Gül

Gül
Bir fikrin, ince gülü olmak... #72677631 #94575092 #89976278 #50211387 #75470626
Puan vermedi·936 syf.··
2026 1. kitabı
Okuma listemde hep olan ama sıra okumaya gelince kalınlığından sebep gözümü korkutan bir kitaptı #karamazovkardeşler Sorumsuz ve sevgisiz bir baba olan Fyodor Pavloviç, iki farklı anneden olan üç oğlu Dmitri, İvan ve Alyoşa’nın aile içi çatışma öyküsünü konu alıyor. Baba Fyodor Pavloviç ve büyük oğlu Dmitri aynı kadına aşıktır. Baba-oğul arasındaki bu çatışma devam ederken Fyodor Pavloviç bir gece ansızın öldürülüyor. Gayrimeşru çocuğu tarafından öldürüldüğü iddia edildiği halde en büyük zanlı olan oğlu Dmitri baba katili olarak sorguya çekiliyor. Yüzeyde çocuklarına karşı sorumluluk ve sevgi hissetmeyen, bir baba figüründen çok uzak Fyodor Pavloviç’in öldürülmesi ve sonrasında gerçek katilin yargılanması için kurulan mahkemeyi konu alsa da derinlemesinde aslında olaylardan ziyade karakterlerin her biri de kendi iç mahkemesini dile getiriyor. Dostoyevski hayatının son üç ayında tamamladığı bu kitapla hayatı boyunca yaşadığı içsel mücadeleyi karakterler üzerinden aktarıyor gibi. Dmitri’de şehveti ve paraya olan tutkuyu ve aynı zamanda dürüstlüğü, İvan’da inançsızlığı ve akılcı sorgulayıcı yapısını, Alyoşa’da ise maneviyat arayışıyla dini ve iyiliksever ruh halini vurguluyor. Kitap üzerine söylenecek çok şey var bence. Bu kitabı bir okuma grubuyla okuyup bilfiil üzerine konuşmayı, tartışmayı ve daha çok anlamayı çok isterdim. Naçizane tavsiyem bu başyapıtı bir okuma grubuyla okumalısınız.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · iletişim Yayınevi · 201245,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
2021 25. kitabı
Zweig’in ince kitapları çerezlik niyetine okunuyor genelde ama ben öyle düşünmüyorum, zira okuduktan sonra uzun bir süre etkisinden çıkamıyorum. Bıraktığı duygu o kadar yoğun oluyor ki, bazen bir cümlesi üzerine uzun uzun düşünürken bulabiliyorum kendimi. Zweig’in kitaplarındaki bu başarının sırrı, insan psikolojisini çok iyi yansıtırken az sözle karakter analizlerini de ustaca işleyebiliyor olması bence. Yine karakterlerin psikolojik yapısını net bir şekilde anlattığı #yakıcısır kitabında yazar bu sefer Edgar adında bir çocuğun dünyasına alıyor bizi. Edgar, on iki yaşlarında yetişkinlerin karmaşık dünyasını anlayamayacak kadar küçük bir çocuk. Hayatta her şeye sahip, bir tek sevgiye ve ilgiye muhtaç. Edgar, annesini elde etmek için bu saf sevgisini kullanan narsist bir adamla karşı karşıya kalıyor. Baron adındaki bu adama başta inanıp onun tarafından sevildiğini zannetse dahi sonrasında annesini elde etmek için Baron’un onu kullandığını anlıyor. Bu kurnaz kişilik Edgar’ı bir anda çocukluktan yetişkinlerin dünyasına itiyor. Çocuk bu anlamaz, kandırılır, aklı ermez diyenleri öyle bir ters yüz ediyor ki Zweig, gerçekten okuyunca çocukların karşısında en az yetişkinler kadar dikkatli davranmamız gerektiğini öğretiyor. Çocuklar aslında her şeyin farkında, olayları anlamlandıramasalar dahi büyüyünce bazı olaylar onların asla unutamadıkları travması olabiliyor. Zweig kitaplarını bitirdikten bir süre sonra olayları çok net hatırlamıyorum genelde, bu kitabında da sanırım detayları hatırlamasam da hissettirdiği bu duyguları asla unutamayacağım.
