Gönderi

Hep uykusuzluktan
8/10
·192 syf.··
2023 106. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2023 23:54
Emil Michel Cioran, filozof, aforist ve denemecidir. Aslen Rumen dir ama Fransa da yaşamış ve Fransızca ya da hakimdir. Eserlerini hem Rumence, hem Fransızca yazmıştır. Kötümser bir yazar olarak onu yorumlamak doğru olacaktır. Aforizmalarında da, felsefi tarzında da bunu görmek mümkündür. Acı, çürüme ve nihilizm kitaplarında bol bol yer alır, bunu Çürümenin Kitabı nda da gördük zaten. Yani kısaca o bilgi, ahlak ve anlamı reddedenlerdendir. Almanca diline de çok hakim olan Cioran, Friedrich Nietzsche, Honore de Balzac, Arthur Schopenhauer, Fyodor Dostoyevski nin birçok kitaplarını gerek çeviri, gerek ana dilinde okuyarak küçük yaşlarda ünlü düşünürlerle ve yazarlarla haşır neşir olmuştur. Cioran, agnostiktir ve çok erken yaşlardan itibaren uykusuzluk sorunu yaşayan biridir. Hiçbir yerde bahsetmediği ve hayatını paylaştığı Simone Boué onun bu hastalığında aynı zamanda kader arkadaşıdır. Yani iki sevgili uykusuzluk hastalarıdır. Mezarları iç içedir. Cioran ın ölümü Alzheimer hastalığından olmuştur. Hayatının eğitimsel olarak ilk bölümlerinden olan Berlin döneminde Adolf Hitler hayranı olduğunu birçok kez dile getirmiştir. Aynı şekilde İtalyan faşizmi ile ilgili de olumlu düşünceleri vardır. Hayatının ileriki dönemlerinde ama bu düşüncesinden vazgeçmiş ve en büyük pişmanlığım buydu diyerek o dönemden bahsetmiştir. Beğenmeye başladığı diğer düşünceler totalitarizm, milliyetçilik gibi düşünceler sayılabilir. Ama yine yukarıda da bahsettiğim gibi milliyetçilik düşüncesinden de sonraki dönemlerde vazgeçmiş ve yine pişmanlığım olarak bu geçmiş döneminden bahsetmeye başlamıştır. Çürümenin Kitabı ile ilgili ilk söylenmesi gereken kesinlikle acı, karamsar, kötümser bakış açısının verdiği ıstırap demek mümkündür. 1949 da yazılmıştır. Varoluşçuluk mevzusunu artık hepimiz öğrendik. İşte bu kitap varoluşçuluğun biraz daha ilgisiz ya da eylemsiz tarafını bizlere anlatıyor. Varoluşçuluk sancısı kavramını Cioran bence dolu dolu tatmış ve hayat, yaşama gayesi vs gibi konuları sorgulamış, irdelemiş ve dert edinmiştir. Aklıma yakın zamanda dolu dolu ruhen hissettiğimiz Kahramanmaraş depremi geliyor artık bu tarz mevzularda örnek olarak. Adamın teki eline son model telefonunu almış, ne annesi ölmüş, ne babası ağlamış, ne evi yıkılmış, ne de malından, mülkünden olmamış, yaa Emre Bey sen ne biçim adamsın, o kadar takipçin var, yazılarını, iletilerini okuyan o kadar adam var, sen neden hiçbir şey yapmıyorsun, tabii senin tuzun kuru, vicdansız adam, kalpsiz insan vs gibi dolu yorum almıştım, hem yorumlardan, hem de özelden mesajlardan. Ya ben şunları yaptım, bunları ettim, şunu yolladım, şöyle paylaşımları tekrar paylaştım, şu bu dememe gerek mi var diye düşünmüştüm ilkin. Kendimi neden ispat etme çabası içindeyim, anlayamadım diye durumu sorgulamıştım. Şimdi siz diyeceksiniz ki, varoluşçuluktan bu konu buraya nasıl geldi? Hahh işte günümüzün varoluşsal sorunu da bu. Ondan geldi konu buraya. Kendi adımını atmadan bir adım ileri günümüz insanı, dur bakalım başkası ne yapıyor acabaya bakıyor. Sorunumuz bu. Oturduğu yerde millet devlet kurtarıyor, milliyetçilik artık klavyede. Bu değildir sorgulama, bu değildir dert edinme. Herkes kendi evinin önünü süpürsün mevzusu bence doğrusu. Diğer konu da şu; sorgulamak bence şart arkadaşlar. Hem de çok şart. Neden biliyor musunuz? Sorgulamazsak, okumazsak içimizdeki cini çıkaracağız diye gider cinci hocaya, önce kendimizle o sapık hocaya cinselliği yaşattırır, sonra da üstüne 20 bin tl para veririz. Ya da bugünü bırakıp 100 sene önce şöyle oldu der, şuradan şuraya ilerleyemeyiz. Eskiden cahillik bir de bu kadar tehlikeli olmamıştı. Çünkü bilen yani bildiğini sanan hatta bilmiyorum diyemeyen sayısı o dönem bu kadar fazla değildi. Şimdi teknoloji ile birlikte bu modellerde türedi. Cahillik bu kadar her şeye ulaşmanın mümkün olduğu günümüzde bu kadar çok olmamalı. Bu bana daha da çok koyuyor. İstediğimiz a dan z ye kitaba