YouTube kitap kanalımda Semerkant kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: ytbe.one/yf0me602lnY
Daha önceden hiç denemediğim şekilde bir inceleme yazmak istedim. Bu kitap ve yazarı hakkında hissettiklerimi grafik şeklinde anlatmaktan başka çarem yok, size bu kitabı ve yazarın 3 kitap sonunda bana hissettirdiklerini anca böyle anlatabilirim.
Hayatımda ilk kez parabol bir yazar okuyorum. Amin Maalouf tam bir parabol yazar bence, kitaplarının edebi kalitesi zamanla bir parabol gibi yüksekten aşağıya düşüyor ve kitapları özelinde de bu edebi haz bölümler arasında yavaş yavaş düşüşe geçiyor.
Bu durumu şu grafikle yansıtmak istedim:
i.ibb.co/WPbJhDN/amin1.jpg
Görüldüğü gibi, edebi haz anlamında 1986 yılında çıkan Afrikalı Leo kitabıyla birlikte 1988 yılındaki Semerkant ile düşüşe geçen ve 1996 yılındaki Doğu'nun Limanları kitabında bana tam olarak edebiyat felaketi yaşatan parabolü, bundan başka anlatabilecek şansım yoktu çünkü.
Diğer bir grafiğimiz de Amin Maalouf'un bu kitabı, yani Semerkant üzerine:
i.ibb.co/yWHRJBT/amin2.jpg
Amin Maalouf'ta bir sorun var, adam gerçekten çok şey biliyor ve iyi bir okur olduğunu düşünüyorum. Tarafsız tarih anlatıcılığı, farklı toplumların doğrularından bakabilme özelliği ve Doğu'nun eksiklerinin neler olduğunu gerçekten isabetli konu seçimleriyle anlatmayı bilen bir adam. Ama konu edebiyata ve okuruna verdiği hazza gelince, orada durmak gerek.
Semerkant kitabının yarısından öncesini başka bir yazar, yarısından sonrasını ise başka bir yazar yazmış gibi sanki. Bir yazar kendi kitabı içerisinde nasıl bu kadar farklılaşabiliyor anlayabilmiş değilim. 173. sayfadan önce Ömer Hayyam, Rubaileri, Hasan Sabbah ve Alamut Kalesi şeklinde harika bir tarihsel gerçekçi anlatımla karşılaşırken 173. sayfadan sonra inanılmaz sıkıcı bir edebi kurmacayla karşımızda Benjamin'i ve onun İran anılarını, Amerikan himayesini falan buluyoruz. Böyle olunca insanın aklına, Maalouf için yaptığım edebiyat parabolleri gibi parası zaman geçtikçe bol olmaya doğru giden bir yazarın Doğu'nun Limanları kitabında nasıl kötü psikolojik çözümlemeler ve savaş mekanları tasviri yaptığını görüyorum.
Tekrar Semerkant'taki parabole geri dönecek olursak, aynı Stefan Zweig'ın Gömülü Şamdan kitabında Menora'yı arayan din adamları gibi burada da Hayyam'ın yazmasının arandığı bir kurgu karşılıyor bizi. Onlarca hatta yüzlerce sayfa Hayyam'ın yazmasını bulabilmek için uğraşan Benjamin, yazmayı bulduğunda dünyanın en mutlu insanı olacağını belirtmesine rağmen hiç de öyle davranmıyor. Hatta o kadar sayfa amacına doğru tutkuyla giden adam yazmayla olan zaman geçirmesini sadece 2-3 paragrafla anlatıyor. Amin Maalouf'un eksiği de zaten burada. Adamın gerçekten tarih konusunda çok bilgisi var ve dediğim gibi iyi bir okur. Fakat insanların duygularını yansıtmakta ve kurgu arasında geçişler yapmakta gerçekten çok başarısız bence.
İlk bölümüne 10 puan verip yarısından sonraki ikinci bölümüne 2 puan verdiğim bu kitap, Maalouf konusunda düşüncelerimin biraz biraz oturmasını da sağladı. Sanırım yazarlar gelirleri arttıkça daha ticari kaygıya hitap eden kitaplar yazmaya başlıyorlar. Misal olarak Afrikalı Leo kitabıyla Doğunun Limanları kitabı arasında fersah fersah fark var. Semerkant kitabı da arada derede kalmış, Hayyam ve Sabbah'ın gözünden tarih anlatıcılığıyla bu durumu biraz kurtaran bir kitap.
Aslında bu parabol yazarlık pek çok kişide var gibi. Misal olarak Zülfü Livaneli'nin erken dönem kitaplarından Son Ada, Serenad gibi kitaplar nispeten iyiyken, Kardeşimin Hikayesi kitabında kurmacada göze çarpan eksiklikler ve Livaneli'nin retorik kaygısı, yerini Huzursuzluk kitabındaki inanılmaz edebi boşluklara ve ticari kaygıya bırakıyor. Elif Şafak'ın erken dönem eserleriyle Havva'nın Üç Kızı arasındaki fark gibi belki.
Her yazardan Dostoyevski olmasını bekleyip Karamazov Kardeşler'e kadar doğru orantılı olarak edebi hazzı yükselen bir edebiyat parabolü çizmesini beklemiyorum. Fakat bu kitabın 2. bölümü hiç yazılmasaydı vereceğim puanın 10 olmasını görmeyi ve 2. bölümdeki inanılmaz karışıklığı, 1. bölüm ile olan alakasızlıkları, tarihsel gerçekçilikten uzaklaşıp bütün ülkelerin kötü oluşu fakat sadece Amerika'nın iyi oluşu gibi konuları da görmemeyi arzulardım.
Yazdıklarınızı grafiklerinizi dikkatle okuyup inceledim ve her cümlenizin altına imzamı atarım gerçekten bir yazardan aldığım o edebi tadı sonra yazdığı diğer kitaplarından alamadığımda yaşadığım hayal kırıklığının tarifi yok 😞
Tespitiniz çok güzel özellikle semerkand için tarafsızlık içinse tarafsız değil olmaya çalışmış diye bilirim. Kitaplarının çoğunda bu durum söz konusu etkileyici bir sohbeti basit cümlelerle tamamlamak gibi.
Harika yorum. Sayfanızı keşfettiğim için çok mutluyum tavsiyeleriniz çok isabetli. Kafamdaki profilde bir kitap okuyucusuyla tanışmanın mutluluğunu yaşıyorum. Emeğinize sağlık 👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