Adını koyamadığım bir his ruhumu ele geçirdi, çözümlemeye olanak tanımayan, geçmişteki dersleri yetersiz bırakan, geleceğin de bana anahtarını sunmayacağından korktuğum bir sezgi.
- Bak baba ben profesyonel(basketbol oyuncusu)olacağım. Profesyonel olacağım!
- Tamam. Evet bilemiyorum... Sen de benim gibi iyi oynayacaksın işte. Bu işler böyledir, ben vasatın altındaydım. Bilirsin işte. O yüzden sen de muhtemelen o düzeyde olursun, yani sahiden birçok şeyi becereceksin ama bunda değil o yüzden bütün gün basketbol oynamanı istemiyorum. Tamam mı?
- Tamam.
- Hey bir daha kimsenin sana bir şey yapamayacağını söylemesine izin verme. Benim bile. Tamam mı?
- Tamam.
- Bir hayalin varsa onun peşini bırakmamalısın. Birisi bir şeyi yapamıyorsa senin de yapamayacağını söylemek istiyordur. Bir şeyi istiyorsan peşini bırakma. O kadar !
"Istırap, yoksulluk ve dünyadaki tüm çatışmalar, işkenceler ve katliamlar, hepsi düşlendi. Oluş'unu ciddi bir biçimde kirleten ve kendi gücünden habersiz bir insanlık, gizliden gizliye bir şekilde bunları içten içe arzuladı." (s.134)
...
...
"Öyleyse, dünya için değil, sadece kendin için endişelen. Senin içinde savaş olmazsa, dışında da olmaz. Kural budur." (s.135)