Yazarın okuduğum ilk kitabı ve olumlu bir tanışıklık yaşadığımızı düşünüyorum. Hayatın içindeki birçok duyguyu kitapta da vermeyi başarıyor, aynı sayfada hem içiniz parçalanıp hem kahkalara boğulabilirsiniz.
Toplum nezdinde aile olarak tanımlanan(!) -birçok aile gibi- kişilerin iç dünyası; savunma mekanizmaları, pişmanlıkları, keşkeleri, acıları, çaresizlikleri akıcı bir dille anlatılıyor. Kitap boyunca bir aile sofrasında oturmuş kişilerin içini görüyor gibi hissediyorsunuz.
Ve tabii ben mesleki olarak hepsini terapi koltuğuna oturttum içimde. Her karakterle empati yapmaya çalıştım. Yazarın hepsine tanıdığı söz hakkı da diğer okuyucular için empati yapma imkanını sağlıyor.
Yetişkin olmak artık bazı şeylerden yakınmamayı ve geçmişi işlemleyip olabildiğince geride bırakmayı gerektiriyor (yazıldığı kadar kolay olmadığını biliyorum çünkü deneyimledim).
"Haklı olmak hak edişi getirmiyor" ne yazık ki.
Başa gelenle baş etmek mesele.