Zira çift olma hali, toplumun bizi inandırmak istediğinin aksine, en büyük özgürlük alanı. İş ya da sosyal ilişkilerin aksine, normlardan kaçıp kurtulan yegâne alan. Durmaksızın kavga eden ve bir ömür birlikte kalan çiftler göreceksin, ayrıca sükûnet içinde ışıldayan başka çiftler, çocuk isteyenler, çocuk istemeyenler, sadakatin her şeyden önce geldiği çiftler ve onu aksesuar olarak kullananlar. Pek çoğu başkaları için anormalik olan bir şeyin sıradan olduğunu düşünecektir. Ve tam tersi de doğrudur. Hiçbir kural yok, ne kadar çift varsa o kadar da norm var. Böylesi bir özgürlüğü resmî bir çerçeveye sokmaya çalışmak nasıl da anlamsız bir düşünce.
İyi Aile Yoktur, gerçekten de okumak için büyük bir istek duyduğum ve beni derinden etkileyen bir kitap oldu. Bugüne kadar hiç değinilmemiş ve düşünülmemiş konulara ve davranışlara değinen kitabın ilk 2 bölümünü altını çize çize okudum. Gerçi bu bölümlerde de, oldukça ütopik ve abartılı bulduğum şeyler olmadı diyemem. Hatta derinlerine daldıkça 'Nasıl iyi bir ebeveyn olunabilir ki, bu kadar ince düşünmeye çalışarak çocuk büyütmek imkansız' fikri zihnime yerleşti. Gerçekten de, kitabı bir ebeveyn olarak okumuş olsaydım oldukça bunalırdım. Çünkü çoğu düşünce teoride kalacak kadar 'abartılı'. Nihayetinde hiçbir anne-baba kendilerine çizilen rolleri oynamak için hazırda bekleyen kuklalar değiller, olaylara göre hissedilen duygular belli kalıplara sokularak dizginlenemez. Ancak elbette ki, çocuk büyütürken hassas davranılması hususun üstüne düşülmelidir. Yani bu kitabı, bu konudan muzdarip bir çocuk gözüyle okusanız bile ütopikliğini farkedebilirsiniz.
Bu olumsuzluklara rağmen hevesle okuyordum kii, üçüncü bölüme geldim. Ufacık bir dini hassasiyeti olan bir kişiyseniz bile bu bölümde dikkat dağınıklığı ve rahatsızlık yaşayabilirsiniz. İnternette bu kısımla ilgili bir değerlendirme buldum. Fikirlerimi aynen yansıttığı için böylece ekliyorum:
Kitapta beni temelden rahatsız eden şey fazla bireyci yaklaşımıydı. Anne tabusu eleştirisinde de katılamadığım kısım bu yaklaşımın iyice keskinleştiği kısımdı. Biricik oğlunu süt anneye emanet eden Amine’nin anneliğini eleştirmesi ve yermesi beni sinirlendiren ilk noktaydı. Bu eleştiriyi (söylediğinin aksine) hiç de o dönemin şartlarını göz önünde tutarak yapmıyordu çünkü. Batı’daki “angel-maker” (melek yapıcı) süt anneler meselesini araya sokuşturarak Amine’nin de Batı’daki zengin hanımları gibi bakımını yapmak istemediği için
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Travma geçirmiş biri, artık aynı insan değildir; çünkü travmaya neden olmuş şey artık çoktan ortadan kalkmışsa bile, kişi ona travma yaşatmış durumu yeniden yaşamaktan o kadar korkar ki ona o durumu şimdi başka bir düzlemde hatırlatan her şeye karşı çok kişinin abartılı diyeceği, fazla bulacağı bir tepki verir.