- ”Yaşamı güzel kılan, insanların birbirilerinin yüreklerini ısıtmak için bulabilecekleri iyilik dolu sözcüklerdir. Kimilerini ölene dek unutamazsınız, geriye dönüp baktığınızda anımsayacağınız tek şey size neler hissettirdikleri olacaktır.”
- " Ama ben,ruhumun bütünlüğünde huzur bulacağım, çünkü yaşamımın bir anlamı olacak. Günbatımına bakıp bunun Tanrı'nın işi olduğuna inanabileceğim."...
- Bu açıdan bakınca, yağmurda hüzün gibi birşey galiba: İlk başta aman bana ilişmesin diye didinir sakınırsın, emniyetli ve kuru kalmak için elinden geleni yaparsın, ama baktın ki olmuyor, baktın ki yağıyor üzerine dört bir koldan, gark olursun ta dibine kadar ve bir kez bu kadar battın mı içine, ha bir damla eksik ha bir damla fazla ne farkeder. Yağmur da hüzün gibi bir şey, yakalandın mı bir kez, azı çoğu yok artık. Olsa olsa "kuru kalabilenler" ve "sağanaktan nasibini alanlar" var.
İnsan ne yaşarsa yaşasın en çok kendi etkilenir. Üzgün olduğunuz zamanlarda birileri gelir ve sizi anladığını, en az sizin kadar üzüldüğünü söyler, külliyen yalandır bu. Hiç kimse sizin acınıza sizin kadar üzülemez. Aynı şey mutluluk için de geçerlidir. Mutlu olduğunuzda insanlar sizin için sevinir, tabi gerçekten iyiliğinizi istiyorlarsa. Fakat mutluluğun tadını sadece ve sadece siz çıkarırsınız.
Eğer bir yerde savaş oluyorsa bundan belli bir kesim değil, orada yaşayan herkes etkilenir. Buna karınca kadar küçük canlılar da dahildir. Bir savaş başlıyorsa onu bitirmenin tek yolu savaşmaktır. İşte bu yüzden yeryüzünde hiçbir zaman savaş başlamamalıdır. Yapılan her savaşta güçlüler kazanır, masumlar, çocuklar, gökteki kuşlar, yerdeki karıncalar zarar görür.