"Acılar sürekli artıyor, üzerlerine düşen işi yapıyor ve onu ölüme hazırlıyordu. Acı çekmediği bir durum yoktu, kendini avutabildiği bir an yoktu, bedeninin ağrımayan, canını yakmayan yeri, uzvu yoktu. Bu bedenin anıları, izlenimleri, düşünceleri bile artık onda bedenin kendisinin uyandırdığı tiksintiyi uyandırıyordu. Başka insanların görünüşü, konuşmaları, kendi anıları onun için sadece acı veren şeylerdi. Çevresindekiler bunu hissediyor ve tamamen bilinçdışı olarak onun yanında rahat davranmaktan, rahat konuşmaktan, isteklerini dile getirmekten kaçınıyorlardı. Hastanın bütün hayatı bir tek acı ve bu acıdan kurtulma duygusunda toplanıyordu."
"Siz köylünün her türlü yenilikten nefret etmesi yüzünden tarımımızın yürümediğini ve bu yenilikleri devreye sokmak için zora başvurmak gerektiğini söylüyorsunuz; eğer tarım bu yenilikler olmadan hiç yürümeseydi o zaman siz haklı olurdunuz; ama yürüyor ve sadece işçinin kendi alışkanlıklarına göre hareket ettiği yerlerde yürüyor, tıpkı yolda uğradığım köylünün işlerinde olduğu gibi. Sizin ve bizim tarımdan ortak hoşnutsuzluğumuz, bizim ya da işçilerin suçlu olduğunu gösteriyor. Uzun zamandır işgücümüzün özelliklerini sorgulamaksızın kendi düşüncelerimize göre, Avrupa'ya göre hareket ederek zor kullanıyoruz. İşgücünü ideal bir işgücü değil, içgüdüleriyle birlikte Rus köylüsü olarak kabul etmeyi deneyelim ve tarım sistemini buna göre kuralım. Tasavvur edin, -demeliydim ona,- ihtiyar adamın işleri gibi sizin işleriniz de yürüyor, işin başarıya ulaşmasına işçilerin ilgisini çekecek bir yöntem ve yeniliklerle ilgili olarak onların kabul edecekleri bir orta yol bulmuşsunuz ve toprağı zayıflatmadan eskisine göre iki kat, üç kat fazla ürün alıyorsunuz. İkiye bölün, yarısını işgücüne verin; size kalacak olan bölüm daha fazla olacak ve işgücünün payına da daha fazla düşecektir. Bunu yapmak içinse tarım düzeyini daha aşağıya indirmek ve işçilerin ilgisini işletmenin başarısına çekebilmek gereklidir."
"Kadın eğitim eksikliği yüzünden haklarından yoksundur, eğitim eksikliği ise hakların yoksunluğundan kaynaklanmaktadır. Unutmamak gerekir, kadınladın köleleştirilmesi o kadar büyük ve eski bir konudur ki, onları bizden ayıran uçurumu genellikle anlamak istemeyiz."
"Evet, bende ters, itici bir şey var, -diye düşünüyordu.- Ayrıca başkalarının işine yaramıyorum. Gurur diyorlar. Hayır gururlu da değilim. Gururlu olsaydım, kendimi bu duruma düşürmezdim. "