7 ciltlik Kayıp Zamanın İzinde serisiyle dünya edebiyatında eşsiz bir konumda olan Fransız yazar Marcel Proust'un yakın çevresine yazdığı mektuplar meşhurdur. Daha önce YKY'den Üst Kat Komşusuna Mektuplar isimli kitabını okumuş ve ne kadar zarif bir beyefendi olduğunu anlamıştım. Prenses'e Mektuplar ise 2018'de Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basıldı ve yine bu büyük yazarın başka bir kadına yazdığı mektuplardan oluşuyor.
Yunan asıllı olan, Fransa'da yaşayan Prenses Soutzo, fotoğraflardan ve Proust'un betimlemelerinden anladığımız kadarıyla uzun boylu, beyaz tenli, edebiyata, müziğe ve diğer sanat dallarına ilgili, entelektüel ve güzel bir hanımefendidir. 1917'de Soutzo'yla tanışan Proust kısa sürede Prenses'le iyi ilişkiler kurar ve mektuplaşmaları 1922 yılına dek devam eder.
Genelde haftada 1 kez bir araya gelip yemek yiyen Proust ve Prenses Sautzo'ya zaman zaman yakın çevrelerinden isimler de eşlik eder. Dönemin elit kesimini oluşturan bu kişiler ve toplantıların ve o dönemde üst düzey simaların katıldığı diğer organizasyonların Proust'un eserleri üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Bu tip çevreler Proust'un mükemmel bir gözlem yeteneğine sahip olmasını sağlamış ve eserlerinde de sıkça konu etmiştir.
Prenses Soutzo'nun mektuplarını göremesek de, Proust'un mektuplarından aralarında saygıya dayalı gayet hoş bir ilişki olduğunu söylemek mümkün. 1.Dünya Savaşı zamanında başlayan mektuplarda Marcel Proust'un savaştan ne kadar etkilendiğini satır aralarında görmek mümkün.
İnce ruhlu bir kişiliğe sahip olduğu bilinen Proust'un eserleri okurlara üst düzey bir edebi zevk sunarken, yazarın mektuplarını okuyarak da normal yaşantısından esintiler görmek, insan ilişkilerini gözlemlemek ve kalbinin güzelliğine tanıklık etmek gerek.
Bu unutulmaz yazardan geriye kalan her şeyi okumak gerek özetle. Çünkü Marcel Peoust çok, çok büyük bir yazar.