İçimiz oldu simsiyah. Alışığız tabiki Huzursuzluğun Kitabı, 1984, Yeraltından Notlar, kitaplarından.
Yukarıda saydığım kitap isimleri, direkt Kapıların Dışında'ki kitabın abileridir.
Çok yakın gördüğüm eserlerdir.
Wolfgang Borchert II. Dünya savaşından çıkmıştır. Yaşadığı gördüğü şeyler hoş değildir. Nihilist ve cansız bir hayat insanı olarak devam eder. Savaştan döndüğünde ise artık çok geç olmuştur; yurdu yıkılmış, ruhları ölmüş bir yer kalmıştır adeta. Yazarımız tam anlamıyla bir savaş karşıtıdır.
Kitap bir sürü kez tiyatro alanında canlandırılmıştır.
Nasıl canlandırıldıysa acaba simsiyah olmuştur sahne :).
Acı dolu o kitap. Nihilizmin zirvesi olan o kitap.
Tanrıya inancı kalmamış olan Beckmann...
Tanrıyı öldüren Beckmann...
Yazarımızın, Fyodor Dostoyevski ile ciddi bir bağlantısı vardır.
Sebebi yer yer göndermeler yapmasıdır aslında.
Wolfgang Borchert siyahlığı Ruslardan gelmedir adeta. İçim ciddi şekilde karardı.
Beckmann karakteri savaştan döner. Döner, döner de dönmez olsaydı daha iyi olurdu dedim.
Adamın yaşamadığı psikolojik şiddet kalmadı adeta.
Annesini, babasını kaybeden bir adam...
Ötekiyle savaşan bir adam...
Öteki :) nereden geldi bu öteki acaba.. :)
Yer yer hayatı sevdiği anlar olsa da Beckmann'ın ötekiyle kavga ettiği anlar da bir o kadar fazladır aslında.
Siz hiç inandınız mı umuda ?
Siz hiç mutlu oldunuz mu ?
Siz hiç savaşsız bir hayat yaşadınız mı ?
Siz hiç kayıp yaşadınız mı ?
Yeraltından Notlar ile Kapıların Dışında kessinlikle kardeştir. Çok ama çok yakın gördüğüm iki kitap.
İkisi de karanlık, ikisi de yerde, ikisi de hiçin kitabı.
Kapılar hep bana çarptı
Kaldım baş başa ötekimle
Kapıların hep dışında
Annemin ve babamın, nerede olduklarını sordum.
Cevap veren yoktu.
Göçmüşlerdi bu dünyadan
Evimizin yeni sahibiyle oldum papaz
Hayat olmuş benimle zaten papaz
Ötekimle her saniye bir kavga
Barışamadık bir türlü
O hayatı sevdi, ben ise sevdiği hayata kustum
Benim sevme biçimim ölmekti
Ölmek benim sanatımdı adeta
Sevmedim hayatı
Hayat da beni sevmedi
Barışamadık hayatla
Hayatım bir savaştı
Savaş bir hayattı benim için
Yüzüm gülmedi bu dünyada
Bir kapı vurur bana
Bir hayat vurur bana
Ölmek istiyorum artık
Yaşamak sahtecilikti adeta
-------
Kitap eleştirimi, şiirimle tamamlamak istedim.
Şiirim, cenazeye konulan çelenk misali oldu diyebilirim.
Yazara yakışan da bu olurdu.
İyi okumalar. :)