Bu Hayattaki En Kıymetlime...
10/10
·115 syf.··
2020 95. kitabı
Kemoterapi aldığın dönem, yanında refakatçi olarak kaldığımda kafam dağılsın diye elime almıştım bu kitabı hatırlar mısın? Gülerek okuyordum onu, “Modern Bir Sıdıka Hikâyesi” demiştim sana. Ta ki son bölümüne kadar. Kitabın kapağını ağlayarak kapattığımda yanımda uyuyordun. Başımıza geleceklerden habersiz şekilde “Çok şükür yanımdasın, çok şükür haftaya son kürünü alıp evimize gideceğiz. Evimize kavuşacağız” demiştim. Sonra... Sonra kemoterapi yüzünden savunmasız vücudunun zatürre olması, oksijen yetmezliği, oksijen makinesine bağlanman, buz gibi yoğun bakım odası, hastane mikrobu kapman, entübe edilmen, doktorların kendinizi hazırlayın cümleleri, tek tek iflas eden organların, her telefon çaldığında korkarak açmam ve yoğun bakımın önünde beklerken buz gibi bir “başınız sağ olsun” cümlesi... Hastane odasına seninle girdiğim bu kitapla ordan sensiz ayrıldım... 3 yıl oldu... Ellerinin kokusu hala burnumda. Ne vakit biraz kontrolümü kaybetsem burnumdaki sızıyla beraber ağlarken buluyorum kendimi. Bazı geceler hasret nefesimi kesecek kadar ağır geliyor, dünyam duruyor. Sonra sabah oluyor ve kaldığım yerden devam ediyorum. Gerçek bir acıyı sahiplenmek, sindirmek ve onunla yaşamak zor zanaatmış; günbegün öğreniyorum. Ne vakit hafifleyecek içimin sızısı; kaç yıl sonra alışacağım sensizliğe, kaç ay sonra ağlamayacağım artık hiçbir fikrim yok. Kavuşmak için daha kaç zaman var anne? Özleminle kavrulacak, gözümün önünden gitmeyen o son yoğun bakımdaki halinle yaşayacak daha kaç yılım var söylesene. Sensiz ve buruk geçecek daha kaç anneler günü, kaç bayram kaldı ömrümde? Kitaba gelecek olursak “Modern Bir Sıdıka Hikâyesi” demek çok doğru olur. Elinize aldığınızda bir çırpıda biten, yer yer güldüren, son sayfalarında bol bol ağlatan bir kitap. Aslında pek bir derinliği ve edebi değeri olmasa da konunun ele alınış şekli ve kitabın genel dili çok keyifli. Hayatımda önemli bir yeri olduğu için ilk incelememi bu kitap için yazmak istedim. Tüm annelerin, kendini anne gibi hissedenlerin günü kutlu olsun. “ Anne bana ‘yaz’ diyorlar, nasıl yazayım? Kime, ne anlatayım? İçime, içime bağırayım ama onlara susayım. Sonra çıksın desinler ki ‘iyisin ama seni iyi gördüm, iyisin yani !!!”
Edebiyat
Ev AnasıBirgül Özcan · Sel Yayıncılık · 2016314 okunma
··
803 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İlk inceleme için çok anlamlı bir seçim olmuş. Güzel de ifade etmişsiniz duygularınızı, tebrikler. Acınızı da paylaşıyor ve sağlıklı günler diliyorum.
Büşra B.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.
:( Öncelikle bu vesileyle sevgili annene Allah’tan rahmet dilerim. Seninle konuşmuştuk bu konuları Büşra, o yüzden lafı fazla uzatmayacağım. Bu acıyı birebir tecrübe eden biriyim. Bu yıl , 10 gün sonra 24. yıl olacak... Acılar zamanla yerini anılara bırakacaktır... Bu bir normalleşme değil tabii ki, sadece zorunlu bir dönüşüm. Onunla olan ilişkini hatıralara devredip orada kaldığınız yerden yine beraber yaşamaya devam edeceksiniz. Lütfen yazmaya devam et... Sevgiler...
Büşra B.
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Necip Bey.
Burnumun direği sızladı derler ya... İçimde bir kayalık var oraya sert sert dalgalar vurdu okumaya başlar başlamaz. Size sabır gidene rahmet diliyorum. Tesellisi olmayan acılara cümleler kurmak fuzuli. Acınız elbet hafifler ama hep orada kalır sızısı. Kalp sadakatini sızladıkça göstermeyi bilir. Sevgiler...
Büşra B.
Gönderi Sahibi
Kalp sadakatini sızladıkça göstermeyi bilir. Ne harika bir cümle. Teşekkür ederim.
Hayatta bazı acılar vardır, hiçbir zaman geçmez. Zaman her şeyin ilacı derler ya, doğrudur zaman ilaçtır; ama ilacın etkisi kişiden kişiye göre değişik zamanlarda kendisini gösterir. 3 yıl geçmiş olsa da senin acın hala taptaze. Ve ne kadar zamanın senin acını azaltacağı, sana ilaç olacağı bilinmez. Bu tür acılar birer yara gibidir. Mutlaka vücudumuzda görünmez izler, yaralar bırakır. Bir yaranın ise ne zaman kabuk bağlayacağını yukarıda dediğim gibi kimse bilemez. Fakat her yara mutlaka bir gün kabuk bağlar Büşra. Önemli olan kabuğu sürekli kaşıyıp yarayı derinleştirmemek. Lütfen tavsiyeme kulak ver... Başın sağ olsun. Çok derinden hissettirdi yazdıkların. Yazarak rahatladığını düşünüyorum. Eğer öyleyse bol bol yaz. Sevgiler...
Büşra B.
Gönderi Sahibi
Bazı yaralar daha geç iyileşir Semih. Teşekkür ederim yorumun için.
Şimdi ne desem boş ne söylesem de. Duygular bazen insanın içinde duramaz taşar. Taşar da kimseye yine de yansıtamaz insan. Duyguları yazmak daha doğrusu yazarak ifade etmeye çalışmak özellikle de üzüntü ve acı gibi hisleri gözyaşı da eşlik ediyorsa ortaya çıkan şey başka oluyor. Güzel diyemem mükemmel diyemem çünkü acılar var ortada. Ama öyle bir şey işte... Ben de çok yazarım bu şekilde artık eskisi gibi olmasa da. Güzel hissettiriyor insana huzur veriyor bir yandan da. Duygularınızı yazmaya devam edin ne kadar acı verse de.
Büşra B.
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim güzel düşünceniz için.