"Joyce kimi zaman hümanizm ve boş inançların tuhaf karışımıyla, anlaşılması güç skolasti- sizmiyle ve Rabelais’ ye özgü taşkınlığıyla daha çok Ortaçağ dan güçlükle çıkmış bir adamı andırır."
Ulysses kitabının harika bir analizini yapmış yazar John Gross . Önce bu kitabı okuyup sonra Ulysses'i okumak kitabı daha anlaşılır kılacaktır.
Richard Ellmann 'ın Joyce hakkında yazdığı uzun biyografi kitabının aksine bu kitapda Joyce'un hayatını değiştiren olayları ve yazmış olduğu kitaplar hakkında kısa kısa bilgiler vermiş yazar.
Bu kitapda Joyce hakkında ne tür bilgiler bulabilirsiniz, kısa bir özet geçmek gerekirse;
Joyce müziğe olan ilgisini ve şarki söylemede ki yeteneğini yazmış olduğu şiirleri şarkılaştırmada da kullanmıştır.
1905 yılında yazmış olduğu kısa hikayeleri, Dublinliler adıyla toparlayarak bir yayıncıya verir ancak yayıncı bu hikayeleri çok sıradan bulur ve yayımlamaz. Joyce ise eserinin anlaşılmadığını savunur ve ülkesi İrlanda'yı terk eder. Bunda kız arkadaşı Nora'yı tanıdığını söyleyen bir adamın kız arkadaşı hakkında kötü ithamlarda bulunması da yer alır.
Joyce sırayla önce İngiltere'ye, sonra Zürih'e ve oradan da Amerika'ya taşınır. Dublinliler'i 1914 senesinde bastırmayı başarmıştır ve ardından yazmış olduğu eseri Stephen Hero'nun öyküsü ( Sanatçının Gençlik Portresi ) kendisine Amerika'da seçkin bir okur kitlesi kazandırır.
1930'lu yıllar Joyce'un sağlığını olumsuz etkilemişti. Göz problemleri iyice artmış ve ameliyat olmak zorunda kalmıştı. Kızı Lucia 1932 yılında ağır bir bunalım geçirmiş ve 1936 yılında akıl hastanesine kapatılmak zorunda kalmış.
Joyce arkadaşlarına sürekli bilmece soran birisiymiş, hatta kitabın tamamı bilmece gibi olan eseri Finnegan Uyanması'nı iki tane kadın hayranına gönderiyor ve almış olduğu güzel geri dönüşlerden sonra kitabı hemen bir yayıncıya verip bastırıyor. Ancak ne yazık ki kitap beklenen ilgiyi görmüyor çünkü okuyan herkes eserin karmaşıklığı ve anlamsızlığından şikayet etmiş. Bu duruma çok üzülen Joyce ise yayınevinin tüm ısrarlarına rağmen eseri üzerinde bir değişiklik yapmak istemiyor ve kendisini sadece gerçek okurların anlayabileceğini savunuyor.
Kitabın ikinci yarısını Ulysses kitabının analizine ayırmış yazar, anlaşılması güç bilmece gibi olayları bir mantığa oturtup örneklerle akıcı bir şekilde açıklaması çok iyiydi.
Henrik Ibsen ’in Norveç için gerçekleştirdiklerini meslek yaşamının başında kendine örnek alan Joyce, görevinin, İrlanda yazınını Avrupalılaştırmak, İrlanda’ yı kocaman dış dünyadan daha çok haberdar etmek olduğuna inanıyordu.
Joyce eserlerini okumadan önce bu değerli biyografik esere mutlak göz atın derim.