Açlığın bitmez tükenmez varlığı her yere, her şeye sinmişti. Her türlü kabahatin ve pisliğin kaynadığı daracık kavisli bir sokak, bu sokağı kesen başka dar ve kavisli sokaklar, üzerlerinde döküntü kıyafetler, başlarında gecelik külahları olan ve tıpkı o döküntü kıyafetlerle külahlar gibi kokan insanlar ve göze görünen her şeyde marazi görünüşlü bir kasvet. İnsanlar bu dağılmış halleriyle bile kıstıdırıldıkları köşeden kurtulmak gibi korkunç bir ümit taşıyorlardı içlerinde.