"Judith, çok güzel, cinsel bir vaka. Çok güçlü bir kadın gaddar bir erkeğe meydan okuyor ve kişiliğinin bir parçası olarak aşağılanan dişiliğini kullanarak intikam alıyor." - Sigmund Freud
1. Friedrich Hebbel Kimdir?
1813-1863 yılları arasında yaşayan Christian Friedrich Hebbel, Alman asıllı bir oyun yazarıdır. Şair kimliğine de sahip olan Hebbel’in oyunları, döneminde Avrupa’da ilgiyle okunmuş ve günümüzde de birçok dünya dilinde okunmaya devam etmektedir. Çocukluk ve gençlik yılları yoksulluk içinde geçen yazarın, bir duvarcının oğlu olması ve kısıtlı imkânlara sahip olması sebebiyle, eğitimi sık sık zarar görmüştür. Danimarka Kralı’ndan aldığı eğitim bursu Hebbel’in adeta çıkış bileti olmuş, Roma, Paris ve Napoli gibi birçok Avrupa şehrine eğitim için gitmiştir. Eğitim hayatının ardından Viyana’ya yerleşen şair, burada bir tiyatro oyuncusu ile evlenerek oyunlar yazmaya başlamıştır.
2. Eserleri ve Kullandığı Temalara Dair:
“Şunu bilmek isterdim: Ölüm nedir?”
“Yaşamı sevmemizi sağlayan şey!” (sayf 54)
Karamsar bir kişiliğe sahip olan Hebbel’in şiirleri ve oyunlarında kasvetli ve dramatik bir hava sezilmektedir. Realist edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olmasının yanı sıra, sırtını destan, dini hikâye, söylence ve mitolojilere yaslayan eserler de kaleme almıştır. Alman destanı Nibelungen hakkındaki kitabı Türkiye’de 1947’de yayımlandı. 1966’da yayımlanan Maria Magdalena ise Hristiyan dinindeki önemli ve tartışmalı kişiliklerden biri hakkındadır. Havari Magdalena’nın trajik öyküsü, Hebbel’in kaleminde yeniden hayat bulur.
Sabahattin Ali’nin çevirisiyle Türkçe okuma şansına sahip olduğumuz Gyges ve Yüzüğü isimli oyunu da yine binlerce yıllık bir öyküden esinlenerek kaleme alınmıştır. Platon (Eflatun)'un Devlet'inde bile karşımıza çıkan bu öyküyü Hebbel’in kaleminden okumak bir ayrıcalık olsa gerek. Friedrich Hebbel’in Türkiye’de yayımlanan son kitabı ise yine binlerce yıldır birçok sanatçıyı etkilemiş bir hikâye üzerinedir. Mezopotamya topraklarında geçen öyküde Judith ve Holofernes’in öyküsü anlatılır.
Judith aynı zamanda Hebbel’in kariyerinde yazdığı ilk kitap olma özelliğini taşır ve ilk eseriyle büyük bir üne kavuşur. Oyun, kısa bir süre içinde Berlin ve Hamburg gibi şehirlerde oynanarak yazara şöhretin yolunu açar.
3. Oyunun Karakterleri Hakında:
“Ah, acı çekerek öğreniriz.” (sayfa 89)
Holofernes: Asur İmparatorluğu’nun komutanlarından biridir. En önemli görevlerinden biri Bethulia kentini kuşatan ordunun başında bulunmasıdır. Holofernes’i bizzat Asur Kralı Nebukadnezar bu görev için tayin eder. Her şey yolunda giderken, Bethulialı genç bir kadının karşısına çıkması, hesapları değiştirecektir.
Judith: Bethulialı güzel bir Yahudi kadın. Şehrinin kuşatma altında bulunması ve halkın bitap bir vaziyette zor zamanlar geçirmesi onun harekete geçmesin sebep olacaktır. Amacı zalim hükümdar Holofernes’in yanına ulaşmaktır. Zihninde birçok farklı plan vardır.
Mirza: Judith’in hizmetçisidir ve onun aldığı kararlarda fikirlerini duyarız. Öykünün ana karakterlerinden Judith’e en yakın kişi olması bakımından önemi büyüktür.
Ephraim: Judith’e aşık olan ama ondan karşılık bulamayan Bethulialı bir genç. Holofernes’in ordusuyla kente yaklaştığı haberini Judith’e ulaştırır ve onunla birlikte olmak istediğini dile getirir. Judith için her şeyi göze alabileceğini ifade eder.
Achior: Moabilerin subayı. Holofernes komutasındaki ordular içinde önemli bir yere sahip karakterlerden. Bizzat Holofernes’e yol gösterir ve Bethulia, Yeruşalim (günümüzde Kudüs) ve Yahudiler hakkında bilgiler verir. Buna rağmen zalim bir kişiliğe sahip olan Holofernes’e yaranamaz.