ulaşabiliyoruz. Eskiden bilgiye ulaşmak için alimler Kudüs e, Kahire ye yürüyerek, atlarla vs gidermiş. Bazı şeyleri dert edinmeliyiz. Kendimizi geliştirmeyi kovalamalıyız. Bu sorgu bizi entel mi yapar, yoksa haylazlık katsayımızı mı arttırır tabii orası zamana kalmış. Kitapta, intihar sorgusu içimi bir tık burktu. Aciz bir yaşamın tesellisi olarak nitelendiriyor yazarımız. Hatta intihardan, kendini öldürme özgürlüğü olarak bahseden Ciroran, bunun duygusu bile özgürlük ve gurur duygusu verir diyor. Dinin intiharı desteklememesini de yine bu bakış açısında arıyor Cioran. Kontol sizde olduğundan bunu din kabul etmez, din her konuda kendinde iplerin olmasını ister diyor, itaate aykırıdır diyor ve bu konuda Cioran ile anlaşamıyoruz, çünkü her konuda aslında ip kendi elimizde. Yukarıdaki durumda olduğu gibi aslında Cioran ın kafası her konuda bilinenin aksine çalışıyor. İşte o nedenle kendisi bir nihilist. Benlik sorgusu özellikle hayatının merkezi olmuş durumda ve ben uykusuzluğun onda psikolojik olarak sorunlar oluşturduğunu, bu karamsar, kötümser, acıya meyilli, karanlık adamın altyapısında uykusuzluğun tetikleyici unsur olduğunu düşünüyorum. Psikolog vs değilim ama kafa yapısını normal görmüyorum olay bu. Yalnız kişi insanlar arasında terk edilen değil, insanlar arasında acı çekendir tarzı bir cümle vardı. Buna bayıldım. Bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Kendine tapmayan insan yoktur, sabit tek gerçek bir kişi için doğru benlik duygusudur, o nedenle fikir suçundan ölenler kişinin kendi fikri olduğu rahat hareket eder tarzı bir bölüm vardı. Bu kısım fazla zorlama geldi bana. Siyasetçileri ötekilerden bahsederken sahtekar, sanatçıları da samimi olarak tanımlamıştır ki görüldüğü üzere doğruluk payı yüksek. Kitaptan özellikle dini görüş hayatının çok ön planında olan kişiler ciddi anlamda rahatsız olacaklardır. Dini konuda çok katı. Tanrı sorguları rahatsız edici ve inananların hepsinin inanmayanlara karşı öldürmeye hevesli olduğu ile ilgili düşüncesi var. Bu kafada olan tabii dindarım diye geçinen bir kesim var ama bunları biz aşırıcı ya da kafastasçı olarak nitelendiriyoruz. Hepsi gibi bahsetmesi saçma olmuş. Bu kafa yapısı tehlikeli geldi bana. Dini, Cioran bulaşıcı bir hastalık olarak görür. Yani sadece varoluş değil, inanç sorgusu da var kitapta. Cioran da net bir şekilde kontrolsüz güç gördüm. Yani söylemesi gerekenleri en üst ve en rahatsız edici şekilde söylüyor, bu da okuyanı rahatsız ediyor. Yani üst perdeci. Diğer varoluşçu yazarlardan bu anlamda çok farklı. Ayrıca kitap ağır. Öyle herkesin okuyabileceği tipte kitaplardan değil. Cümlelerin çoğunu tekrar tekrar okudum anlamak için. Ağırdı yani anlayacağınız. Ayrıca 10 cümlenin 4 üne katılamadım, yok artık daha da neler falan dedim hatta bazı yerlerde. Ama süper alıntılarda var ve ince bir kitap. Sabrederek, dikkat kesilerek, sessiz bir ortamda okuyunuz, öyle hemen bırakmayınız efendim. Okuma niyetiniz varsa ama tabii. Kitaba puanım 8.
Edebiyat
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
··
1 +1'leme
·
20,1bin Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ya sen bu kitabı nasıl 16 günde okursun 😁😁
Emre Bulut
Gönderi Sahibi
İşaretlemeler öyle oldu. 16 gün değil. Erken işaretliyorum. Başlamadan.
Emree neden kitabin kendine puanlama yapmiyorsun,incelemenin sonunda yaziyorsun akillim?
Emre Bulut
Gönderi Sahibi
Selam. Kitap elimde okunacaklarımın arasında. Çok uzun ve emek verilmiş bir inceleme. Teşekkürler. Ağır bir kitap olduğunu biliyorum, siz de belirtmişsiniz ancak sonunda “kısa, basit” yazmışsınız. Bunlar örtüşmüyor. Dikkatimi çekti. Belirtmek istedim. 😊
Emre Bulut
Gönderi Sahibi
Aynen sildim, niye yazdım onu hatırlamıyorum 😂🙏🏾 Teşekkürler. Kısa ama basit değil.
Tam pes edip bırakacaktım ki geri dönüyorum okumaya. Okuması gerçekten çok zor, yazdığınız güzel incelemeden sonra bir şansı daha hak ediyor gibi..
Emre Bulut
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler değerli yorumunuz için😇🙏🏾
Ellerine sağlık abi 👏👏
Emre Bulut
Gönderi Sahibi
Teşekkürler Ceyda 😇🙏🏾