Masumiyet Müzesi - O. PAMUK /Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.
9/10
·592 syf.··
2024 53. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2024 08:29
Haydi bir ilk yapalım ve sanal bir müze gezisi ile başlayalım incelememize! Sizi yormadan bağlantıyı da buraya bırakayım: artsandculture.google.com/story/KAVxIqBek... Masumiyet Müzesi, 20. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'un panoraması... Aşk nedir? Yeni Hayat isimli kitabında "Aşk teslim olmaktır," der Orhan Pamuk, Nermin Yıldırım daha farklı bakar olaya, "Bilim insanları, aşkın bir çeşit hastalık olduğunu söylüyor; obsesif kompülsif bozukluk." Ve Ahmet Ümit, "Aşk, ümit etmekten başka nedir ki?" Sayısız tanımı yapılabilir aşkın, herkes için farklı anlam ifade ediyor. Peki ya size neyi çağrıştırıyor bu üç harf? "Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz," der Heraklitos 1ve Ebru Gündeş'in sesinden hatırladığım bir şarkı "Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?" Romanımızın başkahramanları Kemal ve Füsun... Biri bir başkasıyla evlilik yolundayken tutuluyor aşka diğeri hayatının henüz baharında, on sekiz yaşında... Sahi, aşk dedim değil mi? Bana karşı gelenler olacak eminim, "Bu aşk değil saplantı, tensel haz, bağımlılık..." hazırlıklıyım tüm bunlara. Başta ben de sizler gibi düşündüm, ta ki Kemal yıllarca sevdiği kadını yalnızca görebilmek için, onu bir başkasıyla görme pahasına Füsunlara misafir olana dek... Onun dokunduğu eşyalara bağlanana, kokusunun geçtiği yerlere tutunana dek... Mutlu sonlara inanır mısınız? Bir söz vardır, "Madem olmayacaktı, neden olur gibi oldu?" Bozulan hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, hiçbir yolda aynı duyguyla yürümüyor... youtu.be/vxJew8wOH38?si=... "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Hangi an geliyor aklınıza? Yaşarken bilinmiyor değil mi? Kaybedince anlıyoruz insanın, zamanın, eşyanın değerini. "... bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım." Sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Hep bir eksiklik, ya başkalaşım ya ölüm... "Her güne ertesi günün daha iyi olacağını, onu birazcık olsun unutmuş olacağımı umarak başlıyor ama ertesi gün karnımdaki ağrının hiç değişmediğini, acının sürekli yanan kuvvetli bir kara lamba gibi içimi karartmaya devam ettiğini hissediyordum." (s. 175) Bir aşkın ekseninde, 1970'lerin İstanbul'u, darbeler, sokağa çıkma yasakları, orta ve üst sınıfın yaşam biçimi, toplumun konu ve olaylara bakışı; bekaret, sosyal çatışmalar, bireyin kalabalıklar içinde yalnızlığı, iç çatışmalar, kayboluş, arayış, yitirme... Ne kadar Batıya dönülse de hep bir "el alem" düşüncesi. Eserini yazarken toplumu iyi bir süzgeçten geçirmiş Orhan Pamuk. Her ne kadar kendi hayatımdan yola çıkmadım dese de her kahraman kendi kokuyor biraz. Yalnız Kemal mi? Resim yapıyor mesela Füsun, Orhan Pamuk çocukluğundan beri ressam olmak istiyor... Ve Kemal'in iç dünyası, imkanı yok Orhan Pamuk ile bütünleşmemiş olmasının... "Yalnızca aptallar mutlu olur," diyor eserin bir yerinde. Ve eserin son cümlesi, "Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım." Yitiriyoruz yavaş yavaş akıl ve ruh sağlığımızı. Mutluluğun sırrı bu belki de... Daha ne çok sırra açılan bir kapı Masumiyet Müzesi. Sakın ola eser tuttu, yazar sonra müze fikrine girdi diye düşünmeyin, uzun süren yılların emeği bir çalışma... Müzenin alt yapısı 1999 yılında oluşmaya başlıyor ve kitap 2008'de basılıyor. Toplum olarak ön yargılarımız olsa da çığır açan bir yazar Orhan Pamuk. Ve birçok eserini okumuş olsam da en çok burada takılı kalacağım sanırım. Keskinlerin evinde, aklımda İntizar: youtu.be/2XYTJTfgVV8?si=... Farklı diyarlara gittim okurken, Yeri geldi bir Sadri Alışık filminde buldum kendimi, Yeri geldi İstanbul sokaklarında. Simit attım martılara Füsun'u düşünürken, Beklenen gelmiyordu beklendiği sürece ve gelişi ile gidişi bir oluyordu, hayat masal değildi, mutlu sonla bitmiyordu. En çok iyiler cezalandırılıyordu. Sibel'e üzüldüm, bu hikayenin en masumu bana kalırsa oydu. Ve bir psikiyatr olsam uzun uzun masaya yatırırdım Kemal'i. Yanlışıyla doğrusuyla tanımaya değer bir adam. Kayıp değerler koleksiyoncusu. Ölmeden yapılacaklar listeme bir şey daha eklendi. Masumiyet Müzesi'ni gezmek. Bilet mi? Kitabın içinde gizli! Tek kullanımlık. Hayattaki her şey gibi!
