Bilim gerçekten de ateist midir?
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 178. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 20:10
Doğası gereği meraklı olan insanoğlu, tarih boyunca bilinmeyeni bilinir kılacak çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Bu yöntemlerden biri daha ön plana çıkmış ve çoğumuzun en çok güvendiği yöntem haline gelmiştir. Evet, bilimden bahsediyorum. Ne var ki bazı insanlar bilimi "en güvenilir kaynak" olarak değil, "tek güvenilir kaynak" olarak görüyor. İşte bu kitap da bilimin böyle bir özelliği olup olmadığını inceliyor. Kitapta bol bol bahsedilen "yeni-ateist" kavramını açıklayarak başlayayım. Bu tanım, ateistlerin içindeki daha radikal, yalnızca dine inanmakla kalmayıp dinle mücadele edilmesi gerektiğini de savunan kesime deniyor. Yazar genelde Celâl Şengör ve Richard Dawkins üzerinde duruyor ve bu ikisinin argümanlarını tartışıyor. Bildiğiniz gibi Celâl Şengör her zaman bilime güvenmemiz gerektiğini, bilimsel olmayan bilgilerin nispeten daha değersiz olduğunu savunuyor. Yazarımız da bu görüşün bilimseverlik olmadığını, aksine bilime zarar verdiğini söylüyor. Bence doğru da söylüyor. Bilim dediğimiz şey her ne kadar değerli de olsa inceleme alanları kısıtlıdır. Bilim bize evren hakkında bilgi verebilir. Lakin bu bilgiyle ne yapılması gerektiğini söyleyemez. Bunu daha iyi aktarmak için bizzat Celal Şengör'ün bir kitabından örnek vereceğim. Celal Şengör kitabında kendisine muhalif birinin Anadolu halkını övmek için anlattığı bir olayı aktarıyor. Bu olayda, bir köyde yaşayan yaşlı bir kadının penceresine bir sürahi ve bir bardak koyarak oradan geçenlere su ikram ediyor. Celal Şengör ise bu kadının iyi niyetli dahi olsa yaptığının zararlı olduğunu çünkü herkesin aynı bardağı kullanmasının hastalık yayabileceğini, bu kadının bilim bilseydi penceresine isteyen herkese su vereceğini belirten bir kağıt asacağını ve herkese temiz bardakla su vereceğini böylece yaptığı eylemin daha iyi sonuçlanacağını söylüyor. Celal Şengör her ne kadar burada bilimin önemini anlatmak istese de kaçırdığı bir nokta var: bilim bize kimseye su ikram etmemizi söyleyemez. Elbette iyilik yapmak istediğimizde bilim bize daha verimli olmamız için yardım edecektir ama en başta iyilik yapıp yapmayacağımıza bilim dışı metotlarla karar veririz. Haliyle "bilim tek geçerli rehberdir" görüşü mantıklı değildir. Üstüne üstlük bilim yapmak istiyorsanız evrenin düzenli olduğunu ve bu düzenin insan zihni tarafından anlaşılabileceğini varsaymanız gerekiyor ve aslında bu varsayım bile bilimsel yöntemlere dayanmayan bir varsayımdır. Bilimin tek rehber olamayacağını anladıysak şimdi kitabın asıl anlatmak istediği şeye yani bilimle din arasında bir çatışma olup olmadığına geçelim. Yazarımız böyle bir çatışmanın aslında var olmadığını, yeni-ateistlerin aslında olmayan bir çatışmayı varmış gibi gösterdiğini öne sürüyor. Burada yine Celal Şengör üzerinden örnek veren yazar, Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor kitabında geçen ateist olma hikayesini inceliyor ve aslında Celal Şengör'ün bilime bakarak ateist olmadığını, halihazırda ateistken bilimde ilerlediğini ve bilimi sonradan ateizme araç ettiğini gösteriyor. Yine hem Celal Şengör'ün hem Richard Dawkins'in defalarca üzerinde durduğu "evrim dini çürüttü" iddiasına da karşı çıkıyor ve evrimle din arasında herhangi bir zıtlık olmadığını söylüyor. Hatta Charles Darwin'in Türlerin Kökeni'ni yazdığı esnada inançlı biri olduğunu yine Darwin'in yazdıkları ile ispatlıyor. Bu kitapta "evrim ve din çatışır mı?" sorusuna ucundan değinilse de ben bu konuya meraklıysanız önce Bir Müslüman Evrimci