"Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkla yiyen, kemiren yaralar."
Bu kitabı beğenerek okuyan bir çok kişinin belki de etkilendiği o ilk cümle gerçekten öyle insanı etkileyen ve kitabın daha ilk cümleden ne kadar derin olduğunun ufak bir belirtisiydi bu başlangıç bize.
Anlaması ve anlatması çok zor bir roman. Kitap herkesin farklı bir yorum katabileceği bir metine sahip. Metaforlar, imgeler, hayaller. Belki de gerçeğin ta kendisi de biz bilmiyoruz. Her şeyin zıttıyla bilinebildiği bir kâinattayız sonuçta.
Kitabın derinine inersek tam bir sürrealizm anlatıcının içinde bulunduğu onulmaz boşluk " insanlara olan yabancılığı ve aidiyetsizliğini" muhteşem bir dil betimlemeleri ile bize sunmuş kısacası ince ama içinde kaybolabileceğimiz her duygunun yoğun ve melankolik bir şekilde yaşanan uyku ile uyanıklık arasında bir düş, gerçeğin birbirine girdiği bu kitap belki de bana gerçek saydıklarımızın gerçek mi? Asıl gerçeklikler, görmediklerimiz, görmeye alıştıklarımız, varlığından şüphe etmediklerimiz ve belki de kafamda oluşan o binlerce soru ile beni baş başa bıraktı.
Okunmasını ve hatta zihniniz temiz ve berrak iken okumak çok daha iyi olabilir ben ilk başladığımda düşüncelerim ile boğuşur durumdaydım ve bana daha da ağır geldi daha sonrasında düşüncelerimden arınıp tekrar başladığımda daha anlaşılır ve hafif gelmişti. İyi okumalar :)