24 bölüm ve 16.000 dizeden oluşan şanlı bir destanı bitirmenin rahatlığı var üzerimde şuan. Sırf Homeros 'un diline ve anlattıklarına yabancı kalmamak için çok fazla ön okuma yaptım. Başta Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü kitabı, ardından Hesiodos 'un Theogonia - İşler ve Günler kitabı ve son olarakta Antik Yunan kitabı ile sürekli eş zamanlı okudum bu eseri.
Kitap Azra Erhat 'ın tam 83 sayfalık önsözü ile başlıyor. Peki ne anlatıyor bu önsözde kısa kısa konu başlıklarına bakalım.
1)Homeros hakkında bilinenler ve bilinmeyenler.
2)Destanın arka perdesi, savaşın giriş, gelişme ve sonucu. (bu bölümlerde özellikle kitabın başı, ortası, sonu tamamen açık bir şekilde anlatılmış, hatta kitabın sonunu da yazmış. Ancak Azra hanım bu kadar açıklayıcı anlatmasaydı bazı noktalarda kafanızda soru işaretleri ile bitirebilirdiniz kitabı.
3)Tanrılar ve insanlar dünyası.
4)Homeros destanı nasıl anlatır?
5)İlyada çevirisi ve karşılanılan bazı zorluklar.
6)İlyada ve Odysseia destanlarını gerçekten Homeros'mu yazdı(?)
En sonuncu maddeye dikkatinizi çekerim çünkü Azra hanım da bu konuyu fazla irdelemiş. Hatta kimi tarihçiler destanın Homeros elinden çıkan orjinal hali ile 1333 dize olduğunu, geri kalan kısımları ise Atinalı yazıcılar düzyazıya geçirirken eklemelerde bulunarak günümüzde okunan halini aldığını savunmuşlar. Çünkü M.Ö 9. yüzyıldan bahsediyoruz. Matbaa yok, kalem, kağıt, mürekkep yok ve sadece papirüs kağıdına yüzlerce yazı yazılması inanılır gibi değil..
Kitabın tarih ve oluşum süreçlerini bir kenara koyarsak İlyada destanı bir kişinin elinden çıkamayacak kadar detaylı ve geniş çaplı yazılmış. O kadar gerçekçi savaş sahneleri gözümde canlandı ki sanki Hektor ve Agelaos'un yanında ben kargı sallıyordum. Diomedes, Aias, Achilleus, Herakles gibi yiğit adamların cesurca nasıl çarpıştıklarına şahit oldum. Homeros , sizi direk savaşın içine sokmuyor, önce savaşta yer alan krallıkları ve yardıma gelen küçük krallıkların sayısını, liderlerini ve haklarında kısa bir önbilgi veriyor ve hurra kargıların, ok yağmurlarının arasında buluyorsunuz kendinizi. En azından askerlerin Troyalı ya da Akhalı olduklarını oradan biliyorsunuz.
Tekrar dan söylüyorum, 2800 yıl önce yazılmış bir destan da bu kadar gerçekçi betimlemelerin olması akıl alır gibi değil...
"Bir an da atıldılar birbirlerinin üstüne,
biri vurdu yeleli tolganın tepeliğini,
vurdu tam sorgucunun altından,
öbürü düşmanını yürürken alnından vurdu,
vurdu burun kökünün üstünden,
alnında kemikler çatırdadı,
iki gözü yere düştü kan içinde,
ayağının dibinde bulandı toza toprağa." Sayfa 290
"Peneleos onu kaşının altından vurdu,
vurdu tam gözünün kökünden,
kargı girdi gözünün içine, çıkardı gözbebeğini,
sonra çıktı ensesinden,
adam yıkılıverdi iki eli havada." Sayfa 315
"Idomeneus amansız tuncuyla ağzından vurdu Erymas'ı,
kargı dümdüz geçti beyninin altından,
yardı ak kemiklerini, döküldü dişleri,
iki gözü doldu kanla,
açık ağzından, burnundan kan boşandı,
sardı çevresini kapkara ölüm bulutu." Sayfa 352
Bunun gibi betimlemeler dolu destan ve son olarak bir not daha yazmışım o da benzetmelerle savaş alanını çok daha rahat kafanızda canlandırmanızı sağlamış. O da şöyle;
"Dev Achilleus'u bekliyordu olduğu yerde.
Dağ başında bir yılan vardır hani,
deliğinde bekler gelen insanı,
zehirli otlarla beslenmiş, öfke sarmıştır içini,
çöreklenmiş deliğin önünde, bakar yalım yalım,
Hektor'da tıpkı onun gibi işte,
öylece bekler, gerilemez bir adım." Sayfa 476
Bunun gibi benzetmelerle süslemiş destanı. Bir yerde de Akhalı savaşçıların Troyalıları kovalamasını da aslanların su dibinde pusuya yatarak ceylanın suya eğilmesini bekler gibi beklemişlerdi saldırıya geçmek için gibi muhteşem benzetmelerle edebiyat şöleni sunmuş resmen Homeros bize.
Çok fazla isim geçtiğinden kitapta okuma sürecimde uzadı ve sindire sindire okudum, edebiyat şöleninin hazzına vardım resmen. Yukarıda da bahsettiğim gibi manzarasına doyum olmayacak engebeli ve tırmanması zor bir dağa tırmanmak gibi bu kitabın keyfine varmak. Ön okuma istiyor, kim kimdir, neden bu iki savaşçı birbirine düşman bunları bildiğiniz zaman okumaya başlarsanız kitap akıyor zaten, özellikle son 150 sayfa da Achilleus ve Hektor'un karşılıklı savaşması destanın zirvesiydi.
Ayrıca merak edenler olmuş destan Truva savaşını anlatıyor ancak ünlü Truva atı bölümü Odysseia kitabında geçiyor bu kitap da değil. Zaten İlyada sezon finali yapıyor ve hemen arkasından Odysseia devam ediyor hikayeye.
Bence her kitapseverin hayatında en az bir defa okuması gereken bir eser, sırf bir saatimi bu incelemeyi yazmaya harcadım.
Son olaraksa kitap da altını çizdiğim cümleleri alta yazarak bitiriyorum incelememi.
Kitapla kalın..
"Sen toza toprağa bulandığın zaman,
Göreceksin hiçbir işe yaramayacak
Yüzünün, saçının güzelliği." Sy 55
"...bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke." Sy 59
"Hiçbir insan kaçamaz kaderinden,
İster korkak olsun, ister yürekli." Sy 136
"Yürekten bir öğüt verirse sana biri,
En önce sen getirmelisin onu yerine,
Sonunda senin malın olacak o öğüt nasılnolsa." Sy 180
"İnsanlar insanları kırdı geçirdi." Sy 232
"Hey bahtı kara, ölüm aklına gelmiyor mu?
Oysa ölüm sana çok yakın." Sy 377
"Şu dünyada soluk alan, yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok." Sy 385
"Dili oynaktır insanoğlunun,
Söz tarlasında otlar durur,
Ne söylersen onu alırsın geri." Sy 441
Bitti mi bitmedi, bir de şiir paylaşıyorum son olarak bitirmeden incelememi;
youtu.be/Hr1wDUTMUZs