Olabilir mi? kitabını okumanızı öneriyorum. Yine yazara göre evrim teorisi Osmanlı'da sanıldığı kadar olumsuz tepkiyle karşılaşmamış, bu konuyu Darwin ve Osmanlılar kitabında daha detaylı işliyor. Bu kitabında da o kitabında da Katolik kilisesinin bilim düşmanı olduğu söylentilerine de cevap veriyor. Ben yeterince tarihi bilgiye sahip olmadığım için bu kısımlardan uzun uzun bahsetmeyeceğim. Kitap hakkındaki genel fikrime gelirsek ben oldukça beğendim. Hem bilim felsefesi hakkında bilgilendirici bir kitap oldu hem de ülkemizdeki önemli tartışma konularından birine sağlam bir yorum oldu. Bu konulara ilgili herkese önerebilirim. Şahsi fikrimi söylemek gerekirse ateistlerin bilimin insanları ateizme yönlendireceğini söylemeleri komik ve temelsiz bir iddia. Biraz gıcıklık yapıp şu çok ünlü "Bir dindar, bir tanesi dışında tüm tanrıları reddeder; bir ateist ise tüm tanrıları reddeder." sözü üzerinden gideceğim. Sen evrimi veya başka bir şeyi kullanarak iki üç dini çürüttüğünü iddia ediyorsan bu ateizmi kanıtlamaz, daha bir sürü farklı din vardır. Deistlerin "bir yaratıcı var ama bize müdahale etmiyor" iddiasını da göz önüne aldığımızda bilimle ateizmi ispatlamak için tek tek dinlerle uğraşmak yerine doğrudan evrendeki düzenin bilinçli bir yaratıcısı olup olmadığını incelemen gerekiyor. Bir düşünelim, bilim yapmak için evrende bir düzen olduğunu ve bu düzenin değişmediğini varsaymak gerektiğini söylemiştim. Mesela Ay'a roket göndereceksen kütle çekim yasasının bir anda ortadan kalkma ihtimalini hesaplamazsın, kütle çekiminin her zaman var olduğunu ve olacağını, her türlü cismin de kütle çekimine uygun davranacağını, herhangi bir cismin fizik kurallarını bozarak "Ben yerçekimini takmam aga," diyemeyeceğini varsayarsın. Peki tüm bu kuralları koyacak güçte bir yaratıcı varsa bu yaratıcı aynı zamanda kendi koyduğu kuralların dışına çıkabilecek güçte değil midir? Hatta en başta yaratıcının kendi koyduğu kurallarla etkileşim halinde olduğunu bile düşünmemiz için bir neden yok. Haliyle bir yaratıcının var olup olmadığı, evrendeki düzeni anlamak için kullandığımız metot olan bilimin sınırlarının dışında kalan bir tartışma konusudur. Üstelik şöyle bir durum var. Eğer bir yaratıcı yoksa insan zihninin bir yaratıcının yokluğunu anlayabilecek kapasiteye evrilmesi için hiçbir neden yoktur. Sonuçta nasıl bir sincap gömdüğü yiyeceği bulacak hafızaya sahip olurken bir yandan matematik de bilmiyosa, bir arı hiçbir alet kullanmadan o kovanı o kadar düzgün yapacak kadar geometri bilirken bir yandan da felsefe yapmıyorsa insan da yalnızca hayatta kalıp üremesinde avantaj sağlayacak zihinsel fonksiyonlar geliştirip daha fazlasını geliştiremezdi. Bu hem enerji tasarrufu açısından avantajlı değildir hem de doğa kurallarıyla çalışan atomların, hücrelerin bir araya gelip, bu kurallara göre tepkimeler ve etkileşimlerde bulunup bu kuralların dışında bir şey olup olmadığına karar verme yetisine sahip olması mantıklı değildir. Haliyle bir yaratıcı olmasaydı bile ateistler bunu mantıklı bir metotla keşfetmemiş, şans eseri doğru tutturmuş olacaktı. O yüzden ateizmin bazılarının iddia ettiği gibi bilimin ispatladığı bir şey olmadığını, bir inanç olduğunu vurgulayarak incelememi bitiriyorum.
Bilim
Bilim Ne Değildir?Alper Bilgili · Doğu Kitabevi · 2017461 okunma
··
1 +1'leme
·
3.672 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Caner Taslaman için doğru düzgün bilmi bilmediği söyleniyor. Hatta tanıdığım dindar biri söylediklerinin Müslümanlık ile uyuşmadığını iki tarafta da olduğunu göstermek için saçmaladığını söylemişti. İnceleme konusunda da kitabı merak ettim okuyacaklarıma ekliyorum eline sağlık.
