Alper Gencer – Ah!
sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın
**
kırışır seni beklemekle geçen zaman
belki hiç
gelmezsin!
**
yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı:
bir renksiz kanatlı kelebek olmak!
neyin temrinisin ey hayat?
kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı?
**
kıyam et! bağrımdan alıp da yürü
sesimin şeriki olmuş bu çocuk
bir çocuk bezmi elestten beri
yürürlüğe konulmuş temsili bir pak.
**
al işte bedenimden söküp de çıkar
bulamadım nerede saklıdır o dert?
**
güneş gözlerine bandı mı ışığı
vakit aydınlıktır renginle o sıra
ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki...
**
tozu dumana katmanın becerisinde:
“yine hangi rüzgârın emrine amadesin?”
**
bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz
dertler giderek silahlanıyor
"Bir kuş olsam da Ayşe'yi yanıma alsam, gitsem buralardan..."
"Nereye gideceksin? Bura senin köyün be!
"Nereye olursa olsun. Ankara'ya, İstanbul'a nereye olursa..."
"Yok arkadaş" dedi Arif. "İnsan kendi köyünü özler. Duymadın mı, askerliğini yapanlar neler anlatır?"
"Ayşe'yle bir olduktan sonra ben valla özlemem. Özeler köyü de neymiş? Varı yoğu bir Ayşe var işte."
Yaşamın,gitsem buralardan sanırım iyi olacak,denen tarafında takılı kalıyoruz ama inatla da hiçbir şey yokmuşçasına gülücükler savurmaya devam ediyoruz.