Engin Geçtan, yazar, akademisyen ve psikiyatri hekimi. Araştırmalarını genel psikoloji, dinamik psikiyatri, çocuk psikolojisi ve nöroloji alanlarında yapmıştır. Kitaplarında genelde varoluşçu psikiyatri ve psikanalitik teoriye yer vermiştir. Yani Abraham Maslow, Rollo May, Erich Fromm, Sigmund Freud onun eserlerinde düşüncelerine yer verdiği ve benimsediği yolun önemli adamları olmuştur. Sadece psikiyatri kitapları değil, romanları, denemeleri de vardır ama onlar çok fazla tutmamıştır. Aslına bakarsanız İnsan Olmak, Hayat kitapları hariç çok fazla satabilen başka eserleri de yoktur.
İnsanı hayatı yaşayan ve seyredenler olarak ikiye ayırır. Kesinlikle doğru bir ayrım. Bir kısmı eleştirip, ne kendine, ne topluma bir fayda sağlamayarak ilerlerken, diğerleri herkese bir şeyler katabilme, andan zevk alma, çevresini renklendirme, kendini geliştirme derdinde olup, pozitiflik kata kata ilerlemeye devam ediyorlar. Sizce de mükemmel bir ayrım değil mi?
Çocukluk döneminin önemi ve sevginin bir bireye en çok bu dönemde verilmesi gerektiği ile ilgili önemli bir bilgi veriyor. Bunu herkes biliyor tabii ama herkes uyguluyor mu, tartışılır. Yapılan araştırmalar bence çok net ve tartışılmaz seviyede. Aileden bir şey göremeyen kişiler, topluma ve evlendiğinde kendi kuracağı ailesine hiçbir şey veremiyorlar. Seri Katiller 1, Seri Katiller 2 isimli önemli seri katillerin içinde yer aldığı kitapları okumuştum, iki önemli ortak nokta vardı : Birisi cinsellikle ve cinsel yönelimlerle alakalı olumsuzluklar idi, ikincisi ise ailelerin hepsinin bir şekilde kötü yetiştirmesi mevzusu. Dediğim gibi bu mevzu şaşmaz. Aileden gelir sevgi. Çünkü insan aynadır, görmediğini yansıtamaz. Bakın bu söz bana ait, güzel bir alıntı olurdu :)) Çocuklara ne fazla, ne az vermek gerekir diyor ki bence bu da doğru.
Başka bir anlattığı kitapta mevzuda hayata bir şekilde adım atın mevzusu idi. Şimdi biliyorsunuz anlatmaya da gerek yok. Söylenme, dert üretme, hatta dert edinme de denilebilir, bol bol düşünerek negatifliği çağıracağınıza, hayata bir şekilde karışın, olumsuzluğu söyleyince de zaten hayat bir şekilde ilerliyor ama neden olumlu ilerlemesin. Elinizden tek gelen şey çünkü bence bir şeyleri değiştirmek değil, her şey olacağı varsa oluyor ama bunu dert edinmek yerine, bu da hayatın bir getirisi, parçası, iyi ya da kötü diyebilmek bence doğrusu diyor ki bana kalırsa da doğru.
Geçtan, sadece kişiyi değil, toplumu da araştırmıştır. Hatta Türkiye nin özelinde de bunu irdelemiştir. Analizlerini bildirmiştir.
8 tane psikiyatri alanında kitap yazmıştır. Bunlardan 3.südür #k:6654. 1982 yılında yazmıştır.
Şimdi önce bir şeyi ayırt etmek lazım. Ben kişisel gelişim kitabı okumuyorum da önermiyorum da. Bu kitap bir kişisel gelişim kitabı değil. Psikiyatri alanında bir doktorun kendi tecrübeleri, öğrendikleri vs. Ne derseniz deyin. Ama kişisel gelişim demek bana kalırsa olmaz. Psikoloji kitabı demek yerinde olacaktır mesela. 3 youtube de enerji, sinerji videosu çeken konuyla hiçbir alakası olmayan kişileri biliyorsunuz, 1.senenin sonunda size arkadaşlar şunu bunu öğreteceğim diyerek kitap çıkarıyor. O nedenle Columbia üniversitelerinde okuyan adamla onu mukayese etmeyiniz.
Kitabın dili bu arada akademik değil, Engin Geçtan herkese hitap eden bir dil kullanıyor. Onu da güzel düşünmüş, dil basit ama anlattıkları önemli ve özel şeyler. Bilirsiniz bu tarz kitapları okuyan kişi kitap bitince şunu der : "Bakın arkadaşlar bu kitap bana bir şey kattı mı, size ondan bahsedeceğim." Çünkü herkes bilinmeyeni görmeyi, kitap bitince aydınlanmayı bekler ama belki de bilinmeyen kalmamıştır. Bence önemli olan faydalı ve doğruyu söyleme. Ki onu da fazlası ile yapmış. Bazı psikoloji yazarları farklı olayım diye saçmalıyor, bence bu da büyük risk. Gerek de yok.
Diğer bir etkende çevre etkeni. Çevre güven duygusunun oluşmasının anahtarıdır diyor Geçtan. Yani sürekli olumsuz şekilde eleştirilen, aşağı görülen kişi de güven duygusu oluşmaz diyor.
En sevdiğim kısımda bir kişi seni terk ederse ya da sevgisini esirgerse ona bilinçaltında kin duyarsınız, intikam almak o kişiden istersiniz, o kişiden bunu alamazsanız da bu sefer bu alamadıklarınızı başkalarından çıkarmaya çalışırsınız, hatta yok etmeye, topluma, çevreye olumsuz geri dönüşünüz olur ve intihar eğilimi yavaş yavaş baş gösterir bölümü idi. Bayıldım. Bayıldım. Ne desem az. Başka bir kitapta mesela bunu da görmemiştim. Süper bir analiz idi.
Erkeklik kavramını da iyi bir şekilde açmıştır. Karı koca ilişkileri, cinsellikle ilgili de yine analizleri var. Bu kısmı özellikle okumanızı öneririm.
Kaygıyı, mazoşistlik ve sadistlik kavramlarının eşlik ettiği bir kavram gibi görüyor ve fazla baskılamakta iyi değil, bu da daha büyük bir hastalık yapar diyor. Anksiyete hastaları için reçete sanki.
En sonda yer alan epilog bölümünde ise Engin Geçtan kuramsal bakış açısına ve kuramsal bakış açısını etkileyen psikoloji alanının önde gelen isimlerine değinmiştir.
Kitaba puanım 9.
Birkaç yerde kişisel gelişim kitabı olarak lanse edilmişti o nedenle bu kitabı merak etmeme rağmen almayı düşünmemiştim. Emeğinize yüreğinize sağlık. Çok güzel bir inceleme olmuş. Alıp okuyacağım.