Gökçen Gören

Gökçen Gören
@gokcengoren_
Puan vermedi·222 syf.··
2019 52. kitabı
Bizler yapacağımız işlerden, sorumluluklarımızdan en ufak sebeplerle kurtulmaya çalışır, bahaneler üretiriz. En ufak sıkıntıda ümitsizliğe düşer, vazgeçeriz. En azından bu kitabı okumadan önce çoğu kişi - ben de dahil- böyledir. Doğan Cüceloğlu, on bir yaşında kör olan ve büyük işler başaran Gültekin Yazgan ve yol arkadaşı Tülay Yazgan'ın hikayesini "Onlar Benim Kahramanım" diyerek bu kitabında anlatmış. Peki nedir o büyük işler? O zamanlar körler için yeterli imkan olmamasına rağmen Braille alfabesini -körlerin özel alfabesi-okuyup yazmayı öğreniyor. Ana dili gibi İngilizce öğreniyor. Üniversite bitiriyor ve avukat oluyor. Asıl mesleğine ara vererek körlere öpretmenlik yapıyor. Kör olduğu için herkesin ümidini kestiği milyonlarca kişiye ses ve yol gösterici oluyor, tavsiyeler veriyor. Peki ya biz? Gültekin Yazgan'da olmayan imkanlara sahip olan biz? Hâlâ harekete geçmiyor muyuz? Doğan Cüceloğlu kitaba "Onların yaşamını bilmek Türkiye'yi zenginleştirecekti; buna inanıyordum." diyerek başlamış ve "Türkiye'nin onları tanıması toplumumuzu zenginleştirecektir, demiştim. Umarım şimdi siz de benim gibi düşünüyorsunuzdur." diyerek bitirmiş. Ben öyle düşünüyorum ve eminim Gültekin Yazgan'ı araştıran herkes öyle düşünecektir.
Onlar Benim KahramanımDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20111,059 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·77 syf.··
2019 49. kitabı
Okuyanlar şiddetle tavsiye edince ben de okudum. Kitap kısaca bir yıl küçük bir odada hapis kalan Dr. B.'nin dünya satranç şampiyonu Czentovic'i yapılan satranç maçında yenmesini anlatıyor. Bizzat Dr. B.'nin ağzından anlatılan o bir yıllık esaret okuyucuyu en çok etkileyen yer bence. Almanya'nın Avusturya'yı ilhak etmesinden sonra Gestapo, pek çok manastırın malvarlığını yöneten Dr. B.'yi tutuklar, toplama kampı yerine küçük bir otel odasına götürür. Başta güzel gibi gözükse de her dakika, her saniye aynı şeyleri görmek, bir kitaptan, bir insan yüzünden mahrum olmak kısaca bir hiçliğin ortasında kalmak dayanılır gibi değil. Dr. B. o bir yılı şu cümleyle özetlemiş: "Bize bir şey yapmadılar - sadece mutlak hiçliğe soktular, çünkü dünyada hiçbir şeyin insan ruhu üzerinde hiçlik kadar baskı yapmayacağı bilinir." Dr. B. tam delirmek , bildiği her şeyi anlatmak üzere iken imdadına bir kitap yetişir. Sorguya götürüldüğünde askıdaki bir paltonun cebinden çaldığı bir kitap, satranç kitabı. Kitabı gördüğündeki sevinci o kadar güzel anlatılmış ki okuduğumda her an elimin altında bulunan kitaplara gereken değeri vermediğim için kendimden utandım. Kitabı çaldıktan sonra kareli örtüsünü satranç tahtası, ekmek kırıntılarını taş olarak kullanan Dr. B. oyunu iyice öğreniyor ve başta dediğim gibi dünya satranç şampiyonunu yeniyor. Dr. B. anlatırken siz de o anı yaşamış gibi oluyorsunuz ve aslında önemsiz gibi görünen şeylerin ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. Öğretici ve sürükleyici bir kitap. Tavsiye edilir.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2019 50. kitabı
Babamın başına "Okuduğum en güzel, yararlı kitaplardan biriydi. Tavsiye edilir." diye not düştüğü, öğrencilerine -onların da başkalarına okutması şartıyla- hediye ettiği, konusu açıldıkça ne kadar beğendiğini tekrar tekrar dile getirdiği bir kitap. Böyle olunca ben de çok merak ettim ve ilk fırsatta okumaya başladım. Finlandiya önce İsveç'in sonra da Rusya'nın esareti altında kalan bu yüzden halkı maddi ve manevi çöküntüde olan bir ülke. Petrov'un; bu dönemde yaşananları, halkın çektiği zorlukları, aydınların halkı eğitmek için gösterdikleri çabaları, asla pes etmeyişlerini, Finlandiya'ı nasıl bugünkü haline getirdiklerini anlattığı bu kitap Bulgaristan'da yayımlanmış ve göç eden Bulgaristan Türkleri yoluyla Türkiye'ye ulaşmış. Türkiye'deki aydınların dikkatini çeken yapıt Atatürk'ün isteğiyle eğitim kurumlarında zorunlu hâle getirilmiş. Esaretten yeni kurtulmuş ve bitik bir halde olan Finlandiya kitapta çokça adı geçen Snelman gibi aydınlarla hızla gelişiyor. Snelman halkın eğitim seviyesinin yükselmesi ve refaha kavuşması için konferanslar veriyor, köyleri dolaşıyor, insanlara ev yapmak, sebze yetiştirmek gibi şeyleri öğretiyor. Çalışmalarında başarılı olduğunu söylemeye gerek yoktur herhalde. Kitabı okurken kendinize en çok "Neden biz de yapmıyoruz?" sorusunu soruyorsunuz ve yeni adımlar atmak için kendinizde güç buluyorsunuz. Yazımı kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum: "Vatan için yaşamak, vatanın ilerlemesi ve yükselmesi için çalışmak da, vatan için ölmek kadar şereflidir."
