Aslında bizler varolmayana inanmak üzere programlanmışız, çünkü bizler acı çekmek istemeyen canlılarız. Bu nedenle, tüm gücümüzü, bu çabaya değen şeyler olduğuna ve bu nedenle yaşamın bir anlam taşıdığına ikna olmak için harcıyoruz.
Bir insanın madde bağımlılığının tam olarak ne zaman başladığını anlamak çok zordur. “Ben kendimi kontrol edebiliyorum.” diyenler de bu yüzden yalan söylemiş olur. Uyuşturucular, ışığın ne zaman yok olacağına bizim karar vereceğimiz yanılsamasını bize yutturan bir tür alacakaranlıktır, ama o güç hiçbir zaman bize ait değildir. Karanlık, canı ne zaman isterse o zaman alır bizi.
Biz çocuklarımızın kendi hayallerinin peşinden koşmasını da bizim izimizden gitmesini de istemeyiz. Onlar bizim hayallerimizin peşinden koşsun, biz de onların izinden gidelim isteriz.
İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor.
Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar. Yalan. Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahliyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.