandırıcı,birisi zengin ve fenomen olan bir varis.Bu iki kadının bir anda yolları kesişir.Nina annesiyle yaşar ve yıllardır ordan oraya taşınıp hayatlarına devam ederler.Nina annesi gibi olmak istemediği için üniversiteye gider.Fakat okul bitince kredi borcu ve istediği işi bulamaması,bir de annesinin kanser olmasından ve masrafları nedeniyle yapacak bir hiçbir şey kalmaz.Ayrıca kanında olan meslekten uzak durmak istemesine rağmen şartlar onu buna sürükler.Annesi onu Lachlan ile tanıştırır.Nina ve Lachlan beraber birçok iş yaparlar.Birgün Nina'yı polisler arar.Çünkü onu biri ihbar etmiştir.Nina gitmek zorunda kalınca,Lachlan ile yeni bir av için yola çıkarlar.Artık Ashley Smith ve Michael O'Brien'dir. Vanessa ise dışarıdan kusursuz,pırıltılı hayatı olan,zengin bir yaşamın güçlü varisi ve bir sosyal medyada fenomen olarak ünlenmiş görünür.Ama aslında aile içi çatışmalar,psikolojik sorunlar yaşayan aile bireyleri olan bir aile içindedir.Ebeveynleri aralıklı vefat eder.Kardeşine de şizofreni teşhisi koymuştur.Birde nişanlısının yaptığından sonra derin yaraları olan bir kadındır artık.Ama diğer en önemli olan şeyse Nina ve Vanessa'nın bir ortak geçmişi vardır.Nina geçmişinin intikamını almak ve onu dolandırmak için yeniden,geçmişte güzel ve kötü günleri yaşadığı Tahoe Gölünde bulunan Vanessaya'nın malikanesine ait kulübeyi kiralarlar.Nina intikam almak isterken
1000Kitap
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026156 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Merhaba, Semra ile, @destekyayinlari çıkan, @mitchalbom kaleminden, #birkeredaha kitabını okuduk. Öncelikle romantik bir hikaye ve 328 sayfadan oluşuyor. Yazar Amerika’nın en sevilen hikaye anlatıcılarından. Kitabındaki hikaye de benim en sevdiğim hikayelerden oldu. Kitabın başında kumar ve polis geçince farklı bir konu beklemiştim. Fakat hikayesi beni şaşırttı. Özellikle sonu beni çok etkiledi. Akıcı bir anlatıma sahipti. Sıkılmadan, sonuna kadar merak ederek okudum. İçerik olarak sadece bir aşkın hikayesi değildi. İkinci bir şansın olsa neler yapabileceğin ve değiştiremeyeceğin şeylerin önemini anlatıyor. Ah ikinci bir şansım olsaydı böyle yapmazdım dediğimiz olmuştur. Yazarda ana karakterin böyle bir gücü nasıl kullandığını, hatalarını ve aldığı dersleri anlatıyor. Aslında bir hikaye ama içinden çok anlam çıkarılacak ve düşünülecek bir konusu var. Bir hikaye sizi derinden etkileyecek ve etkisinden çıkamayacaksınız. Severek okuduğum ve iyi ki okumuşum dediğim kitaplar arasında yerini aldı. Sizlere de kesinlikle tavsiye ettiğim kitaplardan biri oldu. Bu kitabı kaçırmayın. Hayatınızda bir kere daha diyerek geriye gitme şansınız olsaydı ne yapardınız? Alfie, gücünü en kötü gününde öğrenir. Annesinin ölümünü geri almak isterken, bir hakkı olduğunu ama ölüm anını bir kez daha yaşarken bulur. Hatalarını, utançlarını düzeltebilir ama ölümden kaçamaz. Tüm ergenlik anlarında yaptığı utançları bir kere daha diyerek değiştirir. Kendini uçarı hareketleri denerken bulur ve onlardan kurtulur. Kızların ilgisini çekmeye ve yaptığı hataları düzeltmek için bir kere daha der. Çocukluğunda tanıştığı kişinin hayatının aşkı olduğunu bir kere daha karşılaşınca fark eder. Fakat aşk konusunda çok hata yapar. Bu hatalardan biri geri dönülmez bir yola sokar. Çünkü geçmişe gitmek ve
Edebiyat
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma
Nietzsche Ağladığında İnceleme
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
