8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2024 42. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2024 18:11
Belli bir süredir okuma listemde yer alan Başka Türlü Bir Yaşamın Özlemi adlı kitabı beklediğimden çok çok iyi buldum. Yazarı Gürkan Can Kaya hızlı bir giriş yapmış olduğu edebiyat kulvarında belli ki nitelikli işler ortaya çıkartacak. Kitabı gerek konusuyla, gerek yazım biçimiyle, gerek tınısıyla oldukça kayda değer buldum. Hem Gürkan Can Kaya'ün üslubu hem de kitabın hikayesi ve içeriği, -pek çok farklılıklar gösterse de- günümüz edebiyatının varoluşçu yazarlarından olan ve pek çok eserini okuduğum Emre Timur'u ve kitabı Şizofren'i çağrıştırdı. Yazarın ve kitabın en çok beğendiğim yönü, kendini kalıplara hapsetmeyen, düşünce ve muhakeme sınırlarını zorlayan tarafı oldu. Adnan ve Hikmet arasındaki tartışmalar okuru gerçekten çapraz okumaya ve muhakemeye teşvik ediyor. Cemil Meriç, Friedrich Nietzsche ve daha pek çok önemli figürün eserlerini basmakalıp alıntılarla değil, derinlik içeren analizler vasıtasıyla yeniden okurla buluşturuyor. Bu bölümler, kitabın en sevdiğim bölümlerinden olmakla birlikte; bu tartışmalarda okura aktarılan diyalektlerin hangilerinin diğer eserlerden alıntı hangilerinin kitabın kendi kurgusu dahilinde oluşturulmuş olduğunu ayırt etmekte zorlandığımı ifade etmeliyim. Editoryal bir düzenleme ile bu sorun zannediyorum aşılabilirdi. "Tarih mi büyük adamı, büyük adam mı tarihi yaratır" tartışmasında, doğrusu gözlerim Zweig'ın, tarihi galiplerin kendi savlarını destekler biçimde yazdığı, haklı da olsa mağlupların tarihin şekillendirilmesinde kısa vadede etkisiz kaldığı ve maalesef uzun vadede haklılıklarının kabul gördüğü şeklindeki savını aradı ama sanırım yazarın öngördüğü kurgu buna gerek duymadı. Tolga'nın Hikmet Bey'le söyleşileri de insanların kendi kuytu köşelerinde tutup da gün yüzüne çıkartma cesaretini nadiren gösterdikleri soruları ortaya koymuş. İnsanın ömrünün önemli bir kısmında "başka türlü bir yaşam" peşinde koşarak elde etmeyi hayal ettiği sonucun, aslında kişinin kendisi olabilmesine bağlı olduğu düşüncesi -kimilerine göre artık klişeleşmiş olsa da- insanoğlunun hayatın anlamını keşfetmesinde ve hayatını anlamlandırma çabasında her zaman önemini koruyan bir gerçeklik. Kitapta örüntülenmiş izlek içerisinde, bir yandan Tolga'nın ruhunu belirsizlikler içinde kıvrandıran bu soruya cevap arıyor, bir yandan da kendi iç dünyasını herhangi bir idealizasyon olmaksızın olduğu gibi gözler önüne seriyor. Hikâyede yer alan farklı karakterler gıyabında; - Başarı odaklı yaşarken hayatın kendisini ıskalayan, - Kendisini anlamayan, fark etmeyen, ciddiye almayan kalabalıklar içinde yalnız kalan, - Düşünceleri ve eylemleri birbiriyle uyuşmayan, - Toplumda hâkim olan hoşgörüsüz, empati ve saygı yoksunu iklimden nasibini alan karakterleri ve bu karakterleri ortaya çıkarak dinamikleri de görme fırsatı buluyor okur. Umarım yanılıyorumdur; sonuçta şahsi düşüncem ama kitabın en az yarıya yakın bölümünde okurun ilgiyle, merakla takip ettiği ve kendince bir sonuca vardırmaya çalıştığı felsefi ve düşünsel düğüm noktalarında -özellikle hikâyenin temposunun arttığı son kısımlarda- cinselliğin daha çok öne çıkması bana göre kitabın tek olumsuz tarafı. Sonuç olarak güzel ve keyifli bir okuma deneyimi oldu. İnsanoğlunun yaşam boyunca cevabını bulmaya çalıştığı can alıcı soruların gündeme gelmesi de bence sıra dışı ve takdire şayandı. Yazarın, başka soruların yanı sıra, bunların cevabını bulmaya da odaklanacak, okuru farkındalık kazanma adına zorlamaya devam edecek yeni çalışmalar ortaya koymasını ve bunları okuyabilmeyi ümit ediyorum.
Başka Türlü Bir Yaşamın ÖzlemiGürkan Can Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2023101 okunma
··
238 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Esasında hayal/gerçeklik geçişinden ziyade kitapta alt-tema olarak sürekli okuru dürtükleyen konu olan "Tozlarına dağılan dünya" yahut şuanki deyimimle "Kendi içine doğru çöken evren" tanımlamasını yansıttığım bir durumdu o. Yani gerçeklik/hayal geçişi değil gerçekliğin yitimi. Bunu da sağlayan şey aslında son paragrafta yazarın bizatihi okur karşısına çıkması; bütün kurguyu, karakteri bir kenara bırakarak okurla göz göze gelmesi. Bir yandan da bunu yazarken insanoğlunun karşısına tüm çıplaklığıyla çıkan bir Tanrı İmgesi kurguluyordum ister istemez :)
İncelemeniz için çok teşekkür ediyorum. Sanırım ilk defa bir incelemeye yorum yapıyorum kitabım hakkında; ellerinize sağlık. Gözlerinize hayranlık duydum, gördüklerinizi dile getiriş biçiminiz için de ayriyeten teşekkür ederim. Olumlu/olumsuz eleştirileriniz bir kulağımda olmak üzere diğer kitaplar görüşürüz umarım :) Bu arada cinselliğin hissettirdiği olumsuz duyguyu anlayıp sonraki kitaplarda dikkate alacağımı bilmenizi isterim fakat bir açıklama yapmam gerekecek. Kitabın son bölümlerinde, psikolojik/felsefî buhranların ziyadesiyle arttığı bölümlerde cinselliğin de keskin bir ivmeyle artış göstermesinin sebebi psikolojik buhranın yozlaştırıcı etkisi ve yozlaşan insanoğlunun alkol/şehvet/acizlik yaşantılarına daha kolay düşkünlük göstermesine istinaden bir metaforizasyon idi. Sanırım yansıtamamışım, daha kendini belli eden bir yöntem izleyebilirdim sanıyorum :)
MURAT AYDIN
Gönderi Sahibi
Dışarıdan bir göz, belki bazı şeyleri daha net görebilir ama yine de acizane şahsi düşüncelerimi paylaşmak istedim. Benim gözlemlediğim hususların kesinlik ve doğruluk içerdiğini iddia edemem. Hastalığım nedeniyle tam anlamıyla yoğunlaşamamış olabilirim ama gene de ifade ettiğim gibi güzel bir okuma deneyimi oldu. Aslında final bölümünde tam çözümleymediğim bir hayal/gerçeklik arası bir geçiş oldu ama umarım eserinizin hakkını tam olarak teslim eden bir başka inceleme veya yorumda onu da okumayı ümit ediyorum. Kaleminiz güçlü, okurunuz bol, yolunuz açık olsun. Esenlikler dilerim...