Bu karakterlere ek olarak, öyküde geniş bir karakter topluluğu olduğu söylenebilir. Holofernes’in subayları ve kâhyası, Libya elçisi, Mezopotamya elçileri, askerler, muhafızlar, Ammon, Hosea, Ben, Assad ve kardeşi, Daniel, Samaja, Josua, Delia, Asurlu rahipler, Samuel ve tabii ki Bethulia şehrinin ileri gelenleri, kadınlar, çocuklar ve şehir halkı kısa kısa rol alarak öyküyü çok farklı gözlerden görmemizi sağlıyorlar ve bu sayede olaylara daha hakim olabiliyoruz.
4. Eski Ahit'teki Yudith Kitabı’ndan Doğan Judith Tragedyası:
"Gerçekten her an kaybedebileceğimiz için hayata sıkıca tutunur, onu iyice sıkar, çatlatana kadar emeriz." (sayfa 55)
Öykü, Hz. İsa öncesi çağlarda geçtiği için henüz Hristiyanlık diye bir din yok. Dünya üzerinde hâkim olan dinlerden biri Yahudilik ve bu dine mensup halkların başında ise elbette İsrailoğulları gelir. Günümüzde Kudüs ve çevresi olarak bildiğimiz topraklarda doğan ve gelişen Yahudiliğin en önemli şehirlerinden biri olan Bethulia’da önemli mabed ve tapınaklar vardır ve Holofernes’in amacı ise kenti ele geçirmektir.
Yudit, İbranice bir kelimedir ve Yehdit kelimesinden türetilir. Yahuda’nın dişil bir versiyonu olarak kabul edilir. Yudit kitabı, günümüzde Yahudi inancında kanon dışı olarak kabul edilir ve Hristiyanlıkta (Katolik ve Ortodoks) kanonik kitap olarak varlığını sürdürür. Eski Ahit’in “apokrif” bir kitabı olarak kabul edilir.
Günümüzde Bethulia ismine karşılık gelen bir şehir olmasa da, Kudüs civarlarında yer aldığı düşünülen bir yerleşim yeridir Bethulia ve Yahudilerin kutsal kitabı Yudith Kitabı’nda adı geçer. Tarihte Babil Kralı olarak karşımıza çıkan Nebukadnezar'ın öyküde Asurlu olması da bir diğer tarihle uyumsuz bilgidir. Fakat bu durumların, öykünün gerçekliğine herhangi bir zarar vermezler.
5. Mezopotamya’da Geçen Bir Trajedi: Judith:
"İnsan sebebini bilmeden de gözyaşı dökebilir." (sayfa 93)
Antik Yunan tragedyalarını hatırlatan bir öyküyle karşı karşıyayız. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta Judith’in hikâyesinin Yunan tragedyalarından önce yaşandığıdır. İnsan uygarlığının doğup geliştiği Mezopotamya’da, Babil ve Asur gibi medeniyetlerin yeşerdiği coğrafyada geçen öykü dini bir temele sahiptir. İnsanlık var olduğundan beri din de var olan bir olgu olduğundan, sözlü ve yazılı gelenekten günümüze dek uzanan öykülerin birçoğunda dini motifler görmek şaşırtıcı değil elbette.
Henüz dünya üzerinde Hristiyanlık ve Müslümanlık gibi dinler bulunmazken, bölgeye hakim olan Yahudilik ekseninde anlatılan öykü öylesine büyük bir öneme sahiptir ki, kutsal kitaplara bile konu olmuştur. Judith’in öyküsü de oldukça önemlidir zira kendisi tıpkı Musa gibi Yahudileri kurtaran bir kişiliktir. Musa’nın dişi versiyonu olarak karşımıza çıkan Judith aslında öyküde dindar bir kadın olarak resmedilmez. Onu, dişiliğini ön plana çıkaran, akıllı ve kurnaz bir kadın olarak görürüz.
Holofernes, zalimliğiyle ünlü, kötü kalpli bir komutandır. Narsist ve egoist tutumlar da sergileyen Holofernes’in karşısına çıkan hiç kimseye iyi davranmak gibi bir niyeti yoktur ve genelde sert bir mizaca sahiptir. Bethulia kapılarına dayandığında ilk yaptığı şey ise savaşmak değil, şehrin ana su kaynaklarını kurutmaktır. Böylelikle kentte halk sıcak havada uzun süre susuzluğa dayanamayacak ve şehri kendisine teslim edecektir. Plan bu şekilde çizilir ve bekleyiş başlar. Gerçekten de kısa bir süre geçmeden halk susuzluktan kavrulma noktasına gelir ve şehri teslim etmeyi düşünürler. Tam bu esnada Judith çıkar sahneye ve adı dillere pelesenk olmuş efsanevi komutanı yakından görmek istediğini belirtir.