DİKKAT BU BİR SPOİLER UYARISIDIR !! Nietzsche Ağladığında Benim için çok uzun bir kitap ve bilgilendirici bir kitap oldu. Çok severek okudum. Sadece kitabın kurgu olduğunu keşke en sonunda değil de başında bilseydim. Ben de okuduğum süre boyunca, “Ne güzel yazar, bu adamların konuşmalarındaki nefes sayısını bile yazacak az kalsın.” diye düşünüyordum. Hikâye çok gerçekçi gibi duruyor. Tabii bunun temelde sebebi karakterlerin hepsinin gerçek olması ve yaşanan olayların, Nietzsche ve Dr. Breuer konuşması dışında, diğer konu ve düşüncelerin gerçek olması. Bu gerçek ve hayal karışımı konuşma terapisi sonrasında ortaya çıkan hikâye ve düşünceler çok yerinde ve gerçekçi. Hikâyemiz zaten Lou Andreas Salomé’nin, yani Nietzsche’nin eski manitası olur kendisi, Dr. Breuer’in (çok meşhur bir doktor) yanına gelip yardım istemesi ile başlıyor. Lou Andreas Salomé iddia ediyor ki Nietzsche hasta. Hem migrenden dolayı fiziksel hastalığı var hem de Ben ve Paul Rée’ye (Nietzsche’nin yakın arkadaşlarından) hem sinirli hem dargın. Onlara kötü mektuplar yazıyormuş ve Nietzsche’nin ablası onları dolduruyormuş. Bunun nedeni ise bu üç manyağın üçlü ilişki yaşamayı denemeleri. Her neyse, bir şekilde Nietzsche ikna olup doktorun yanına gelmeye karar verir. Onun yanına geldiğinde Dr. Breuer de biraz bu kadından etkileniyor ki kadının biraz kurallarının dışına çıkmasına ve ofisinde at koşturmasına izin veriyor. Kadının Google’dan fotoğrafına baktım. Yani o dönemin erkekleri harbiden yokluktaymış. Allah affetsin. Her neyse, Lou Andreas Salomé doktorun bu hastaya özen göstermesini istiyor ve aralarında geçen her şeyi anlatıyor. Yani daha Nietzsche gelmeden doktor hikâyesini biliyor. Sonra da bu kadın, Nietzsche’nin arkadaşlarını onun bu doktorun yanına gitmesini tavsiye etsinler diye ikna
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
8/10
·352 syf.··
2026 39. kitabı
Adalet kendisinin çocukken işlediği ilk günah olarak hatırladığı pişmanlığı telafinin peşine düşer.. Ölümden döndüğünü düşündüğü hastalığı atlatıp hastaneden çıkınca.. Yattığı hastane akıl hastanesi iması olsada netlik yoktur romanın genelinde imalar vardır.. Çocukluğunda onca oyuncağı olmasına rağmen durumu kendilerine göre görece düşük olan ve akli melekeleri tam olmayan Mahsun'um tek oyuncağı olan Muhlise'yi (ayısını) babanesinin ona göz kulak olması için bu adı koymuştur elinden zorla alır onu ağlatmak pahasına.. Annesi gelip oyuncağı ister ama Adalet yalan söylemeyi tercih eder ve almadığını söyler çokta önemsemeyeceği oyuncağı.. Bir kaç gün sonra unutur gider oyuncak ayıyı ta kii babasının ölümünün acısını unutması için kendi babaannesinin oyuncaklarını çıkarmasına kadar. Adalet acısıyla oyuncakları yakmaya kalkar Mahsun'un Muhlise'sini yakarken kendisiyle konuşmaya başlaması onu sadece yanağının yanmasıyla kurtarmasıyla başlar kimsenin duymadığı arkadaşlıkları.. Babasının annesini sevmemesi eve gelen Salih amcayla konuştuklarını ya da çocuk aklıyla öptüğünü görmesi annesinden boşanacak olduğunu söylemesi ve bunu gören diğer kişiye görünmeden yatağına dönmesi ve olmamış gibi davrandıktan sonra balkona tebeşirle yazdığı her zamanki yazılardan biri gibi ifşa etmesi mi babasının ölümüne annesinin delirmesine sebep oldu bilinmez ama muhtemelen gerçek hepsi.. babası arabanın altına kendisi mi atladı annesi bu yüzden mi takıntılı biri oldu babaannesi gördüklerinden dolayı mı çıkmadı türbelerden Adalet'in balkona yazdığı yazıdan mı bilinmez ama Adalet'in tek arkadaşının eski adı Muhlise kendi koyduğu isim ise Hülya ona refakat eder hastanede.. Hastaneden çıkınca (yani ölümden dönünce Mahsun'a geri vermeye karar verir Hülya'sını Hülya pek gönüllü olmasada) yol bilmez iz
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma