G

"'Neyin var Zeze." "Hiç şarkı söylüyordum ."  "Şarkı mı söylüyordun?" "Evet."  "Öyleyse ben sağır olmalıyım. " Insanın içinden de şarkı söyleyebileceğini bilmiyor muydu yoksa ? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.
Reklam
Insanların hüznü her zaman en çok gözlerinin içindedir.
Bence en iyi uyuyanlar dürüst olmayanlardır.Çünkü hiçbir şeyi takmazlar,oysa dürüst insanlar gözlerini kırpamazlar, her şeyi dert edinirler.
Friedrich Nietzsche’nin tam anlamıyla insani, mutlu yaşam için ideal reçetesi −ki yaşadığımız postmodern ya da “akışkan modern” zamanlarda popülerlik kazanan bir idealdir bu− çoğu sıradan ölümlüye ayak bağı olan her türlü prangadan kaçınabilen yahut kurtulabilen, kendini ispatlama sanatının büyük üstadı olan “Üstinsan” imgesidir. “Üstinsan” gerçek bir aristokrattır .
Ruh hayvanlaşabiliyor,beden de sıradan ruh kesilebiliyordu.Duyguların yücelttiğini zihin aşağılayabiliyordu.Tensel itkinin nerede bitip fiziki itkinin nerede başladığını kim bilebilirdi?Sıradan ruhbilimcilerin gelişigüzel tanımlamaları nasıl da sığdı!Öte yandan çeşitli ruhbilim okullarının savları arasında seçim yapmak ne kadar zordu!Ruh acaba günah evinin içinde oturan bir gölge miydi?Yoksa beden mi aslında ruhun içindeydi?Ruhun maddeden ayrılması da bir sırdı,tıpkı ruhun maddeyle birleşmesinin bir sır olduğu gibi.
Sayfa 78
Reklam