Kısa bir süre önce kocasını kaybeden Judith’in buna rağmen bakire olduğu söylenir ve betimlemelerden çok güzel olduğu anlaşılır. En güzel kıyafetlerini giyer, süslenir ve hizmetçisi ile birlikte Holofernes’in karargâhına doğru yola çıkar. Amacına ulaşır ve Holofernes’le tanışır. Herkese karşı sert olan komutan, Judith’e karşı yumuşak bir kişiliğe bürünür. Tanrı’ya karşı günah işleyen Bethulia halkının yanlış yaptığını söyleyerek şehrin anahtarlarını ona vereceğini ifade eder. Holofernes, Judith’ten hoşlanır ve ona güvenir. Judith’in en büyük hedefi ise Holofernes’ten etkilenmemek ve kafasına koyduğu planı gerçekleştirebilmektir.
Birkaç gün Holofernes'in yanında kalan Judith, âdeta kendisiyle savaşır ve içsel hesaplaşmalar yaşar. Üstlendiği görev çok ağırdır ve bunu gerçekleştirecek gücü kendisinde bulmaya gayret eder. Kendisini seven ve güvenen bir adamı uykusundayken öldürme fikri zihnini meşgul ederken, tek düşündüğü halkının çektiği sıkıntılardır.
6. Ressamları, Heykeltraşları ve Müzisyenleri Etkileyen Büyük Bir Hikâye:
“Sıkıcı bir tıkanmadan ziyade, varoluştaki daimi doğuşu ve yeniden doğuşu görüyorum hayata baktığımda.” (sayfa 4)
Judith ve Holofernes’in öyküsü binlerce yıldır varlığını sürdüren ve hemen her sanat dalında temsil edilmiş olan büyük bir öyküdür. Hatta öyle ki, edebiyat bu sanat dalları içinde en sonlardadır zira edebiyatın öncesinde heykeltıraşlar, ressamlar ve müzisyenler bu öyküden birçok farklı sanat eseri ortaya çıkarmıştır.
Müzik dünyasında Antonia Vivaldi ve Mozart başta olmak üzere, Pietro Metastasio, Alessandro Scarlatti, Alexander Serov ve daha birçok isim, notalarıyla bu efsanevi öyküyü ölümsüzleştirmiştir. Heykeltraşlardan ise Donatello’nun “Judith and Holofernes” isimli eseri en başta sayılabilir. İşin resim boyutu ise belki de en zengin olan kısım. Caravaggio, Sandro Botticelli, Michelangelo, Gustav Klimt, Artemisia Gantileschi, Francisco Goya, Andrea Mategna, Giorgione ve daha onlarca ressamın fırçalarında yeniden yaratılan Holofernes ve Judith’in öyküsü, M.S. 2022’nin dünyasında da popülerliğini sürdürüyor elbette.
7. Son Söz:
Edebiyatın sözlü gelenekten yazılı geleneğe geçmeye başlaması Mezopotamya topraklarında başlamıştır. Sümer ve Babil uygarlıkları tarafından yazı kullanılmış ve ardından bütün dünyaya yayılmıştır. Bu mirası devralan ve büyüten uygarlıklardan en önemlisi ise şüphesiz Antik Yunan'dır. Binlerce yıllık felsefi ve edebi metinlerle insan uygarlığı daha ileri taşınmıştır. Bu tragedyalar öncesinde var olan Judith'in öyküsü de muhtemeldir ki Antik Yunan yazarları tarafından biliniyordu. Mitolojiden ve destanlardan beslenen Antik Çağ yazarlarının günümüze kadar ulaşan kimi öykülerinde aşk ve intikam teması ağır basar ve Judith'in öyküsü de yine bu tema çerçevesindedir.
Alman yazar Christian Friedrich Hebbel'in kaleme aldığı Judith metnini 19. yüzyılda yazılan bir eser olarak okumaktayız fakat bunun da ötesinde binlerce yıllık bir öykü olduğunun bilinciyle de okumak gereklidir. Dünyadaki tüm kültür sanat camiasını derinden etkilemiş olan böylesine büyük bir öyküyü edebiyata gönül veren herkesin bilmesi ve okuması gerekir. Yalnızca edebiyat değil, dinler ve dünya tarihi için de büyük öneme sahip bir hikâyedir Judith.
Keyifli okumalar dilerim.
"Hebbel tam isabetle düşünüyor ve insanın umutsuzluğu ve çaresizliği içinde kendini kurtarmaya çalıştığı en ufak bir oyuna gelmiyor. İlk gençliğinden beri içinde taşıdığı bir güçle düşünmekle kalmıyor (eğitimine bakarsan tamamen tesadüf ve acınası), aynı zamanda başından beri içinde taşıdığı, basitliğe kadar giden mahiyette bir yöntem kullanıyor."
– Franz Kafka