Bir seferden bir şey olmaz demekle başladı tüm hikayemiz.
Kendimizi, sevdiklerimizi, inandıklarımızı, değerlerimizi kaybettik. Böyle olacağını bilmiyorduk sevgili derttaş. Bilseydik,
yapmazdık ...
Bir masada uzandığını düşünün. Birisi gelse, incecik bir iplikle
bağlasa seni masaya? Masadan rahatlıkla kalkarsın; çünkü incecik tek bir iplik seni masada tutmaya yetmez.
Düşün ki her kötülüğümüzde, her günahımızda, her hak yememizde o adam incecik bir iplikle daha bağlıyor seni masaya.
Sence bu zamana kadar yaptıklarımızla üzerimize örülen iplikler, gücümüzle koparabileceğimiz kadar zayıf mıdır?
Ne kadar yığılmıştır kim bilir. Bir şey olmaz dediğimiz ufak
ufak lüzumsuz işler, haramlar öyle birikmiştir ki ... Kalkacak.
gücümüz yoktur. O incecik iplikler kocaman halat kadar kalınlaşmıştır.
Kalbimiz körleşir. Masada o kadar uzun süredir kalkmadan yatıyoruz ki, halimize öyle alıştık ki olan bitenden habersiz yaşıyoruz.
lşte bundan dolayı bu kadar rahatız, bilmediğimizden. Yattığımız yerin rahat olduğunu sandığımızdan. Oysaki felaketimiz
olacak, oysaki soğuktan donmak ölmek üzereyiz burada.
Yata yata vücut yatma şeklini almış ve ona uyum sağlamış. Ayağa kalkma ihtiyacı duymuyor. Dua etme ihtiyacı duymuyor.
Bir yerden bu iplikleri sökmeye başlamalıyız Fesleğen. Bizi o
masaya bağlayan sebep işlediğimiz o minik günah ise sökülmesi
de minik bir tevbeden geçer.
Tam şu an düşün sevgili derttaş, yaptığın yanlışlar işlediğin günahlar nedir? Bir tanesinden vazgeç, tevbe et. İşte seni saran bir iplik koptu bile.
Arkadaşlarınla bir araya geldiğinde, birilerinin hakkında mı konuşuyorsun? Artık konuşma, işte iplerden biri daha koptu.
Sana hiçbir faydası olmayan, haram sevdalar anlatılan dizileri
mi izliyordun? Dur artık, izleme, göreceksin kalın iplerden birisi daha kopacak.
Sevmeye