Puan vermedi·688 syf.··
2026 8. kitabı
Kitapta İslamiyet ile ilgili sanat eserleri, bilgilendirme vs. bir çalışma göremedim ve bu durumu garipsedim. Ağırlıklı olarak, Antik Mısır, Antik Yunan, Rönesans ve Hristiyanlık etkisiyle gelişen eserlere değinilip fotoğraflarla örneklendiriliyor bu çok anlaşılır bir şey. Sanat tarihi bunlardan ayrı düşünülemez elbette. Aztekler, Çin İmparatorluğu, Persler'e kadar erken dönem örneklerinden de bahsediliyor. İslamiyette heykel yapmak günah sayıldığı için bu alanda gelişme kaydedilmediği gibi yüzeysel çok kısa bir kaç yer var. Ancak sırf bu dinin etkisiyle bile ortaya çıkmış pek çok sanat eserleri yok mudur? Hat sanatı, cami, çeşme, kervansaray, şehir kapıları, saraylar, kaleler vs. örnekler çoğaltılabilir. İslamiyet tarihi ve coğrafyasına ait sanat eserlerinin neden kitapta yer almadığını, ilham olacak, örnek gösterilecek nice eserlerin es geçilmesini gerçekten anlayamadım. Bu sorgulamam politik yada dini fanatizmle ilgili hiçbir ilgisi yoktur, samimi bir merak sadece.
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,131 okunma
Sanatın Öyküsü
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 08:17
Sanata ilginiz var; ama bilgilenmek için nereden başlayacağınızı bilmeyen benim gibiler için bulunmaz bir eser. Yazar, ilkçağdan günümüze kadar insanoğlunun kendini ifade etme yolunu keşfettiği sanat üzerine pek çok yorumu harmanlanmış. Üstelik basit, sade ve güçlü bir anlatımla. Kitabın her bir sayfasında resim, heykel, mimari ve diğer sanat konularına ait fotoğraflar mevcut. İlkokulda resimli hikâye kitaplarını okurken ne keyif alırdım. Demek ki kitaptaki görseller büyüsekte hâlâ ilgimizi çekebiliyor.
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,131 okunma
Reklam
Puan vermedi·688 syf.·
2026 31. kitabı
“Sanat diye bir şey yoktur, yalnızca sanatçılar vardır.” Gombrich, bu sözüyle daha en başında, bizi kalıpların dışına çıkmaya davet ediyor. Sanatın tek bir tanımı yok, sabit bir şey de değil. Her dönem, insanların dünyayı nasıl gördüğüne göre şekilleniyor. Yani her sanatçı aslında dünyayı kendi gözünde anlatıyor. Mesela Orta Çağ sanatını “gerçekçi değil” diye küçümsemek yerine, o dönemin insanlarının gerçekliği nasıl algıladığını sorgulaması... Bu bakış açısı insanın düşünce biçimini değiştiriyor. Burada anlatılanlar bana John Berger’in "Görme Biçimleri " kitabını da hatırlattı. O da aslında görmenin sandığımız kadar basit olmadığını, baktığımız şeyleri bile öğrendiğimiz şekilde gördüğümüzü söylüyor. Kitap boyunca Antik Çağ’dan Rönesans’a, oradan modern sanata kadar uzanan süreçte her dönemi kendi şartları içinde örneklerle gösteriyor. Bu yüzden sanatın aslında kopuk kopuk değil, birbirine bağlı bir süreç olduğunu anlıyorsun. Mağara resimlerinden modern sanata kadar uzanan bir zincir gibi geliyor. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası dikkatimi çekti. Çünkü bu noktadan sonra sanat sadece gördüğünü kopyalamaktan çıkıyor. Claude Monet ışığı yakalamaya çalışıyor, aynı manzarayı farklı saatlerde bambaşka çizmesi de bundan. Vincent van Gogh ise hissettiklerini koyuyor tuvale. Sonrasında Pablo Picasso ve Salvador Dalí ile birlikte sanat tamamen düşünce ve algı üzerine kurulu bir şeye dönüşüyor. Bence kitabın en net söylediği şey şu: Sanat sürekli değişiyor çünkü her dönem bir öncekinin bakışına bir şekilde karşı çıkıyor. Ve bu değişim, tek bir doğruyu değil, farklı görme biçimlerini ortaya çıkarıyor. Burada Gombrich aslında “sanatın hikâyesini” değil, bakışın değişimini anlatıyor. Yine de bana göre kitap bazı yerlerde hızlı ilerliyor, özellikle modern sanat kısmı. Biraz
Sanat
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,131 okunma
7/10
·96 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
