Songul

Songul
@golgotha
Tu wek rojê yî yara min, ji min nêzîk û hem dûr î Disotînî dil û ronî dikî, hem nar û hem nûr î
"Eskiden benim vücudumda, şu otun ve şu böceğin (bak işte öbür otu istemedi, kanatlarını açtı ve uçtu) vücudunda fiziksel, kimyasal, fizyolojik yasalara göre bir madde alışverişi olduğunu söylerdim. Ama kavaklarla, bulutlarla, parça parça sislerle birlikte hepimizde bir gelişme oluyor. Gelişme nereden geliyor, nereye doğru gidiyor? Sonsuz bir gelişme ve mücadele mi?.. Sonsuzlukta bir yön, bir mücadele olabilir mi sanki? Ve en çok bu yolda kafa yorduğum halde hayatın anlamını, heyecanlarımın ve isteklerimin anlamını yine de kavrayamadığım için hayret ederdim. Oysa içimdeki heye- canların anlamı, hep onlara uygun yaşayacak ve bir köylü bana Tanrı için, ruhun için yaşamalı dediğinde şaşıracak ve sevinecek kadar açıkmış. Ben hiçbir şey keşfetmedim. Yalnızca neyi bildiğimi öğrendim. Hayatın bana sadece geçmişte değil, şimdi de verdiği gücü anladım. Aldatmacadan kurtuldum, efendimi tanıdım." Umutsuz şekilde hasta olan sevgili ağabeyini gördüğünde ölüm düşüncesinin ortaya çıktığı şu son iki yıl boyunca dü- şüncelerinin tüm akışını kısaca aklından geçirdi. Her insan için ve kendisi için gelecekte acılardan, ölümden ve sonsuza dek unutulmaktan başka hiçbir şey olmadığını ilk kez o zaman açıkça anlamıştı, bu şekilde yaşanamayacağına, ya hayatı bir şeytanın kötü bir alayı olarak görünmeyecek bi- çimde açıklamak ya da kendini vurmak gerektiğine karar vermişti. Fakat ne onu, ne öbürünü yapmamış, yaşamaya, düşünmeye ve hissetmeye devam etmiş, hatta tam o sırada evlenmiş, pek çok sevinçler yaşamış, hayatının ne önem taşıdığını düşünmediği zaman mutlu olmuştu. Peki bu ne anlama geliyordu? Bu, onun iyi yaşadığı, ama kötü düşündüğü anlamına geliyordu. Farkında olmadan annesinin sütüyle birlikte emdiği manevi gerçeklerle yaşamıştı, ama düşünürken bu gerçekleri kabul etmek bir yana,
Reklam
"Kendi çıkarın için değil, Tanrı için. Hangi Tanrı için? Fyodor'un söylediğinden daha anlamsız bir şey söylenebilir mi? İnsanın kendi çıkarları için yaşamaması gerektiğini, yani bizim anladığımız, bizi kendine çeken, canımızın istediği şey için değil, anlaşılmaz, hiç kimsenin ne anlayabildiği, ne de tanımlayabildiği Tanrı için yaşamak gerektiğini söyledi Fyodor. E, ne demek bu? Fyodor'un bu anlamsız sözlerini anlamadım mı ben? Yoksa anlayıp bunların doğruluğundan kuşkuya mı kapıldım? Onları aptalca, belirsiz, yanlış mı buldum? Hayır, tıpkı onun anladığı gibi anladım, hayatta herhangi şeyi anladığımdan daha açık ve tam olarak anladım ve bundan hayatta asla kuşkum olmadı, olamaz da. Hem bir tek ben değil, herkes, bütün dünya bir tek bunu tam olarak anlıyor ve bir tek bundan kuşku duymuyor, her zaman hemfikir oluyor."
İnsan ve Toplum
"Levin yaşam ve ölüm konularına, sevgili ağabeyini ölüm döşeğinde gördüğü andan beri ilk kez, yirmi yaşından otuz dört yaşına kadarki dönemde ona hiç fark ettirmeden çocukluk ve ilk gençliğindeki inançlarının yerini almış olan, kendi deyimiyle yeni düşünceler arasından baktı ve ölümden çok, nereden geldiği, ne için geldiği ve ne olduğu hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadığı yaşamdan korkuya kapıldı. Organizma, organizmanın yıkılışı, maddenin yok olmaması, enerjinin korunması yasası, gelişme. Bunlar eski inancın yerini almış olan sözcüklerdi. Bu sözcükler ve bunlarla ilgili kavramlar zihinsel amaçlar açısından çok güzeldi, ancak yaşam için verdikleri bir şey yoktu."
İnsan ve Toplum
"Levin yaşam ve ölüm konularına, sevgili ağabeyini ölüm döşeğinde gördüğü andan beri ilk kez, yirmi yaşından otuz dört yaşına kadarki dönemde ona hiç fark ettirmeden çocukluk ve ilk gençliğindeki inançlarının yerini almış olan, kendi deyimiyle yeni düşünceler arasından baktı ve ölümden çok, nereden geldiği, ne için geldiği ve ne olduğu hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadığı yaşamdan korkuya kapıldı. Organizma, organizmanın yıkılışı, maddenin yok olmaması, enerjinin korunması yasası, gelişme. Bunlar eski inancın yerini almış olan sözcüklerdi. Bu sözcükler ve bunlarla ilgili kavramlar zihinsel amaçlar açısından çok güzeldi, ancak yaşam için verdikleri bir şey yoktu."
Sayfa 1022
"İki şeyden birini yapmak gerek: Ya şimdiki toplum düzeninin haklı olduğunu kabul etmek ve dolayısıyla haklarını savunmak; ya da benim yaptığım gibi haksız imtiyazlardan yararlandığını itiraf etmek ve bu imtiyazlardan memnuniyetle yararlanmak."
Sayfa 768
Reklam