Toplumda bir kaos varsa ve bu karmaşıklık "Kur'an böyle diyor" denilerek de Kur'an'a, dolayısıyla da "ALLAH böyle istiyor" şeklinde bir nevi ALLAH'a dayandırılıyorsa, gerçek sebep Kur'an değil, ilgili ayetleri kendilerine göre ve toplumda huzursuzluk yaratacak anlamlılıkta yorumlayanlardır.
“Her gün işlediğimiz fiillerimizin birçoğu, anlatamadığımız gizli sebeplerin sonucudur.”
— Gustave Le Bon
Gustave Le Bon, Kitleler Psikolojisi adlı eserinde insan davranışlarının görünen sebeplerden çok, görünmeyen iç dinamikler tarafından şekillendiğini anlatır.
“Her gün işlediğimiz fiillerimizin birçoğu, anlatamadığımız gizli sebeplerin sonucudur.” sözü de tam olarak insanın kendi iç dünyasına dair taşıdığı bilinmezliğe işaret eder.
İnsan çoğu zaman yaptığını açıklar; fakat neden yaptığını tam olarak bilemez. Çünkü insan yalnızca aklıyla hareket eden bir varlık değildir. Onun kararlarını; bastırılmış duygular, korkular, arzular, geçmiş travmalar, alışkanlıklar, toplumsal etkiler ve bilinçaltında biriken izler de yönlendirir.
Bir insanın öfkesinin sebebi bazen o an yaşanan olay değildir, yıllarca biriken değersizlik hissidir.
Bir insanın sevgisi bazen gerçekten sevgi değil, yalnız kalma korkusudur.
Bazı insanlar sürekli güçlü görünmeye çalışır; çünkü içlerinde derin bir kırılganlık taşırlar.
Bazıları ise sürekli konuşur, çünkü sessiz kaldıklarında kendi iç sesleriyle yüzleşmekten korkarlar.
İşte Le Bon’un dikkat çektiği nokta budur:
İnsan, kendi ruhunun tamamına hâkim değildir.
Bu söz aynı zamanda modern insanın trajedisini de ortaya koyar. Çünkü insan dış dünyayı keşfetmede ilerledikçe kendi iç dünyasına yabancılaşmıştır. Teknolojiyi çözmüş; fakat kendi öfkesinin kaynağını çözememiştir. Kalabalıkları yönetmeyi öğrenmiş; fakat kendi kalbini yönetmeyi öğrenememiştir.
Burada çok ince bir mesele vardır:
İnsan bazen hakikati değil, psikolojik ihtiyacını savunur.
Bir fikre bağlanmasının nedeni o fikrin doğru olması değil, o fikrin ona güven hissi vermesi olabilir.
Bir kişiye duyduğu nefretin nedeni o kişinin kötülüğü değil, o kişide kendi eksikliğini görmesi
İlla birini seveceksen tene değil cana değeceksin.
İlla birini seveceksen,
dışını değil içini seveceksin.
Gördüğünü herkes sever.
Ama sen görmediklerini seveceksin,
sözde değil özde istiyorsan şayet;
tene değil cana değeceksin.
بيذام
-Mevlana