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,3bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2021 24. kitabı
Düşünmenin de sorgulamanın da yasak olduğu bi devlet yönetimi düşünün. Sevgi, Barış, Gerçek ve Varlık Bakanlıkları olmak üzere dört bakanlık tarafından yönetiliyor. Ama bizim bildiğimiz anlamlarına tamamen zıt şekilde hareket ediyorlar. Sevgi Bakanlığı işkencenin, Barış Bakanlığı savaşın, Gerçek Bakanlığı yalanların ve Varlık Bakanlığı yokluğun bakanlığı. Ve tüm bu bakanlıkların en başında devleti yöneten Büyük Birader var. Partinin sloganı şu; SAVAŞ BARIŞTIR, ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR, CAHİLLİK GÜÇTÜR” Nereye giderseniz gidin tele-ekranlarla izleniyorsunuz. En ufak hata yapma şansınız yok çünkü düşünce polisleri her yerde! Daha da kötüsü duygularınıza bile hakim olmak zorundasınız çünkü mimikleriniz, kalp atışlarınız dahi sizi ele veriyor. Ve en kötüsü aklınıza gelebilecek en mahrem alanlarınızda, uykuda, rüyada bile suç işlememek zorundasınız! Günümüze baktığımızda George Orwell’in devlet ve toplum yapısı üzerindeki öngörülerinde haklı çıktığı bir çok konu var. En basitinden bi ürün hakkında konuşurken akıllı telefonlarımızın dinleme yapıp o ürünle ilgili reklamları anında karşımıza çıkarıyor olması sadece bunlardan biri. Belki de en masumu. Kitabın adı neden 1984? George Orwell arkadaşına 1948’de yazdığı için rakamlarının yerlerini değiştirip 1984 olarak belirlediğini söylüyor ama ne kadar doğru belirsiz. Çünkü kitabın ilk adının da “Avrupa’daki Son Adam” olacakken sonradan değiştirildiği belirtiliyor bazı yerlerde. Kitabın en sonunda yeni dünya düzeninin tam olarak oluşması, yenisöylemdeki dil çevirilerinin tamamlanacağı 2050 yılı gibi geç bir tarih olarak belirtiliyor. 1984’den yıllar sonrası yani. Böylesine güçlü bir distopik kitabın incelemesini yapmak gerçekten güç, üstüne konuşulacak o kadar çok şey var ki. Ben bu kitabı bu zamana kadar okumadığım için eksik
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2021 21. kitabı
Terapi öykülerinden oluşuyor kitap. Terapi demişken her birimizin yaşam döngüsünde mutlaka karşılaştığımız sıkıntılardan bahsediyor, öyle travmatik olaylar yok. Yalın ve akıcı bi anlatımı var yazarın. Herkesin en az bir öyküde kendinden bir iz görmesi mümkün. Ulusoy’un bu kitabında da ana karakterimiz Dr.Mavi ve bu seferki tedavi yöntemi daha basit, aya bakmak... Ama sadece bakmak değil, bakarken ötesini görebilmek, yaratıcıyla bağ kurabilmek. Bunu başarabilen herkesin ayla terapi yapabileceğini söylüyor. Tabi bu terapi yöntemi bilimsel bir yöntem değil, daha ziyade manevi bir reçete. Farkında değilmişim ama ben de bu terapiyi uyguluyormuşum meğer:) Gece çöktükten sonra kendimle baş başa kaldığım vakit dinlenme yöntemimdir benim de aya bakmak. Gece yarısı balkona çıkıp ayı karşı binanın arkasında kaybolmadan yakalayıp öylece dua etmek, hayal kurmak çok iyi hissettiriyor. Bu kitabı ilk gördüğümde de bu geldi aklıma ve okuduktan sonra manasını daha derinden hissettim. “Dünya seni bu kadar yormuşken bak ay ışığı tam önüne düşüyor” Aya bakmak belki de ulviyeti hatırlatıyor insanoğluna, yaratıcının kudretini görüp dertlerini, sıkıntılarını gözünde unufak etmenin yoludur belki de. Belki de umudu yeşertmektir yeniden. Yeniden hayal kurmaktır. Turgut Uyar diyor ya göğe bakalım diye, Mustafa Ulusoy da aya bakalım diyor. Çünkü “yeryüzünde ne kadar karmaşa varsa, gökyüzünde o kadar düzen var.” diyor. Bakmakla görmek arasında da muhakkak ki fark var. O zaman yeryüzünün karmaşasından kafamızı çevirip, hadi şimdi göğe bakalım! Hadi aya bakalım!
Ay TerapisiMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20132,160 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2021 16. kitabı
Psikiyatrist yazar Mustafa Ulusoy’un kaleminden kurgu bi roman #aynalarkoridorundaaşk Kitap birbirinden habersiz hastaların Dr. Mavi’nin psikiyatri kliniğine başvurmasıyla başlıyor. Dr. Mavi; Gri, Sarı ve Kırmızı adındaki hastalarıyla geçirdiği seanslarından bahsederken her birine farkındalıklarını arttıracak çözümler sunuyor, bi yandan da kitabevi sahibi olan dostu Beyaz’ın yanına gidip onunla dertleşiyor. Kitaptaki karakterlerin hepsi hayal ürünü, isimlerinin de gerçek isimlerden oluşmaması yazarın bunu vurguladığını açıkça gösteriyor. Bu konuda gerçekten yazarı takdir ettim. Bir psikiyatrist olarak romanına konu olabilecek birçok gerçek vaka bilmesine rağmen bunları değil de herkesin kendinden izler bulabileceği kurgu olaylarla romanını oluşturması ve okuyucusuna da ışık tutması bence çok güzel. Kitapta Dr.Mavi terapiye bir ayna simgesiyle başlıyor. Hastalarına yönelttiği “aynaya bakınca ne görüyorsun?” sorusuyla birlikte kişiyi kendi benliğiyle yüzleştirerek tedavisine başlıyor. 📌“İnsanlar onlar tarafından sevilme çabamızı bir kere farkettiklerinde, kendi ellerinde inanılmaz bir güç hissedebiliyorlar. Varoluşumuzu onların aynalarında yansıttıkları şeyle özdeşleştirdiğimizi anladıklarında daha da cimrileşiyor, bizimle oynamaya başlayabiliyorlar. Yani bağımsızlığımızdan yararlanabiliyorlar.” diyor Dr.Mavi... O zaman bizler aynada gördüğümüz kişilikler miyiz? Yoksa insanların bizi görmelerini istediğimiz şekilde mi görüyoruz aynadaki yansımamızı?! İnsanda varolan sevilmek, değer görmek açlığına vurgu yapıyor yazar. Kendi benliğini bulma yolunda okunabilecek güzel bir kitap.
Aynalar Koridorunda AşkMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20194,071 okunma
Reklam