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · IQ Kültür Sanat Yayıncılık · 2017124,8bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
2019 47. kitabı
Sabahattin Ali daha önce Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıl mahkum olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış. Biz de iki yıl önce Sinop Cezaevi'nde kaldığı hapishaneyi ve koğuşunu gezmiştik. Oraları gezdikten sonra hapishanede yazdığı şiirler de daha anlamlı olmuştu ve yazdığı kitapları merak etmeye başladım. O zaman bu kitabı okumayı denemiştim ama sıkılıp bırakmıştım. Ne kadar büyük bir hata yaptığımı okuyunca anladım. Kitabın ana kahramanı insanlardan uzak duran, kimseyle iletişim kurmayan, içine kapanık, hiçbir duygu emaresi(mutluluk, üzüntü vb.) göstermeyen Raif Efendi. Dedik ya kimseyle iletişim kurmayan biri. Bu yüzden hayat hikayesi ve neden böyle olduğu onun yazdığı bir defterden okuyucuya aktarılmış. Sabahattin Ali romandaki kahramanların duygularını, bakışlarındaki anlamı, gülümsemelerini öyle betimlemiş ki okurken bir yandan hayret ediyor bir yandan da hayranlık duyuyorsunuz. Okumanızı kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Son olarak. Okurken altını çizdiğim ve sizinle paylaşmak istediğim bir iki yer var: - Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur. - Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
Hep O Şarkı
Puan vermedi·178 syf.··
2019 46. kitabı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu romanı ana kahramanı Münire'nin ağzından anlatmış. Münire çocukluk arkadaşı Cemil Bey'e -o böyle hitap ediyor- aşık olan ama babasının onayı olmadığı için başka biriyle evlenen ve birçok sıkıntı çeken ancak bu süre içinde Cemil Bey'in aşkıyla güç bulan bir kadın. Roman o kadar sürükleyici ki hiç sıkılmadan sonuna geliyorsunuz ve sonuna gelene kadar da Karaosmanoğlu'nun bir kadının düşüncelerini ve psikolojisini nasıl bu kadar güzel anlattığına hayret ediyorsunuz. Kitabı bitirdikten sonra Nazan Bekiroğlu'nun Kelime Defteri'nden "Hep O Şarkı" ile ilgili yazdığı denemeyi okudum. Kitapta olanlar o kadar güzel anlatılmış ki küçük bir kısmını sizinle de paylaşmak istedim. "Hep O Şarkı'yı okurken Tanzimat yıllarının yalı konak teşrifatı, kafes arkası ve harem hayatı, fasıl âlemleri, tipleri, âdetleri bütünüyle, renkli bir masal gemisi gibi geçer gözlerimizin önünden. Kendi hayatından roman çıkarmaya çalışan elli yaşlarındaki Münire'nin Hep O Şarkı'yı yazış serüvenini böylesi bir zeminde izleriz. Bu serüven hayal hakikat çatışması üzerine kuruludur. Bütün ömrü hissi romanlar okumakla geçen Münire'nin Ekmekçi Kadın, Kamelyalı Kadın, Ihlamurlar Altında külliyatını Madam Bovary'nin kütüphanesinden de hatırlarız. Bu romanların beslediği kalp otuz beş yıl aynı erkeğin aşkıyla yanıp kavrulmuş, geçen yıllar Münire'nin gençliğini, güzelliğini alıp götürse de kalbindeki aşka dokunamamıştır. Çünkü otuz beş yıllık aşkı Cemil Bey'i, yirmi beş yıldan bu yana hiç görmese de hayalinde yaşatmıştır. Ta ki olmayan bir hayale âşık olduğunu anladığı son geceye kadar. Yirmi beş yıl üzerine karşılaştıklarında ayna artık gerçeği göstermektedir. Çok acı bit karşılaşmadır bu. Keşke hiç olmasaydı!" Dediğim gibi bir solukta okuyabileceğiniz, çok beğeneceğiniz ve
Hep O ŞarkıYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,309 okunma