Bu kitap bittiğinde “ne okudum ben?” diye düşündüm ama kötü anlamda değil. Daha çok insanın içine işleyen, yavaş yavaş etkisini bırakan bir hikâyeydi. István’ın hayatını okurken aslında dışarıdan çok şey oluyormuş gibi görünse de, içeride kocaman bir boşluk vardı. En çok da bu his bana geçti.
Bazı yerlerde karaktere sinir oldum, bazı yerlerde üzüldüm ama en çok da gerçekçi geldi. Hayatta bazen hiçbir şey hissetmeden devam ediyormuşuz gibi ya… kitap tam olarak o duyguyu anlatıyor bence.
Akıcı bir “olay kitabı” değil, daha çok durup düşündüren bir kitap. Herkese hitap etmeyebilir ama böyle sakin, biraz karanlık ve içsel hikâyeleri seviyorsanız kesinlikle şans verilebilir.