***Mariam
Çocukluğum kafeste bir kuş misali,
kanatlarım çırpınıyor kurtulmak için
Çarpıyor kafesin demirlerine özgürlükte uçmak için...
Bırakın beni! Kuş misali doyasıya oyunlar oynamak istiyorum...
İyiliğime sanıp, ağır sorumluluklar yüklemeyin ben herşeyi oyun içinde öğrenmek istiyorum...
Benim sevgiden başka, yemeğe ihtiyacım yok!
Soluduğum gezegeni tanımak istiyorum.
Mariam'ın eşi ; Alvin bey çok kuralcı, disiplinli, mükemmelliyetçi, otoriter bir ailede büyür.
Baskı ve yasaklar özgür ruhlu Alvinin mutsuz bir çocukluk geçirmesine sebeb olur.
İstediği gibi doyasıya arkadaşlarıyla birlikte çok sevdiği futbolu oynayamaz...
Annesi gezmeye gitse abisiyle kendisinin üzerine kapıyı kilitler giderdi.
Yinede Alvin bir yolunu bulur korkmadan pencereye dayanan asma yapraklarının dallarına tutunarak ikinci kattan aşağıya iner annesi gelmeden önce de oyununu yarıda bırakarak geri eve çıkardı.
Annesi üzerlerinin kirlenmesinden korkar çok kez toprakta sokakta oyun oynamalarına izin vermezdi.
Anneleri yaptıkları yaramazlıkları içinde biriktirir, genelde akşamları yemekte iken babalarına şikayet eder, sofranın başında babalarından şiddet görmelerine sebeb olurdu. Annesine babasına göre bu şiddet terbiye etme aracıydı. Hattâ bir keresinde babaları iki ellerinin arasına kafalarını sıkıp oda kapısının sağlı sollu kalın enli pervazına zikzak yaptırır gibi vurdurmuştu.
İşte böyle katı kuralları olan ailede büyüyen Alvin hem evden ayrılmak hem de kardeşlerinin eğitimi için ailesine masraf çıkartmamak adına orta öğretimden sonra eğitimine devam etmek istemez. Sonrasın da yaşı küçük olduğu halde bir yakın aile dostlarının aracılığı ile gurbete meslek öğrenmeye gider. Bundan sonraki hayatı askerlik çağına kadar dışarlarda aileden bağımsız geçer.
Askerden geldiğinde ise