Ruhun patikalarında yolculuğa çıkmak isteyenler için eğitim üzerine yazılmış bir deneme. Çocukların her biri tıpkı çiçekler gibi farklı özelliklere sahip ve biricik. Bizler onlardan rengarenk tarhlar yaratabilirken onları birer çiçek mezarlıklarına dönüştürmemek adına bu çiçeklerin sesine kulak vermeli, kendi yollarını çizebilmelerini ve kendi ruhlarını bulmalarına olanak sağlamalıyız.
"Karşınızdaki çocuk; bir yaban mersini, papatya, gündüzsefası, cennetkuşu çiçeği, gelincik, gök sarmaşığı ya da yeşil kanatlı yabani orkide olabilir. Hepsinin farklı ihtiyaçları, farklı hassasiyetleri vardır.” Önemli olan bu hasasiyetleri göz önünde bulundurarak davranabilmek. Onların ilgi alanına, duygularına saygı duymak, bizleri de saygınlaştırır. Çünkü; “Duygular tutkal gibidir, herkesi birbirine yaklaştırır.”
Bizler çocukların üzerinde yetişkin rolünü bir gardiyan ya da yön levhası olarak değil; gölgesinde nefes alınacak bir "ulu çınar", bir "yönder" veya bir "bilge" olarak görmeliyiz.
Çocuklar ve Çiçek Mezarlıkları, eğitim sisteminin çarkları arasında kaybolan çocuk ruhunu yeniden yeşertmek isteyen her öğretmenin, anne-babanın ve en önemlisi kendi içindeki çocuğu hâlâ yaşatan her bireyin başucunda bulundurması gereken zamansız bir eser. Coşkuneri bize, çocukları şekillendirilmesi gereken birer hamur olarak değil, açmasına alan açılması gereken birer kır çiçeği olarak görmemizi fısıldıyor.
Yapılması gereken çok basit. Sadece yüreğinizi açın ve size güvenmelerini sağlayın.
Kitapla, kasvetli çiçek mezarlıklarıyla değil rengarenk çiçek bahçelerinde sevgiyle kalın.