Aşk iki insan arasında parlayan bir tutku kıvılcımı değildir yalnızca; aşka düşmekle aşkın içinde ayakta durmak arasında sonsuz fark vardır. Aşk bir varoluş biçimidir, vurulmak değil “vermek”tir; bir tek insanla sınırlanmış bir eylem değil genel anlamda bir ilişki kurma biçimidir.
Halbuki gözlerin işlevi görmek değil ağlamaktır; gerçekten görmek için gözlerimizi kapatmamız gerekir: Vecdin şartıdır bu, gönül gözüyle yegâne görüşün. Oysa ki algı, zaten görülmüşün, tamiri imkânsız bir hep bilinmişin dehşeti içinde tükenir.