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 200860,4bin okunma
·
4.698 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı kıymetli öğretmenim sanırım bu 1k dan gitmek istemeyişim mikail öğretmenimi seviyorum, hiç bir şey yapmadan burada senden incelemeler okusam yetiyor; ya öğretmenim bu kadar mı orjinal bu kadar mı değerli bir yazı… müzeyi de gezdim, şarkıları da dinledim … tek kelime ile muhteşemsin … ama aramızda kalsın bişey diyeceğim;” her yazar kitabının kahramanının birazda olsa içinde saklıdır, her inceleme de içinde bir tutam mikail öğretmenim saklıdır dedirtti bana…” kalemine kelamına ve dahi yüreğine yorgunluk düşmesin, düşen yorgunluklar hafiflesin, gülümsetsin…🖋️ biR’ münZ’evî üstâd…
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Yüzümde gülümseme oldunuz. Teşekkür ederim.
Kitaplıkta sırasını bekleyen, gözümü korkutanlardan. Önceliklendireceğim sanırım. 🤓
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Biraz yorsa da okumaya değer 😊
Öncelikle inceleme için teşekkürler. Kitabı okumamış adete yaşamışsınız. Bence aşk acı demektir kısaca. Aşıklar acı çeker kavuşamaz. Kavuşmak olursa o aşk olmaz zaten, aşklar hep yarım kalır. Kitabı okumadım konusu aşk olan kitapları okuyamıyorum üzecekler beni biliyorum hep o yüzden uzak duruyorum. Yinede belki birgün okurum kimbilir..
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Pişman olmazsınız diye düşünüyorum. Yalnız aşk denemez, çok boyutlu bir eser.
İncelemenizi okurken neden bilmiyorum ama yaralayan bir his geldi.. dilimden şu sözler geçti; Olmamasına razıyım, oluyormuş gibi olmasın yeter. Emeğinize sağlık 🦋
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
En zoru da o duygu... Teşekkür ediyorum.
Eseri okurken yaşadığım duyguları tekrar yaşatan, eseri daha da görkemleştiren muhteşem bir inceleme olmuş. Emeğinize sağlık olsun. Benim de en çok üzüldüğüm kişi Füsun oldu. Geri planda hayallerini gerçekleştiremeyen biriydi. Duygularını, iç dünyasını hiç öğrenemedik. Aşkı uğruna kendini silen biri olarak kaldı aklımda. İnsanı zamanın içinde dolaştıran ve yaşatan muhteşem bir eser. Daha ne olsun, müzeleşmiş bir eser. Şanslı okurlarız böylesine farklı, yaratıcı , yüksünmeden büyük emekler vererek yazan, okuruna saygılı bir yazarımız olduğu için.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Katkınız için teşekkür ediyorum. Benim en az üzüldüğüm Füsun oldu. İlişkisi olan biriyle birlikte oldu, onu basamak olarak kullanmak istedi, kötü bir sonu bile bile seçti. Daha beter olsa üzülmezdim.
Reklam
Muazzam bir inceleme olmuş hocam. Kaleminize sağlık.Okurken çoğu yerde durakladığım ve sevdiğim bir eserdi. Aşkla alakalı Çalıkuşu'nda ki tanımda çok hoşuma gider. ""İnsan, birini sevmek felaketine uğradı mı, esir gibi bir şey oluyor."
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Anlamlı bir tanımlama... Belki Kemal'in içinde olduğu durum da kurtulmak istemediği bir esaret.