E. H. Gombrich’in “Sanatın Öyküsü” sürekli başucumda duran, mükemmel bir sanat tarihi kaynak kitabıdır. Hak böyle olunca, Gombrich ismini duyar duymaz içimi bir heyecan kaplıyor daima. Ernst Gombrich, 1995 yılında National Gallery’den bir sergi için davet almış. “Sanatçının Gözü” ismini taşıyan konsepte dâhil olan bir sanat tarihçisi olarak, “düşen gölgenin batı sanatındaki tasviri” başlığını belirleyen Gombrich, ilk olarak göz/görme olgusu üzerinde durmuş. Roma döneminin önemli düşünürü Cicero’dan alıntı yaparak, “Ressamların diğer insanlardan daha fazla gölge ve çıkıntı gördüğünü” yazar. “Gölge” kavramının üzerinde durur ve Antik Yunan’da, insanlar öldükten sonra bile gölgeleriyle yaşamaya devam ediyor edildiğini ve somut evren görüşünün farklılaştığını söyler. Buradan hareketle, Platon’un “Mağara Alegorisi”ni örnek verir. “Çünkü gölgesi olan şey gerçektir” der. Öte yandan, Haruki Murakami’nin “gölgesiz veya soluk gölgeli karakterleri” akla gelir... Rönesans’ta doğayı en iyi betimleyen ressamların dahi tuvale aktardıkları cisimlere gölge vermekten çekindiğinden dem vurur ve sebebi de; gölgelerin ahengi bozucu ve rahatsız edici bulunduğu yazar. Hatta Leonardo Da Vinci’nin “Defterler” isimli eserinde sanatçılara gölgeler konusunda tavsiye verdiği yazıları da mevcut kitapta. Gombrich, National Gallery’i ziyaret etmemiz hususunda oldukça ısrarcı ve kendi gözlemlerimizin peşinden koşmamız gerektiğini hararetli bir şekilde tavsiye etmektedir. Biz de, bir gün umarız... diyelim.
GölgelerE. H. Gombrich · Everest Yayınları · 202042 okunma
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
“Sanayi Devrimi, kaliteli zanaatkarlığın tüm geleneklerini yok etmeye başladı. El işçiliğinin yerini me­kanik üretim, atölyenin yerini fabrika alıyordu.” On beş gündür elimde ve bitmemesi için, aheste aheste okudum. Sanatın öyküsü, okuduğum en güzel şeylerden biri olabilir. E. H. Gombrich’in tüm dünyayı etkilemiş ve sanat tarihi kitapları arasında en bilineni, okunanı. Sanatın Öyküsü, Mısır Sanatı’ndan başlayıp, günümüz post-modernizme değin sırasıyla tablolarla ve örneklerle işliyor. Gombrich’in bu kadar tercih edilmesindeki amacın, akademik bir incelemeyi, bir edebiyat öyküsüne dönüştürerek anlatmış olmasıdır sanırım. Akademik dilden korkanlar için, tereddüt etmeden okumaları gerektiğini düşünüyorum. ⠀ Sanat nedir? Sanatın konumu? Ve geçmişten geleceğe değişen sanatı ele alıyor. Şimdi burada adını anamayacağım yüzlerce ressam ve bağlı oldukları düşünce akımları “izm’ler” genişçe ele alıyor. Ortaçağ sanatının dini figürleri ve eserleri, Rönesans, Barok ve Rokoko dönemlerini aydınlatıcı bir çerçevede sunuyor. Rönesans döneminde, mimari de sıkışıp kalan zorlu bir çıkışa yol gösteren Flippo Brunelleschi büyük bir isim örnek olarak. Paul Cezanne, farklı bir derinlik yakalamak isterken, onun çizimleri Fransa’da “Kübizm”, Van Gogh, George Seurat’ın “puantilizm” yani Noktacılık akımından etkilenirken, Almanya’da onu örnek alanlar “Ekspresyonizm (İfadecilik) akımını başlattılar. Ve Paul Gauguin’in yabana olan özlem çalışmaları, sonrasında Primitivizm (İlkelcilik) akımlarını doğurdu. Vasilliy Kandinskiy ise, Almanya’da günümüz sanatını da içine alacak olan “Soyut Sanat”ı başlattı vs. vs. Anlatmakla bitmeyecek bir kitap bu. Her kütüphanede olması gerektiğine inandığım, okuyanların dünyayı güzelleştireceğine dair inancımı koruduğum nadir eserlerden. Sanatla kalın, sanatsız
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,131 okunma
8/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Sanat tarihi bakımından başlangıç olarak okunabilecek ilk kitap denilebilir. Yazarın kendisinin de amaçladığı gibi sade ve yalın anlatımıyla, okuyucuyu fazla yormadan, milattan önceden modernizmin ilk yıllarına kadar yüzeysel olarak açıklıyor. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda temel olarak çoğu şey oturmuş oluyor.
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,131 okunma
Reklam
Reklam