Yiğit Baran
Gönderi Sahibi
Evrimle ilgili yazarken zaten kendisi kabul ediyor bu kitap biyolojiyle ilgili değil yalnızca dini açıdan inceleyeceğim diye
Detaylı ve emek verdiğiniz bir inceleme olmuş elinize sağlık. Gördüğüm kadarıyla yazar güzel bir noktaya parmak basmış. Fakat ben ne Richard Dawkins ne de Celâl Şengör'ün dine ölümüne saldırdıklarını veya bilimin ateizmi kanıtladığını söylediklerine şahit olmadım. Bu kişiler bilimle ateizmi kanıtladıklarını iddia etmekten ziyade bilimle dinlerin "saçma noktalarını" çürütüyor yeri geldiğinde. Fakat bunu yaparken kendileri herkes tarafından tanınan ateistler oldukları için ateizmin bayrak taşıyıcısı veya misyoneri gibi algılanıyor toplum tarafından. Ateist misyonerlik biraz onların algılanış biçimi bence. Bu insanlar kendi alanlarında çok önemli bilim insanları. Dawkins bile Tanrı'ya inanmayı 7 kademeye ayırmış ve kendisini "kesinlikle, asla yoktur" diyen kategori yerine çok yüksek ihtimalle yoktur diyen 6. kategoride sayıyor. Dine karşı biraz agresif olmalarının sebebi de dinlerin acayip saçma argümanlarla hayatın içine müdahil olması. Bu kadar pozitif bilimle yoğrulmuş insanları rahatsız etmesi bence gayet doğal bu durumun. Evrimsel biyolojiyi yalayıp yutmuş biri olarak kendinizi Dawkins yerine koyun ve size bilimin b'sinden anlamayan bir cahilin madem evrim var o zaman neden ara türler yok? Mesela neden "crocoduck" (ördek ve timsah karışımı) hayvanı bulunamadı gibi beyinsizce bir soru sorulduğunu düşünün... Bu tarz aptallıklara karşı mecburen bu bilim insanları da da toplumu aydınlatmak ve doğruları göstermek istiyor. Bunu yaparken zaman zaman aşağılayıcı bir tavır hissettiriyor da olabilirler ama doğrunun peşinde olan birine bence batmaması lazım yine de. İlla ki karşılıklı gibi duran iki görüş, iki anlayış, iki iddia, eşit derecede görülmek zorunda değildir. Evet çok fazla din var, evet hepsi aynı da değil. Ama her inanışa, her düşünceye, her itiraza eşit şekilde şans verip yıllar boyu araştırmaya girecek lüksümüz ve zamanımız da yok maalesef. İnsanların inanma ve yüce bir olguya bağlanma ihtiyacı var; bu bir gerçek. Ama bu gerçekten yola çıkarak evrenin hakikati hakkında temelsiz iddialarda bulunmak da biraz fazla geliyor bana. Evet bilim önde, bir adım da değil çok adım önde bana kalırsa tüm dinlere göre. Tabi bu demek değil ki dinler aşağılanmalı, inananlar hor görülmeli vs. Ama bu tarz bilim adamları da artık bağnazlıktan yılmış ve doğal bir refleks olarak bazı gerçekleri sunarak saçma olduğunu bildikleri şeyleri ayyuka çıkarmak durumunda hissetmişler. Kendi işlerini güçlerini bırakıp tam zamanlı din düşmanlığı veya ateizm güzellemesi yaptıklarına katılmam. Bilimin ateizmi kanıtladığını söylediklerini de ben görmedim. Şöhretli ateistler oldukları için bu biraz insanların kendi yakıştırması.
Yiğit Baran
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim öncelikle :) Celal Şengör hangisiydi hatırlamıyorum ama bir kitabında başörtülülerin üniversiteye alınmamasını çünkü başörtüsünün sorgulanamaz değerleri temsil ettiğini bunun da üniversitede yerinin olmaması gerektiğini savunuyordu, onun haricinde bariz bir şekilde taraflı yorumları da var. Mesela pornografinin serbest olması gerektiğini savunurken aslında yasaklanmasının bir mantığı olmadığını, sadece dini nedenlerle yasaklandığını iddia ediyordu ve bağımlılık risklerine hiç girmiyordu veya devletin başörtüsüne kısıtlama getirebileceğini çünkü cildin güneş almasını engellediği için bunun sağlıksız olduğunu, sağlıksız bir şeyi yasaklamanın özgürlüğe aykırı olmadığını falan öne sürüyordu. Ha ben böyle insanların çıkıp konuştuğu televizyon programlarını pek takip etmiyorum kitaplarında gördüğüm kadarıyla söyleyebilirim. O yüzden Alper Bilgilinin "O böyle dedi" diye sunduğu şeyleri yazmadım buraya çarpıtılma vb. ihtimallere karşı. Ama kendim okuyup gördüklerim de hak vermeme yetti şahsen saldırı konusunda. Richard Dawkins'in doğrudan din düşmanlığına rastlamasam da hayat görüşünü dayatmak için bilimi kullandığı biliniyor. Hatta dindar insanları geçtim, bir ateist olan Frans De Waal bile kendilerini ziyaret eden Richard Dawkins'in primatlarda Gen Bencildir'deki fikirlerine uyuşmayan davranışlarla karşılaştığında bunları biyolojinin dışına itmek için bahaneler türetmesinden rahatsız. Adamın böyle bir profili olunca Alper Bilgili "Richard Dawkins şöyle demişti, böyle demişti" falan deyince pek şüphelenmedim şahsen ama kendi okuduğum iki kitabında da bir saldırganlığını görmedim yalan olmasın
Çok iyi inceleme olmuş Yiğitcim ellerine sağlık
Yiğit Baran
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😊
Aslında bilim ,dinler veya nonteizmle ilgilenmez. Kendi yolunda dünyayı ve evreni daha iyi anlamlandırmaya çalışır. Celal Şengör veya Caner Taşlaman veya Enis Doko gibi kişiler de bu bilgiler ışığında kendi felsefesini oluşturuyorlar . Tek sakıncası bilim insanlarının çalışmalarını yaparken dogmalardan etkilenmesidir . Bilim insanı dindar veya ateist de olsa çalışmalarında bu hususlara dikkat etmelidir .