Gönderi

Estetik dursun ama biçimden uzak olsun, ne alâ...
3/10
·88 syf.··
2023 1. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2023 19:38
Yeni yılın ilk kitabı. Yaklaşık bir aydır tiyatro eserlerinden başka tür de kitap okumadığımı fark ederek Christopher Marlowe okumalarıma biraz ara verip araya bu kitabı sıkıştırdım. Metis yayınevinin çeviri kitapları çok hoşuma gittiği için yakından takip ettiğim bir yayınevi kuruluşuydu. Ancak son zamanlarda kitaplarına astronomik zamlar yapmalarından dolayı sanırım o yayınevinden aldığım bu son kitabı olacak. Yayınevinin çeviri kitapları ne kadar güzelse, adı sanı duyulmamış Türk yazarların kaleme aldığı kitaplar da o kadar kötü. Yazar Birgül Oğuz 1981 İstanbul doğumlu. Aslında yazarın çok başarılı bir kariyeri var. Hatta roman, tiyatro ve senaryo yazımında eğitimler de veriyormuş kendisi ve bir çok edebiyat dergisinde makaleleri yayınlanmış, bir çok da çeviri kitapları var. Yazarın Hah ve İstasyon isimli iki de öykü kitabı bulunuyor. Yazar Hah isimli kitabında kendine has, karmaşık bir üslup yaratmış. Ancak yazarın kalemini ben hiçbir yabancı yazara benzetemedim, biraz(?) bizim yazarlardan Mine Söğüt 'ü andırıyor. Öncelikle bu bir öykü kitabı değil, yazar birbirinden bağımsız egzotik kelimelerle cümleler kurmuş ve bu karmaşık söz öbeklerinden kelime oyunu yapmış. Lügatta dile hoş gelebilir ancak  kitabı ben ne okuyorum diye başlayıp, öyle de bitiriyorsunuz. "Ben serin, ben tenhayım. Akasya'nın ağırlığından damlayan cana suret, cana gölge, cana vahayım. Şuur ki cana acıdır, ben şuuru canıma tattırmadım. Ben tenha, dünyanın uzağıyım." Kitap şöyle güzel cümlelerle başladığından farklı bir kitap ile karşılaşacağımı anlamıştım ancak beş on sayfa sonra bu güzelliğini kaybetti ve şöyle; "Balığın gözünü gözüme değdirmem. Zira balık sabahın o saati taze ve sulu bakar, hiç ölünmemiş denli diri görür. Onunla göz göze gelmek gırtlağımdan kasığıma yarık açmaktır, kanlı organlı leğene tane tane damlamaktır." anlamsız, sadece dili güzel göstermek için anlamdan kısma girişimi dediğimiz lügat parçalamaya dönünce anlatım, hali ile iyice sıkılmaya başladım okurken. Kitap bir de 2014 yılında Avrupa Birliği Edebiyat ödülünü almış. Ben de kapağın ön yüzünde yer alan bu cafcaflı ödüle aldanarak 90 sayfalık kitaba 46 tl gibi bir fiyat ödedim... Ya yazarla ben anlaşamadım, ya da insanlar böyle marjinal kitaplar okumayı çok seviyor. Hatta kitap o kadar marjinaldi ki kitabı tanıtmak adına kitap içerisinden bir bölüm paylaşmak istiyorum; "Bab'aa! Bab'aa! Metinamca'nın gözü dan! pörtledi o an, ben, kalabalık girdaplandı, gördüm, memo oracıkta kakılmış kalmış oy oy çölde bir frenkinciri oy gıdısı şişip sönen pankartlı bir kurbağa ku vak vak vak nerrdee! metİİN! çocuuk! bağırıyordu baba ama arkamızdan ittiriyordu dıgıdık kalabalık babayla beni içine sokağın ve çokça içine. metinamca oyy! çoktan dönmüştü geri labada labada yarıyordu kalabalığı, atıyordu kulaç üstüne kulaç diklenerekten akıntıya hoplataraktan göbeğini; me’MOO! me’MOO!" Sy 46 Ne bu şimdi? Edebiyat böyle bi'şey mi? Bunu yazanın gelmişini geçmişini...   Bakın, ben de kendi üslubumu yaratarak kitaba uygun bir şiir yazdım. Ben de kitap yayımlatacak bir yazar mı oldum şimdi? Velhasıl kelam değerli vaktinizi boşa harcamayın diye ben kendimi feda ederek bu kitabı okudum. He, belki de okur ve başucu kitabınız bile yapabilirsiniz. Çünkü modernizm adı altında edebi dile bir misilleme şeklinde yeni bir akım çıktı. İnsanlar ne anlattığına değil de nasıl anlattığına bakıyor artık. Estetik dursun ama biçimden uzak olsun, ne alâ...
HahBirgül Oğuz · Metis Yayıncılık · 2012448 okunma
·
479 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Keşke İstasyon'u okusaydınız. O da aksine bir o kadar güzel bir kitap. 😊
Harun Gülle
Gönderi Sahibi
Çok pahalı olmasa onu da okurdum da, malum, zamlar...